Konut Kredisi ve Konut Yapım Hesabının Kullanımı Sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemi-
Vekilin görevini yerine getirmemesi neticesinde doğan zararın tazmini talebine ilişkin davada, davalı avukatın ihmali ile müvekkili davacının uğradığı zarar arasında uygun nedensellik bağı bulunup bulunmadığının saptanması açısından, dava açılmadığı ileri sürülen taşınmazlar ile ilgili davalar açılmış olsaydı elde edilecek menfaatin tespit edilmesi gerekeceği-
Davalının askerde olduğu dönemde tedbir nafakası ile sorumlu tutulamayacağı- Boşanmanın fer'i niteliğinde bulunan maddi ve manevi tazminat, boşanma hükmünün kesinleşmesiyle muaccel hale geleceğinden, faize de bu tarihten itibaren hükmedilmesi gerektiği-
Elektronik yolla davacı vekiline yapılan tebliğin 5 gün sonra yapılmış sayılması gerektiği-
1163 s. Kooperatifler Kanunu mad. 98. maddesi yollaması ile 6762 s. TTK. mad. 341. maddesi gereğince, yöneticilere karşı sorumluluk davasının görülebilmesinin genel kurulun bu yönde karar alması ve davanın denetçiler tarafından açılmasına bağlı olduğu, bu hususların dava şartı olmayıp sonradan tamamlanabilen usulü eksikler olduğu- Genel kurul kararı bulunmayan taleplerle ilgili HMK'nın 52., 53. ve 54. (HUMK'nın 39. ve 40.) maddeleri uyarınca davalılar hakkında sorumluluk davası açılmasına ya da açılan işbu davaya muvafakat verilmesine ilişkin genel kurul kararının ibrazı için önel verilmesi, noksan olan usuli işlemler yerine getirildikten sonra davaya devam edilmesi, verilen süre içinde bu eksiklikler tamamlanmaz ise bu talepler yönünden davanın açıklanan usul yönünden reddedilmesinin gerektiği- Davalılarca rapor ve ek raporlara itirazlarda bulunulduğu, alınan ek raporların itirazları karşılamadığı gözönünde bulundurularak, ayrı bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davacı kooperatifin defter kayıt ve belgeleri üzerinde inceleme yaptırılıp, ayrıntılı, gerekçeli,davalıların itirazlarını cevaplar nitelikte, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bir rapor alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken aynı bilirkişi kurulundan rapor ve ek raporlar alınarak yazılı şekilde hüküm tesisinin hatalı olduğu-
Avukatlar, genellikle bilinen ve kabul edilen kural ve usulleri bilmedikleri takdirde bundan sorumlu olacakları- Avukatın görevini ihmal suretiyle davacı tarafın zarara uğramasına sebep olduğu gerekçesi ile açılan tazminat davasında, dayanak dava dosyasında, avukatın süresinde işbölümü gereği görevli ve yetkili Bakırköy Ticaret Mahkemesine başvurması halinde davacının davayı kazanabilme ihtimalinin olup olmadığı, olmadığı takdirde bile, sorumlulara karşı başkaca hukuki sebeplerle talepte bulunma hakkı bulunup bulunmadığı hususlarının araştırılması ile sonuca gidilmesi gerektiği, açılan davanın bu halde dahi kazanılamayacağı ve davacının haklarını başka bir hukuki yol ve yöntemle de ileri sürüp elde edemeyeceğinin anlaşılması ve bu zararla davalı vekilin eylemleri arasında illiyet bağının kurulması halinde ancak "zarar" kavramının oluştuğunun kabulü gerekeceği-
Somut olayda ; hakimin sınırlı sayıda belirtilen sorumluluk sebeplerinden hiçbiri bulunmadığından ve hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı tazminat şartları oluşmadığı-
Somut olayda; asıl davanın 8.000,00 TL dava değeri belirtilerek harç yatırıldığı, yapılan keşif sonrasında alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacılar vekili tarafından yapılan ıslah ile dava değerinin 12.120,00 TL olarak belirlendiği ve ilgili harçların yatırıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda, asıl davanın 8.608,92 TL yönünden kabulüne, diğer kısmın reddine karar verildiği, gerekçeli kararda yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden hüküm kurulmadığı, 29.03.2024 tarihinde 6100 sayılı Kanunun 305/A maddesi uyarınca ek karar verilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin hüküm altına alındığı- O halde; mahkemece davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan yargılama giderleri ile vekalet ücretinin taraflara yükletilmesine karar verilmesi gerekirken, davanın kısmen kabulüne karar verilmesine rağmen, yargılama giderlerinin tamamının davalıya yükletilmesi ve reddedilen kısım üzerinden davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemesinin doğru olmadığı-
Zorunlu deprem sigorta poliçesinde, dava dışı banka rehin alacaklısı olup poliçede dain mürtehin kaydı yer aldığından ve banka, alacağının devam ettiğini alacağı devam etmek kaydıyla davaya muvafakat ettiğini bildirmiş olup şartlı muvafakatin dava açmak için yeterli olmadığı, poliçeden kaynaklı alacak üzerinde rehin alacağı nedeniyle bankanın rüçhan hakkı olduğundan, davacının aktif husumet ehliyeti yokluğundan dask sigortasına dayalı tazminat istemine ilişkin davanın reddi gerektiği-
HMK'nun 119. maddesinin, dava dilekçesinde hiç adres bulunmayan hallerde uygulanacağı-

İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.