SGK Başkanlığı tarafından 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun gereğince konulan haczin kaldırılmasında ilişkin uyuşmazlığın haczi uygulatan alacaklı birimin bulunduğu yer iş mahkemesinde çözüleceği-
Emekli maaşına konulan haczin kaldırılmasına ilişkin şikayetin sigorta müdürlüğünün bulunduğu yer iş mahkemesinde görülmesi gerektiği-
2009'da başlatılan icra takibinde, şikayet tarihi olan 2013 yılına kadar davacının emekli maaşından düzenli olarak kesintiler yapılmış olup bu durumda davacı-borçlunun bu kesintilere rıza göstermiş sayılacağı, sadece şikayet tarihinden sonra yapılan kesintiler yönünden, 5510 mad. 93/1 uyarınca, iade (istirdat) talebinin kabulü gerektiği-
İflasının ertelenmesine karar verilen şirketten sigorta primleri de tahsil edilemeyeceğinden, söz konusu tahsil imkansızlığının, yönetim kurulu üyesinin kusurundan değil, doğrudan Kanundan doğduğu gözetilerek,  bu durumun, yönetim kurulu üyesi yönünden 5510 s. Kanun’un 88’inci maddesinde yer alan “haklı sebep” kavramı kapsamında kabul edilmesi gerektiği- İflasın ertelenmesi hükmünden öncesine ilişkin prim borçları yönünden, borcun ait olduğu ayı takip eden ay sonu itibariyle tahakkuk ve tediye sorumluluğu gerçekleştiğinden, sonradan şirket yönünden verilen iflasın ertelenmesi kararının ise, üst düzey yöneticinin müteselsil sorumluluğunu etkilemeyeceği ve haklı neden oluşturmayacağı-
Anayasal teminat altına alınmış hak arama özgürlüğünden bahsedebilmek için, Devletin işlemlerinde işleme karşı başvuru yollarını ve süresini açıkça, vatandaşında kuşku ve tereddüt uyandırmayacak şekilde göstermesi gerektiği- Kurumca düzenlenen ödeme emrinin ilgilinin başvurabileceği kanun yolu ve süresini açıkça göstermesi gerektiği- Dava konusu ödeme emirlerinin usulüne uygun bir şekilde kesinleşip kesinleşmediği araştırılıp sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, ödeme emirleri tebliğ tarihinin yanlış tespit edilmesi sonucu hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğu-
Müteselsilen borçlulardan birinin borcu yapılandırmış olmasının diğer borçlulara sirayet etmesi- 506 s K. mad. 80/12 hükmünden farklı olarak, 5510 s K. mad. 88/20 uyarınca, tüzel kişiliği haiz işverenlerin üst düzeydeki yönetici ve yetkilileri yanında, şirket yönetim kurulu üyelerinin de prim borçlarından sorumlu tutulduğu- Alacağın, borçlu şirket tarafından ödenmesi oranında davacı borç yükünden kurtulacağından, dava dışı şirketin geçmiş yıllarda tecil ve taksitlendirme başvurularında bulunduğu gözetilerek, geçmiş yıllarda yapılan bu ödemelerin borçtan mahsubunun gerektiği- Dosyaya borcun yeniden yapılandırıldığına ve buna ilişkin ödeme planı yapıldığına ilişkin belgeler sunulduğundan, yapılandırma ile ödeme hususları tespit edilmeden ve dosyadaki eksikler giderilmeden karar verilmesinin hatalı olduğu-
6183 s. Kanun'un 79. maddesinden kaynaklanan menfi tesbit davasına ilişkin uyuşmazlığa genel mahkemelerde bakılamayacağı- Görev konusu kamu düzenine ilişkin olup mahkemece bu husus resen gözönünde tutularak, görevsizlik kararı verilerek görevli olan Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilerek davanın iş mahkemesi sıfatı ile bakılması gerekirken gerektiği-
Kamu alacağı için “ödeme emri” çıkarılmadan ve icra takibi kesinleştirilmeden haciz uygulanması ve diğer cebren tahsil yollarına başvurulması kanuna aykırı olacağı- Üst düzey yöneticisi olduğundan bahisle dava dışı anonim şirkete ait  prim ve ferilerini içeren ödeme emri tebliğ evrakını ödeme emirlerinin tebliğe çıkarıldığı adres, davalının ikametgah veya mernis adresi olmadığı, dava dışı anonim şirketin adresi olduğundan, yapılan tebliğin usulsüz olduğu- Davacının hacizden haberdar olduğu tarihin hak düşürücü sürenin başlangıcı olarak kabul edilemeyeceği, usulüne uygun ödeme emri tebliği söz konusu olmadığından bu tarihin hak düşürücü sürenin başlangıcı olarak dikkate alınamayacağı-
Kurumca düzenlenen ödeme emirlerinin iptaline-
Kurumun prim alacağına ilişkin olarak, işveren ile birlikte müteselsilen sorumluluk için, işveren kamu kurum ve kuruluşu ise; kamu görevlilerinin tahakkuk ve tediye ile görevli olması, tüzel kişiliğe haiz diğer yetkilisi ve kanuni temsilci sıfatıyla işveren tüzel kişiliği temsil ve ilzama yetkili bulunulması gerektiği- Şirket yönetim kurulu üyelerinin, temsil ve ilzam yetkisi aranmadan yani haklı sebep olmadan da müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı-