Kadastroca tescil harici bırakılan yerler için açılan tescil davalarında Hazine ve ilgili kamu tüzel kişileri yasal hasım olup, dava konusu yerin bulunduğu köy tüzel kişiliği ile Hazineye husumet yöneltilmediği, bu nedenle davanın taraf teşkili yokluğundan reddinin gerektiği-
Dava konusu aracın el koyma tarihinde davacının zilyetliğinde olduğu, zilyet, araçta meydana gelen hasar nedeniyle malike karşı sorumlu olduğundan davalıdan zararının tazminini talep edebileceği, bu nedenle haksız el koymadan kaynaklanan zararın ödetilmesi istemine ilişkin davada, davacı sıfatı olduğunun kabulü gerekeceği-
Tüzel kişiliği kaldırılarak mahalle olarak belediyeye katılmış olan köyün davada taraf sıfatının kalmayacağı ve katıldığı ilçe belediyesinin taraf olacağı-
Adi ortaklık şeklinde yürütülen iş ve işlemlerden dolayı oluşacak olan uyuşmazlıklar sonunda açılacak olan davada ortaklığı oluşturan tüm kişilerin davada taraf olarak gösterilmesinin zorunlu olduğu-
Taşınmazın, paylı mülkiyet rejimine tabi olarak davalıların ve davada taraf olmayan kişinin mülkiyetinde olduğu, paylı mülkiyete tabi taşınmazda dava dışı paydaşlar davaya katılmadan aleyhine sonuç doğuracak şekilde karar verilemeyeceğinden, taraf teşkili tamamlandıktan sonra işin esası hakkında karar verilmesi gerektiği-
Hizmet tespiti istemine ilişkin davada; husumet yöneltilen Çıraklık Eğitim Merkezi Müdürlüğü'nün bağlı olduğu Milli Eğitim Bakanlığı'ndan ayrı, bağımsız bir tüzel kişiliği bulunmadığından, taraf ehliyetine sahip olmadığı, davanın anılan Bakanlık yerine söz konusu müdürlüğe karşı açılması temsilcide yanılgı olarak kabul edilerek dava dilekçesi Bakanlığa yöntemince tebliğ edilip göstereceği kanıtların toplanması, sonrasında, davacı vekilinden talebi sorularak açıklıkla belirlenmesi, özellikle hukuki yarara dair dava koşulu kapsamında bu davayla davacının elde etmek istediği hukuki yararın ortaya konularak netleştirilmesi ve sonuca göre hüküm kurulması gerektiği-
İş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkin dava adi ortaklığa açıldığından adi ortaklığı oluşturan şirketlere husumet yöneltilerek davaya katılmaları sağlanıp davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği-
Taraflar arasındaki tamir ve bakım işi ile ilgili sözleşmelerden kaynaklanan bakiye iş bedelinin tahsili istemine ilişkin davada, davalı, tamir ve bakım hizmeti bedeli ödeme sorumluluğunu açıkça kabul ve taahhüt etmiş olduğundan ve sözleşmede davalının aracı olduğuna dair bir sıfatına da yer verilmemiş olduğundan, davalının bakiye borçtan sorumlu olduğu, borcun bir kısmını daha önce dava dışı bir şirketin ödemiş olmasının bu durumu değiştirmeyeceği, davalının sözleşmeye konu gemilerin maliki olup olmamasının da üstlendiği sorumluğu etkilemeyeceği- Dava takip yetkisinin (HMK. mad. 114/1-e), davada taraf olan kişinin o davayı kendi adına yürütebilme ve talep sonucu hakkında kendi adına hüküm alabilme yetkisi (HMK. mad. 53) olduğu; taraf sıfatının (husumetin) ise, maddi hukuka göre belirlenen, bir subjektif hakkı dava etme yetkisini ya da bir subjektif hakkın davalı olarak talep edilebilme yetkisini gösteren bir kavram olduğu- Bir davada, taraflardan birinin, davacı ya da davalı sıfatının (aktif/pasif husumet ehliyetinin) olmadığı belirlenirse, artık bu davanın esasının çözümüne girilmeden, davanın husumet yokluğundan reddi gerekeceği, davalı sıfatına dair husumete ilişkin yapılacak başvurunun bir ilk itiraz olmadığı gibi davalı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir def'i de olmadığı, bu hususun davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece re'sen nazara alınması gerekli hukuki bir durum olduğu-
Ödeme emri tebligatının üzerine menıis adresi şerhi verilerek çıkarıldığı, dağıtıcı tarafından, mazbataya muhtarın imzasının alınmadığı, dağıtıcının isminin ve soyisminin yazılmadığı, şikayet konusu yapılan tebligatın TK.'nun 10/2.'ncı maddesi göz ardı edilerek borçluya önceden hiçbir tebligat çıkarılmadan ve yasal şartlan oluşmadan doğrudan doğruya TK.'nun 21/2. maddesine göre çıkartıldığı ve bu tebligatın usule aykırı bir tebligat olduğu bu nedenle mahkemece TK.'nun 32. maddesi gereğince tebliğ tarihinin borçlunun öğrenme tarihi olarak bildirdiği tarih olarak düzeltilmesi gerektiği- Takip talebinde borçlu ve alacaklı olarak gösterilen kimselerin o takipte gerçekten alacaklı ve borçlu sıfatına haiz olması gerekeceği-