Mahkemece bozma kararı sonrasında yapılan yargılamada davacı tanığının davalı işyerinde çalıştığına ilişkin olarak tanığa ait Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları getirtilip değerlendirilmek suretiyle verilen karar, bozmadan önce var olmayan belgelere dayandığından, usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmayıp yeni bir hüküm niteliğinde olduğundan, kurulan bu yeni hükmün temyizen incelenmesi görevinin, "Hukuk Genel Kurulu"na değil, Özel Daire'ye ait olacağı-
Hizemt tespiti istemli davada, eldeki bilgi ve belgelerin karar vermeye elverişli olmadığından; hangi okulda hangi tarihler arasında görev yaptığı hususu davacıya açıklattırılarak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nden ücretli öğretmenliğe ilişkin sözleşmeler, çalışılan okullardan tüm ücret bordroları ve/veya ücret ödemesine ilişkin, davalı Kurumdan bildirimlere ilişkin tüm belgeler getirtilmesi, davacının hangi okulda, hangi tarihler arasında ve ayda kaç gün üzerinden çalıştığının yapılan ödemeler ve 1 gün=7,5 saat esasına göre belirlenmesi, davacının çalışmalarının Kuruma eksik bildirilip bildirilmediği hususunda elde edilecek delillere göre bir sonuca varılması gerektiği- 
Ücretli öğretmen olarak hizmet akdine tabi çalışılıp, her ay için 30 gün üzerinden bildirilmesi gerekirken hizmetlerin eksik bildirildiğinin savunulduğu davada, hangi okulda hangi tarihler arasında görev yapıldığı hususu davacıya açıklatılarak, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü 'nden ücretli öğretmenliğe ilişkin sözleşmelerin, çalışılan okullardan tüm ücret bordroları ve/veya ücret ödemesine ilişkin, davalı Kurumdan bildirimlere ilişkin tüm belgelerin getirtilmesi gerektiği-
İlk bozma kararı “eksik inceleme ve araştırmaya” yönelik  olup, kararda "fazla çalışma ve genel tatil ücretine" ilişkin usul ya da esas yönünden yapılmış bir değerlendirmede bulunmadığı, yine bu taleplerin incelenerek temyiz isteminin reddedildiğine ve bozma kapsamı dışında kaldığına dair bir hükmün de yer almadığı görülmüş olup, bu hususların, hükmüne uyulan bozma kararına konu olmadığından kesinleşmemiş olacağı ve bu istemleri etkileyecek bir taraf işlemi de bulunmadığından, Dairenin birinci bozma kararına uyulmakla bu alacak kalemleri yönünden davacı yararına usulü kazanılmış hak doğduğundan da söz edilemeyeceği-
Dava dilekçesinde talep edilmemiş olan dönemi de kapsar şekilde -HMK'nun 26. maddesine aykırı olarak- talep aşılarak hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu- İş Kanununda kayıt tutma yükümlülüğünün genellikle işverene verilmiş olduğu- Bordro tanzimi, mesai saatleri düzenleme, yıllık ücretli izin defteri tutma, çalışma belgesi verme gibi işçi alacakları konusunda işveren kayıtlarına dayanıldığında, bu kayıtları tutma zorunluluğu olan işverenin bu belgeleri mahkemeye ibraz etmesi, işverenin bu belgeleri ibraz etmemesi halinde ise 6100 sayılı HMK’nun 220. maddesi uyarınca işlem yapılması gerektiği- Fazla çalışmaların her türlü delille ispat edilebileceği- İşe giriş çıkış kayıtlarının sunulmamasının davacı-işçi aleyhine yorumlanması gerektiği- Çalışma düzeninin aynı olması prensibinden hareketle, kayıtlı dönemin, kayıtlı olmayan dönem için emsal olabileceğinin gözetilmesi gerektiği-
Davacı işçinin, fazla çalışması konusunda yargılama sırasında dinlenen davacı tanık beyanlarına göre davacının; 08.00-20.00 saatleri arasında oniki saat çalıştığı anlaşılmakta olup buna göre birbuçuk saat ara dinlenmenin mahsubu ile onbuçuk saatten altı gün karşılığında haftada altmışüç saat çalıştığı; kırkbeş saatlik normal mesai saatinin mahsubu sonucu onsekiz saat fazla çalışma yaptığı kabul edilerek hesaplama yapılması gerekirken, ara dinlenme süresi düşülmeksizin yirmiyedi saat üzerinden hesaplama yapılması usul ve yasaya aykırı olduğu-
Günlük on bir saati aşan çalışmalarda işçinin insani ihtiyaçları dikkate alınarak ara dinlenmesinin bir buçuk saat olarak çalışma süresinden düşülmesi gerektiği-Genel bakımdan çalışma süresi haftada en çok kırk beş saat olduğu- Fazla çalışmalar ve fazla sürelerle çalışmaların, İş Kanununun 41-43. maddeleri ile İş Kanununa İlişkin Fazla Çalışma ve Fazla Sürelerle Çalışma Yönetmeliğinde düzenlenmiş olup, fazla çalışma, Kanunda yazılı koşullar çerçevesinde, haftalık kırk beş saati aşan çalışmalar olduğu- Tarafların anlaşması ile haftalık normal çalışma süresinin, iş yerlerinde haftanın çalışılan günlerine, günde on bir saati aşmamak koşulu ile farklı şekilde dağıtılabileceği- Dört saat veya daha kısa süreli günlük çalışmalarda ara dinlenmesi en az on beş dakika, dört saatten fazla ve yedi buçuk saatten az çalışmalar için en az yarım saat ve günlük yedi buçuk saati aşan çalışmalar bakımından, en az bir saat ara dinlenmesi verilmesi gerektiği-
7. HD. 26.04.2016 T. E: 2015/1335, K: 9318-
7. HD. 26.04.2016 T. E: 2015/1343, K: 9327-
Davalı işverene karşı dava açan işçinin tanıklığı başka deliller ile desteklenmedikçe tek başına hükme esas alınamayacağı- Aynı işyerinde çalışan işçilerin, yaptıkları görevleri, işleri gibi nedenler ile farklılıklar doğmadığı sürece kural olarak aynı çalışma saatlerine tabi olmaları gerektiği, bir kısım işçilerin diğer işçilerden farklı çalışma saatlerine tabi olduğunun kabulü halinde, bu kabulün gerekçe ve delilleri ortaya konması gerektiği-  Emsal dosyalar ile Yargıtay tarafından aynı gün incelenen davacı tanıklarının dosyaları birlikte incelenmesi, gerekirse tanıklar yeniden dinlenerek bu dosyalar kapsamındaki tüm deliller birlikte ele alınarak işyerindeki çalışma saatleri tespit edilerek sonuca gidilmesi, davacının farklı çalışma saatlerine ve farklı sürelerde fazla mesaiye tabi olduğunun anlaşılması halinde bunun somut delil ve gerekçeleri denetime elverişli şekilde ortaya konması gerektiği- Günde onbir saate kadar olan (on bir saat dahil) çalışmalar için ara dinlenmesi en az bir saat, onbir saatten fazla çalışmalarda ise en az birbuçuk saat olarak verilmesi gerektiği-
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • kayıt gösteriliyor