Somut olayda; alacaklı vekilince 18.03.2021 icra müdürlüğüne sunulan takip talebiyle 47.177.327,13 Euro ve 8.239.255,31 TL üzerinden takibe başlandığı, 18.03.2021 tarihli icra emrinde de aynı miktarların tahsili istenmekle birlikte yabancı para alacağının TL karşılığı gösterilmediği gibi, harca esas değerinin de Türk Lirası olarak yazılı olmadığı, daha sonra alacaklı vekilinin talebi ile 16.04.2024 tarihli icra emrinde ise yabancı para alacağının TL karşılığının gösterildiği, aynı takip dosyası üzerinden İİK 58/3'e göre 18.03.2021 ilk takip talebi iptal edilmediği sürece ayakta olduğu ve borçlu tarafından şikayet dilekçesinde iptali istenen icra emrinin 18.03.2021 tarihli icra emri olduğu ve bu icra emrinde de yabancı para alacağının TL karşılığının gösterilmediği- İlk derece mahkemesince, 18.03.2021 tarihli takip talebi ve icra emrinde yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden 8.239.255,31 TL talep edilmiş ise de; esas hükmün fer’isi niteliğinde olan bu alacak kalemleri kural olarak ilamın bölünmezliği ilkesi nedeniyle bütün olarak icrası talep edilebilecek olup asıl alacaktan ayrı, fer’i nitelikteki alacakların takibe konu edilmesi mümkün olmadığından, kamu düzeni ile ilgili olan İİK’nun 58. maddesi gözetilmek suretiyle, 18.03.2021 tarihli takip talebinde 47.177.327,13 Euro yabancı para alacağının harca esas değer olarak Türk Lirası karşılığı gösterilmediğinden takibin tümden iptaline karar verilmesi gerektiği-
Kısa kararla gerekçeli karar arasında bu şekilde çelişki oluşması nedeniyle davalı tarafın talebi üzerine .......... tarihli ek karar ile HMK 305. madde gereğince asli müdahil hakkında karar verilmesinin zuhulen unutulduğu gerekçesiyle gerekçeli kararın hüküm fıkrasının 1. nolu bendine ''asli müdahil bankanın davasının reddine'' ifadesinin eklenmesine karar verilerek asli müdahil aleyhine, davalı lehine yeni bir hak ve yükümlülük getirecek şekilde hüküm kurulmuş olup, işlemin HMK'nun 305-306. maddeleri uyarınca tavzih yoluyla hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez hükmüne aykırı olduğu-
Senedin «teminat» olduğuna ilişkin iddianın, senedin bu durumunu bilmeden ciro yoluyla senedi devralan hâmile karşı da ileri sürülemeyeceği–
İİK. mad. 150/a uyarınca, icra mahkemesince tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılamayacağı—
Teminat yükünün paylaştırılması suretiyle paylı ipotek için yapılan takiplere ilişkin takip talebinde tüm ipotekli taşınmazların gösterilmemesinin takibin iptali sonucunu doğurmayacağı-
Protokol uyarınca alacaklıya verilmiş olan bonoya dayanılarak mahkemece ihtiyati haciz kararı verilemeyeceği–
4. HD. 10.04.2023 T. E: 2021/27252, K: 5152
İİK’nun 72/4 maddesine göre; “Dava, alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde %40’tan aşağı tayin edilemez.” . Davalı alacaklı yararına anılan yasa hükmünde belirtilen tazminat koşulları oluştuğu halde, mahkemece tazminata hükmedilmemiş olmasının bozmayı gerektireceği-
11. HD. 03.10.2016 T. E: 9334, K: 7701-
Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlanılan icra takibinde borçluların, takibe konu senedin kambiyo senedi vasfında olmadığı, genel kredi sözleşmesinin teminatı olduğunu ileri sürdüğü davada, dayanak belgenin hangi ilişkinin teminatı olduğunun yazılı belge ile kanıtlanması, genel kredi sözleşmesinin aslının ya da tamamının onaylı örneğinin celbedilerek gerekli araştırma yapıldıktan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-
İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.
