Mahkemece, HMK'nin 31. maddesi uyarınca, davacı erkeğe miras kaldığını iddia ettiği taşınmaza ilişkin bilgileri açıklaması için süre ve imkan verilmesi, taşınmaz bilgilerinin açıklanması halinde ilgili taşınmazın ilk tesisten itibaren devirleri içeren dayanak evrakları ile birlikte tapu kaydı ile tedavüllerinin ve davacı erkeğin kadının hesabına para gönderdiği banka hesap hareketlerinin getirtilmesi; sonucuna göre banka hesabındaki paranın miras kalan taşınmazın satışından elde edilen para olduğunun anlaşılması halinde davacı erkek lehine değer artış payı alacağının hesaplanması, aksi halde davacı erkeğin kadının hesabına gönderdiği paranın da edinilmiş mal olacağı gözetilerek bir karar verilmesi gerekeceği-
Somut olayda, tasfiye konusu eklenecek değer kabul edilen 1977 ada 5 parsel 10 nolu bağımsız bölüm ve 2692 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tasfiyede esas alınacak değeri belirlenirken, yukarıda izah edilen ilkeye aykırı şekilde, taşınmazların taraflar arasındaki muvazaaya dayalı dava dosyasındaki hükmedilen alacak miktarı dikkate alınarak değer artış payı ve katılma alacağının belirlenmiş olmasının doğru olmadığı, o halde, Mahkemece, tasfiye konusu taşınmazların tasfiye (önceki karar bozulmakla değer güncelliğini yitireceğinden bozma sonrası yeni karar tarihine en yakın tarihteki) tarihi itibariyle sürüm (rayiç) değerleri belirlendikten sonra, değer artış payı ve katılma alacağı hesaplanarak ve talep miktarı da gözetilerek karar verilmesi gerekeceği-
Dosya içeriğine göre, davalı-davacı erkek asıl davada aleyhine tespit edilen, hükmedilen ve temyize konu edilen toplam miktar 352.976,98 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı-davacı erkek vekilinin asıl dava yönünden temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekeceği- Taşınmazın edinme tarihi dikkate alınarak kişisel mal olduğuna yönelik kabulü yerinde ise de; öncelikle taşınmaza evlilik birliği içinde yapılan iyileştirmelerin taşınmazın kaba inşaat seviyesi dışındaki, diğer ifade ile taşınmazın kaba inşaat halinden taşınmazın oturulabilir hale getirilmesi için yapılan iyileştirmeler olduğu kabul edilerek ve bu konuda konusunda uzman bilirkişi/bilirkişilerden raporda alınarak ve son olarak iyileştirmelerin edinilmiş mallardan karşılandığı da gözetilerek; iyileştirmeler yönünden davalı-davacı erkek lehine değer artış payı alacağına hükmedilmesi gerektiği-
Mahkemece, davacı-davalı erkek lehine tasfiye konusu 22 nolu bağımsız bölümün edinilmesinde davalı-davacı kadın adına kooperatif yoluyla edinilen dava dışı 23 nolu bağımsız bölümün satışından elde edilen paranın kullanıldığı kabul edilerek dava dışı 23 nolu bağımsız bölüm için 01.01.2002 tarihinden sonra kooperatife yapılan ödemenin tüm ödemelerdeki oranı ve bu oranın dava dışı 23 nolu bağımsız bölümün satışından elde edilen paradaki oranı (edinilmiş mal oranı) ve miktarı belirlenerek bu miktar ile tasfiye konusu 22 nolu bağımsız bölümün edinilmesinde kullanılan konut kredisinin evlilik birliği içinde ödenen kısmı yönünden davacı-davalı erkek lehine artık değere katılma alacağı hesaplanması yerinde ise de; dava dışı 23 nolu bağımsız bölüm için 01.01.2002 tarihinden önce kooperatife yapılan ödemeler yönünden davacı-davalı erkeğin çalışarak katkısı iddiası olduğu ve bu iddiasını da mevcut delil itibariyle ispatladığı göz ardı edilerek karar verilmiş olduğu- Mahkemece, tasfiye konusu 22 nolu bağımsız bölümün edinilmesinde satış parası kullanılan dava dışı 23 nolu bağımsız bölüm için 01.01.2002 tarihinden önce kooperatife yapılan ödemeler yönünden davacı-davalı erkeğin yaptığı katkı oranı bulunduktan sonra, 01.01.2002 tarihinden önce kooperatife yapılan ödemelerin tüm ödemelerdeki oranı ve buna bağlı olarak dava dışı 23 nolu bağımsız bölümün satışından elde edilen paradaki davacı-davalı erkeğin ve davalı-davacı kadının ayrı ayrı kişisel mal oranı ve miktarı belirlendikten sonra, davacı-davalı erkeğin tasfiye konusu 22 nolu bağımsız bölüm yönünden değer artış payı alacağının da hesaplanması gerekeceği-
Taraflar arasındaki mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak davasında; boşanma davasının yargılaması sırasında davalı erkeğin, davacı kadına dava konusu evlilik birliği içerisinde alınan, davalı erkek adına tescil edilen “araç ve evin üzerindeki katılma alacağı hakkını vereceğini” söylediği ancak vermediği iddiasına karşın; davalı erkeğin beyanlarının “mahkeme içi ikrar” niteliğinde olduğu, tarafların anlaşmalı olarak boşandıkları ve aralarında düzenlenen protokolün dördüncü maddesinde “malları paylaştırdıkları ve bu konuda edinilmiş mallara ilişkin bir talepleri olmadığı”nın düzenlendiği; çekişmeli boşanma davası açan kadının, boşanmaya zorlandığı ya da iradesinin sakatlandığı iddialarını ispatlayamadığı, kadının katılma alacağı hakkı olduğunu ispatlayamadığı-
Artık değere katılma alacak miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değerlerinin esas alınacağı-
Tasfiyeye konu mal kredi ile satın alınmışsa, kredi veren kuruluşa yapılan geri ödemelerin isabet ettiği dönemden, miktarından ve taksit sayısından hareketle mal rejiminin tasfiyesi sonucunda eşlerin alacak miktarlarının belirleneceği, edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde yapılan ödemelerde, eşler lehine değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacağı haklarının doğabileceği, kredi borcu ödemelerinin bir kısmının mal rejiminin devamı süresince, bir kısmının da daha sonraki tarihlerde yapılmasında, mal rejiminin geçerli olduğu dönemin sonrasında sarkan ödemeler, dava konusu taşınmazın borcu kabul edilerek tasfiyenin gerçekleştirileceği-
Evlilik birliği içinde edinilen taşınmaza aynı dönemde çalışan ve geliri bulunan kadının da katkı yapmasının olağan olduğu- Koca tarafından, tanık beyanlarının aksine bir delil ileri sürülüp kadının çalışmadığı ispatlanmadığına göre, çalışan kadının evlilik birliği içinde edinilen ve tapuda erkek eş adına tescil edilen taşınmaza katkısının bulunduğunun kabul edileceği- Davacı eşin ev işlerinin yanında davalı ile birlikte tarlada, bahçede, hayvan yetiştiriciliğinde, mevcut bir dükkânın işletilmesinde vb. şekilde düzenli çalışma ve katkısının varlığı sabit iken “davacının elde ettiği gelirin belirlenememesi” nedeniyle katkı oranının tespitinde duraksama ve güçlük yaşandığı takdirde hâkimin, denkleştirici adalet ilkesi gereği, somut olayın koşullarını kendi içinde değerlendirmek suretiyle hukuk ve hakkaniyete uygun bir katkı oranı takdir etmesi, bu oranın, tasfiyeye konu taşınmazın dava tarihi itibari ile belirlenecek olan rayiç değeriyle çarpılması sonucu davacı eşin katkı payı alacağı miktarının belirlenmesi gerektiği-
Katılma alacağı davasında; mahkemece davalının kişisel mal savunmasına yönelik yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan hüküm kurulmasının hatalı olacağı- Somut uyuşmazlıkta; hükme esas alınan bilirkişi raporunda banka hesaplarının açılış kapanış tarihlerinin dikkate alınarak hesaplar arası aktarım olup olmadığı, hesapların birbirinin devamı olup olmadığı tespit edilmeden, 2006 öncesi kayıtlar olmadığı için mevcut paranın edinilmiş mal kabul edilerek artık değere katılma alacağı hesaplanması ve mahkemece elverişsiz rapora göre hüküm kurulmasının doğru olmayacağı-
Mahkemece, dava konusu meskenin devir tarihindeki durumu (nitelik ve özellikleri) dikkate alınarak tasfiye tarihi itibariyle (bozma ile günceliğini yitireceğinden verilecek karar tarihine en yakın tarih itibariyle) sürüm (rayiç) değerinin belirlenerek, buna göre artık değere katılma alacağı hesaplanması gerekirken, taşınmazın devir tarihindeki değeri esas alınarak artık değere katılma alacağı hesaplanmasının doğru olmadığı-
