İİK’nun 165/I maddesi uyarınca iflasın açılması kararında “iflasın açılma anı”nın gün ve saat olarak gösterilmesi gerekeceği-
Kendi imzasını taşıyan genel kredi sözleşmelerine dayalı olarak borçluya kullandırılan kredilere kefil davalının, kefalet limiti ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarından sorumlu olduğu- Mahkemece öncelikle davalı kefilin imzasını taşıyan sözleşmelerden doğan bir borç bulunup bulunmadığının belirtilmesi ve daha sonra kefilin durumunun ağırlaştırılıp ağırlaştırılmadığının irdelenmesi yönünden konusunda uzman yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınıp, uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekeceği-
Alacak, tapu iptali ve tescili davası-
Uyuşmazlık, İİK 308 /b kapsamında alacak istemine ilişkindir.
Uyuşmazlığın bedelsiz  senedi kullanma , haksız şikayet , haksız takip ve haksız hacizden  kaynaklanan kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat isteğine ilişkin olduğu - Senedin teminat senedi olarak alındığı ,  işverenin zararının  ispat  edilemediği , davalının  teminat senedi olarak verildiğini bildiği ve davacıdan alacağı bulunmadığı halde,  iş sözleşmesi uyarınca alacağını almak için dava açarak davayı kazanan davacı aleyhine olacak şekilde ona yapılacak ödemeyi sonuçsuz bırakma amaçlı olarak  icra takibine konu etmesi ,  menkul ve maaş haczi yapılması eyleminde, kötü niyetli ve ağır kusurlu  davrandığı - Hırsızlık ve dolandırıcılık gibi suçların  yüz kızartıcı suçlar olması nedeni ile hırsızlık ve dolandırıcılık gibi ağır sonuçlar doğurabilecek bir konuda şikayet hakkının kullanılmasından önce yeterince ve ciddi olguların varlığının belirlenmesi, acele davranılmaması ve kayıtsızlık da gösterilmemesi gerektiği , dolayısıyla ekonomik yönden güçsüz olan işçi hakkında  , sonraki iş yaşamını da etkileyecek dolandırıcılık  eyleminden şikayetçi olunurken yeterince ve ciddi olguların varlığının belirlendiğinin söylenemeyeceği- Manevi tazminat taleplerinde takdir edilecek paranın, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi olan özgün bir nitelik taşıdığından, bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmediği - O halde bu tazminatın sınırının onun amacına göre belirlenmesi gerektiği, takdir edilecek tutarın, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olması gerektiği-
Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın muaccel olabilmesi için, hesabın kat edildiğine dair ihtarın asıl borçluya usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiş olması gerekeceği–
Önalım (şuf’a) hakkının kullanılması nedeni ile önalım hakkı sahibi alıcının, bedele ilişkin yükümlülüğü, hakka konu olan payın kullanıldığı tarihteki (önceden kullanılmamışsa dava tarihi) değeri olması gerekeceği-
Tapu iptali ve tescil istemli davada, dava konusu taşınmazın değeri üzerinden nispi harç alınması gerektiği- Davacı tarafça eksik nispi harcın tamamlanması halinde; mahkemece; bağımsız bölümün davacı arsa sahibine sözleşme kapsamında teslimi gerektiğini bilen davalıların teslimi gerçekleştirmeyerek öncesi itibariyle sattıkları daha sonra aynı kişiden satın almak suretiyle davalı bağımsız bölümün kayıtlandığı, bu kişilerin sözleşmenin ve davanın tarafı olduğu dikkate alınarak, davacıdan taşınmazı üzerindeki takyidatlarla yüklü olarak tescil isteyip istemediği sorularak, ipotek ve hacizlerle yüklü olarak talepte bulunması halinde, üzerinde bulunan takyidatlarla birlikte tapu iptali ve tescile karar verilmesi; takyidatlardan ari olarak tapu iptali ve tescil isteminde bulunması durumunda ise, akit tablosu celp edilerek taşınmaz üzerinde mevcut hacizlerinin devam edip etmediği, yine Bankasnın ipoteğinin kim tarafından konulduğu, devam edip etmediği araştırılarak, gerektiğinde davacı vekiline ipotek ve haciz sahipleri aleyhine dava açarak işbu dava ile birleştirilmesini sağlamak üzere süre verilmesi, ipoteğin ve hacizlerin kaldırılması mümkünse fekleri, aksi halde bedellerinin depo edilmesi hususları karar yerinde tartışılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği-
Kira ilişkisi kurulduktan sonra alınan taahhütnamenin kiracının serbest iradesini yansıttığının kabul edileceği- "Taahhütnamede yer alan tarihlerin sonradan doldurulduğu" iddiasını ispatla yükümlü olan davalının bu hususta yazılı tahliye taahhütnamesi ile aynı kuvvette delil sunamaması karşısında hukuken geçerli tahliye taahhütnamesi doğrultusunda tahliliye karar verilmesinin yerinde bulunduğu- "Kira sözleşmesinin ekiymiş gibi imzalatılan belgenin aslında bir tahliye taahhütnamesi olduğunun ve şirketin Türkçe bilmeyen yabancı yetkilisinin iradesinin fesada uğratıldığının sonradan öğrenildiğini, işlemin yapıldığı dili bilmeyen tarafın işlemin içeriğini anlamasının mümkün olmadığı gibi sağlıklı bir iradeye de sahip olamayacağı, kira bedeli artışı için silah olarak taahhütnamenin kullanıldığını ve bu hususun e-mail yazışmalarından anlaşılacağını, kira süresi bitmeden tahliye taahhüdü imzalanmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu" ileri süren davalı vekilinin temyiz isteminin reddi gerektiği-
Geçerli sözleşmenin ifasının imkânsız hâle gelmesi nedeniyle sözleşmeye konu taşınmazın rayiç bedelinin tahsili istemiyle açılan dava yönünden, sözleşme çerçevesinde ödediği bedelin kendi talebi üzerine davacıya iade edilmiş olması ve bu ödeme sırasında herhangi bir ihtirazî kayıt konulmaması durumunda, dava konusu borcu sona erdiğinin kabul edileceği- "Son içtihatlarda hak sahiplerine taşınmazın rayiç değerinin ödenmesi gerektiğinin kabul edildiği, davacıya sözleşmenin geçersiz olduğu şeklindeki bir kabulle sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde ödediği bedelin iadesi yönünde yapılan ödemenin taraflar arasındaki borç ilişkisini tümüyle sona erdirmediği, davalının geçerli sözleşmenin kendi kusuruyla ifasını imkânsız hâle getirmesi nedeniyle davacıya karşı taşınmazın rayiç bedeli nispetinde sorumluluğunun devam ettiği, davacının sözleşmeyle ödediği bedelin kendisine iade edilmesi yönündeki başvurusunun ibra niteliği taşımadığı, sözleşmeye dayalı olarak gerçek zararın tazminini isteyen davacının kısmî ödeme sırasında ihtirazî kayıt sunmamış olmasının davalıyı borç yükünden kurtarmayacağı" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-

İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.