Davacının dava dilekçesinde haczin kaldırılmasını talep etmesine rağmen yargılama aşamasında ödeme emirlerinin iptalini de istemesi karşısında HMK'nın 31. maddesi uyarınca talebin açıklattırılarak netleştirilmesi gerektiği; ayrıca ödeme emirlerinin usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği, hak düşürücü sürelerin geçip geçmediği, davacının şirketteki hukuki konumu, istifa durumu ve mülga 506 sayılı Kanun'un 80. maddesi kapsamındaki müşterek ve müteselsil sorumluluk şartlarının oluşup oluşmadığının ticaret sicil kayıtları ve tebliğ belgeleri üzerinden eksiksiz şekilde araştırılması gerektiğinden bahisle eksik incelemeye dayalı direnme kararının bozulması gerektiği-
Belediye iştiraki olan şirkette belediye başkanlığını temsilen yönetim kurulu başkanı olarak görev yapan davacının, şirketin ödenmeyen prim borçlarından 5510 sayılı Kanun'un 88. maddesi uyarınca müşterek ve müteselsil sorumluluğunun bulunduğu gözetilerek, şirketin mali rasyo oranının düşük olması nedeniyle nakit sıkıntısı yaşamasının yönetici açısından sorumluluğu kaldıran bir "haklı sebep" teşkil etmeyeceğine, tebliğ edilmeyen ödeme emri yönünden hukuki yarar yokluğuna ve taraflar arasındaki diğer bir dava dosyasının kesin hüküm oluşturup oluşturmadığının araştırılması gerektiğine işaret edilerek direnme kararının bozulması gerektiği-
Davacının davalı ile kredi sözleşmesinin yapılması sırasında almış olduğu maaşından davalı tarafça mahsup-takas ve virman yapılması için yetki ve muvafakat verdiği, davalının da bu yetkiye istinaden alacaklarının tahsili için davacının maaşından kesintiler yaptığı anlaşıldığından sözleşmeye bağlılık, ahde vefa ilkesi ve tarafları bağlayan sözleşme hükümleri çerçevesinde emekli maaşına konulun blokenin kaldırılması talebine ilişkin davanın reddine karar verilmesinin isabetli olduğu-
Emekli olsa da kişinin kendi rızasıyla kendi kredi borcunu, alacaklı ile aralarındaki anlaşmaya uygun şekilde dilediği gibi ödeyebileceği, aksinin kabulünün sözleşme serbestisi ve ahde vefa ilkelerine aykırı olacağı- 5838 s. K. m. 32 ile değişik 5510 s. K.’un 93 üncü maddesine gelen ek ibare ile, borcun icra takibiyle tahsili yoluna başvurulmuş olması hâlinde borçlunun muvafakati ile hacze devam edilmesine imkân tanındığı- Emekli maaşından başka bir gelirinin olmadığı yönündeki genel kabulden dolayı zayıf tarafı daha da zayıf hâle getirmeme saiki ile korunan tüketicinin, kendi iradesiyle imzaladığı kredi sözleşmesi çerçevesinde kavuştuğu ve sosyo-ekonomik ihtiyaçları doğrultusunda harcadığı meblağı yine emekli maaşı ile ödemek zorunda olduğunu bilebilecek durumdayken, çekeceği kredinin ödeneceği ihtimalini banka gözünde kuvvetlendirir şekilde emekli maaşını mal varlığının bir parçası olarak gösterdiği, bu inançla hareket eden bankanın davacıya birden çok kez kredi tahsis ettiği, davacının başka bir yolla taksit ödemesinde bulunmadığı, en başından beri ödeme yöntemi olarak tercih ettiği virman usulüyle kredi taksitlerinin her ay düzenli tahsil edilmesine itiraz etmediği ve dava açmakla davacının bu yöndeki iradesinin ortadan kalktığını gören banka tarafından bu usulle yapılan tahsilâta son verildiği gözetildiğinde, söz konusu kesintilerin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla iptalinin ve bu talebin kabulüyle bağlantılı olarak da kesilen bedellerin iadesinin istenmesi hakkın kötüye kullanılması teşkil edeceği- "Emekli maaşlarının haczedilemezliği ve bundan feragatin geçersizliğine dair hükümlerin emredici mahiyet taşıdığı, kredi sözleşmelerine konulan, bankaya takas/virman/mahsup işlemi yapma yetkisi veren hükümlerle hem tüketici hem de emekli olmakla zayıf ve sosyal devlet ilkesi gereği korunmaya muhtaç durumda olan kişinin kendisi lehine kanun koyucu tarafından öngörülen korumadan mahrum kaldığı, söz konusu sözleşme hükümlerinin İİK m. 83/a ve 5510 s. K. m. 93'e ayrılık teşkil ettiği" görüşünün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
Sigortalının; çalışma karşılığı veya başka gelirlerinin olması halinde en az yaşam standardının ve yaşlılık aylığından yapılacak kesinti oranının, yaşlılık aylığı ve gelir toplamına göre belirlenmesi gerekeceği- Yasal düzenlemelerdeki haczedilebilecek sınırı aşarak sosyal devlet ilkesini ihlal edecek şekilde emekli aylığından davalı kurum tarafından yapılan kesintilerin tamamının, kesintilerin yapılmaya başlandığı tarihten itibaren iadesinin gerektiği-
Tedavi süresince kullanılacak olan “Keytruda” isimli ilacın bedelinin hiçbir kesinti yapılmaksızın davalı kurum tarafından karşılanması ve ilaç bedelinin tahsili istemine ilişkin davada, ilacın anılan hastalığın iyileşmesi için tedavisinde kullanılmasının hayati öneme haiz ve zorunlu olduğu sonucuna varılır ise ilaç bedelinin uygunluğu yönünden ve katkı payını da irdeleyecek biçimde denetime elverişli hesap raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Dava, tedavi süresince kullanılacak olan ilacın bedelinin hiçbir kesinti yapılmaksızın davalı kurum tarafından karşılanması ve ilaç bedelinin tahsili istemine ilişkindir...
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir...
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir...
Dava, 1479 sayılı kanun kapsamında sigortalılık süresi tespiti istemine ilişkindir...