Sıra cetveli yapılırken güncel alacak miktarının göz önünde bulundurulması gerektiğini ileri süren davacının bu yöndeki itirazının esas itibariyle takip hukuk hükümlerine aykırı hareket edildiğine ilişkin olduğu, bu bakımdan davaya bakma görevinin icra mahkemesine ait bulunduğu anlaşıldığına göre mahkemece mahkemenin görevsizliği yerine dava şartı noksanlığı sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği-
Davacının hapis hakkından kaynaklanan alacağının rüçhanlı olduğu iddiasına dayalı olarak sıra cetveline itirazlarının, alacağın doğumuna (esasına) ve gerçek miktarına yönelik olmayıp, sıraya yönelik olduğu, bu durumda mahkemece, İİK'nın 142/son maddesi uyarınca İcra Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu gerekçesiyle karar tarihinde yürürlükte olan HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddesi uyarınca davanın usulden reddi gerekeceği-
İtirazın iptali davası açıldıktan sonra aynı hukuki sebebe dayanarak menfi tespit davası açılmasında hukuki yararı bulunmadığı-
Davalının itiraz süresi geçtikten sonra itiraz etmiş olması sebebiyle takibin kesinleştiği, davacının kesinleşen takibe devam ederek alacağını tahsil edebileceği, itirazın iptali davası açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-h ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekeceği-
Mahkemece, göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğu gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı HUMK dönemdeki uygulamaya uygun şekilde gerekçede "görevsizlik kararı", hüküm fıkrasında "mahkememizin görevsiz olduğu anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğine" ibarelerine yer verilmesi doğru olmamış ise de sonucu itibariyle doğru olan kararın, HUMK'nın 438/son maddesi uyarınca değişik gerekçeyle ve hüküm fıkrasının 1. bendindeki yanlışlığın giderilmesinin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği-
Taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesi hükümlerine dayalı olarak davalı kurumca davacı şirketin hak edişlerinden yapılan kesintinin tahsili istemine ilişkin davada 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesi "İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle (o kanunun değiştirilen ikinci maddesinin Ç, D ve E fıkralarında istisna edilen işlerde çalışanlar hariç) işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu'na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile görevli olarak lüzum görülen yerlerde iş mahkemeleri kurulur." hükmünü haiz olup, taraflar arasında işçi işveren ilişkisi bulunmaması ve davanın taraflar arasındaki 09.12.2009 tarihli hizmet sözleşmeden kaynaklanması nedeniyle, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinin 15.05.2008 tarih 5763 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile değişik 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 81/1-ı bent hükmü çerçevesinde yorumlanması suretiyle çözümlenmesi gerektiğinden, tacir olan taraflar arasındaki uyuşmazlıkla ilgili görevli mahkeme, Ticaret Mahkemesi olduğundan, uyuşmazlığın esası incelenip, sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği-
Sözleşmenin 19. maddesinde; inşaata haklı bir neden olmaksızın başlanmaması veya yüklenici şirket tarafından inşaatın yapılmasından vazgeçilmesi halinde yüklenicinin arsa sahibine, arsa sahibinin sözleşmeyi haksız olarak feshetmesi halinde ise arsa sahibinin yükleniciye 30.000,00 TL tazminat ödemesinin kararlaştırılmış olması karşısında, talep edilebilecek tazminat miktarı davacı-karşı davalı tarafça açıkça bilinebilecek durumda olduğundan, sözleşmeye göre yükleniciye ait olduğu ileri sürülen hafriyat gideri ve vergi ödemelerinin de miktarı açıkça arsa sahibince bilinebilir nitelikte olduğundan, davacı-karşı davalının kısmi talepte bulunmasında hukuki yararın bulunmadığı-
Davalı kocanın vesayet altına alınmasının gerekip gerekmediğinin araştırılması ve bu hususun bir ön sorun sayılarak sonucuna kadar yargılamanın bekletilmesi gerekeceği-
Kooperatif ile ortağı arasındaki ortaklık ilişkisinden doğan davaların 1163 sayılı Kanun'un 99. maddesinde ticari dava olduğu kabul edilmiş ise de, 99. maddede münhasıran asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğu öngörülmediğinden, Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü niteliğinde olduğundan ve münhasıran iki tarafın arzularına tabi olmayan işlerden olmadığından, taraflarca bu yönde ve süresinde bir itiraz olmadığı sürece bu hususun re'sen dikkate alınamayacağı ve asliye hukuk mahkemelerinin miktar yönünden görevli ise davaya bakması gerekeceği, 6100 sayılı HMK'nın Geçici 1/1. maddesi uyarınca bu Kanun'un göreve ilişkin hükümlerinin, bu Kanun'un yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan davalarda uygulanmayacağı- Mahkemece karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca mahkemenin görevine ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, karar tarihi itibariyle yürürlükte olmayan 1086 sayılı HUMK'nın dava şartı öngörmeyen göreve ilişkin hükümlerine uygun olarak "Mahkememizin görevsizliğine" ibaresine gerekçede; "Dava dilekçesinin görev yönünden reddine, mahkememizin görevsizliğine" ibarelerine ise hüküm fıkrasında yer verilmesinin hatalı olduğu-