Dosya kapsamında yer alan ceza mahkemesi kararına dayanak olan Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Dairesince tanzim edilen raporda, ''maktulde tespit edilen yaralanmaların yaşamını tehlikeye sokan bir durum olmadığı, etkisinin basit tıbbi müdahale ile giderilebilir olduğu, ölümün travmanın etkisi ile sinir uçlarının aşırı uyarılmasına bağlı ani solunum ve dolaşım durması sonucu meydana geldiği, ölüm ile travma arasında illiyet bağı olduğunun'' bildirilmesine göre, eldeki davada davalılardan ...'ın haksız fiil hükümlerine göre sorumlu olacağı, davacıların bu davalıya yönelik maddi ve manevi tazminat taleplerinin açıklattırılması ve oluşacak sonuca göre hüküm tesisi yoluna gidilmesi gerektiği- Mahkemece, davalılardan baba ... yönünden gözetim yükümlülüğünü ihlal ettiği kanaatine ulaşılamadığı, disiplinli, terbiye görevini yerine getiren ebeveyn olduğu, davalıların çocuğunun tamamen serbest bir ortama bırakılmadığı, olayın okulun açık olduğu saatler içerisinde meydana geldiği, çocukların kavga etmesinin yaş aralığı da dikkate alındığında olağan olduğu, davalı baba ...'ın olay tarihinde çocuğun başında olması halinde dahi böyle bir durumun gerçekleşebileceği, davaya konu eylemin maktulün haksız tahrik içeren eylemleri akabinde gerçekleştiği gerekçeleriyle bu davalı yönünden de davanın reddine kararı verilmiş ise de; davalı baba ...'ın okul içinde ya da dışında çevresine ve arkadaşlarına yönelik zarar verici fiil ve davranışlarda bulunmaması gerektiği yönünde oğlu olan davalı ...'ı eğitip uyarılarda bulunduğunu, bu yönde gerekli bakım ve özen yükümlülüğünü yerine getirdiğini ispat edemediği, olay tarihi itibariyle davalı baba ... ile oğlu olan davalı ... arasındaki bağımlılık ilişkisinin kesilmediği de nazara alındığında, yanılgılı değerlendirmeyle davalı baba ... yönünden de davanın tümden reddine karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu- Davacılardan ...'nin destekten yoksun kalma tazminatı dışında manevi tazminat talebinde de bulunduğu anlaşılmakla, öncelikle bu davacının manevi tazminat talebi açıklığa kavuşturulmak suretiyle, üvey anne olan ...'nin manevi tazminat isteyebilmesi için olayın özelliği ve durumun koşulları araştırılması, bu koşul ve özellikler eylemli ve duygusal bir yakınlığı belirtiyorsa manevi tazminat isteyebileceği değerlendirilerek istem hakkında bir karar verilmesi gerektiği- Ana ve babanın velayetleri çerçevesinde üçüncü kişilere karşı çocuklarının yasal temsilcisi olduklarından, küçüğün başkalarına verdiği zarardan dolayı yine aynı Kanunun 369. maddesi gereğince ev başkanı olarak sorumlu oldukları, davalılardan ... yönünden kural olarak ev başkanının sorumluluğuna ilişkin davalarda ev başkanının baba olduğu değerlendirilerek bu davalı yönünden pasif husumet yokluğundan ret kararı verilmesinin hatalı olduğu- Ana ve babanın evlilik devam ettiği sürece velayet hakkını birlikte kullanacaklarından, ana ve baba velayetleri çerçevesinde üçüncü kişilere karşı çocuklarının yasal temsilcisi olduklarından, küçüğün başkalarına verdiği zarardan ev başkanı olarak sorumlu olacakları-
Müşterek çocuğun özel okul eğitimiyle ilgili davalı eğitim kurumu ve dava dışı baba/eş arasında imzalanan sözleşmede taraf olarak yer almayan davacı eşin, TMK m. 188, 189 ve 327 çerçevesinde, dava dışı eşle birlikte eğitim bedelinden müteselsilen sorumlu olduğunun kabul edilemeyeceği- "Müşterek üç çocuğun, birden çok eğitim yılı boyunca özel okulda eğitim aldığı gözetildiğinde, "çocukların davacı annenin rızası dışında özel okula kaydettirildiği" iddiasının genel hayat tecrübesi ile bağdaşmadığı, çocuğun eğitim giderinden kanun gereği anne ve babanın birlikte sorumlu olduğu, özel okula kayıt işlemi ve bundan doğan eğitim giderlerinin günümüz koşullarında evlilik birliğinin sürekli ihtiyaçları kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, davacının temsil yetkisinin aşıldığı yönünde hâkim müdahalesini talep ettiği yönünde herhangi bir savunmada bulunmadığı, sorumluluğun sözleşmeden değil kanundan kaynaklandığı ve bu nedenle uyuşmazlığın sözleşmenin nispiliği ilkesiyle çözümlenemeyeceği" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğu tarafından benimsenmediği-
Davacıların kanuni temsilcileri vasıtasıyla görevlendirilen vekilin, vekalet görevinin ergin olmaları nedeniyle sona erdiğinden haberdar edilmeleri; davayı bizzat takip yahut başka bir avukat görevlendirmek suretiyle mevcut usuli sorunu ortadan kaldırabilecekleri açıklanarak, bu yönlerden karar almalarına yetecek uygun bir süre verilerek ortaya çıkacak sonuç çerçevesinde işlem yapmak gerekeceği, ancak, yerel mahkemece davacılara tebligat çıkartılarak durumdan haberdar edilmeksizin ve davayı bizzat takip yahut başka bir avukat görevlendirmek suretiyle davaya devam edebilecekleri açıklanmaksızın yetkisiz hale gelen vekile bildirim ile yetinilerek, davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmadığı gibi, kabule göre, HMK'nun 77. maddesi gereğince hüküm sonucunun davanın açılmamış sayılması şeklinde oluşturulmamasının usul ve yasaya aykırı olduğu-
Velayetin kullanılması kapsamında anne babadan birisi tarafından açılacak davaya diğer eşin sonradan icazetini bildirip olumlu iradesini ortaya koyması ile velayetin birlikte kullanılması gerçekleşmiş olacağı- Mahkemece davacıya, eşinin davaya katılmak ya da duruşmada hazır bulunmak suretiyle icazetini bildirmesi veya icazetini gösteren imzası noterden onaylı belge ibraz etmesi için mehil verilesi gerektiği- Ad ve soyadı değişikliği davaları dahil nüfus kayıtlarının düzeltilmesine ilişkin davalarda nüfus müdürü veya memurunun bulunması ve kararın onların önünde verilmesinin zorunlu olduğu-
Ana ve baba veya velayet bunlardan yalnızca birinde ise, velayet hakkına sahip olan ebeveyn, velayet hakkı kapsamında kural olarak, çocuk malları üzerinde hakimden izin almaksızın tasarrufta bulunabileceği, eş deyişle, velayet hakkına sahip olanın, bu hak çerçevesinde, çocuğun yasal temsilcisi sıfatıyla çocuk malları üzerinde tasarrufta bulunabilmesi için kural olarak hakimin iznine ihtiyacı olmadığı (TMK. m. 342/3), ancak, çocuğun bakımı, yetiştirilmesi ve eğitimi için zorunluluk varsa, hakim ana ve babaya, ilerde sorumluluk davasıyla karşılaşmamaları için belirlediği miktarlarda çocuğun diğer mallarına da başvurma yetkisi tanıyabileceği (TMK. m. 356/2) -
Yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ile tescil istemine ilişkin davada, olayda, bonoların düzenlendiği tarihler itibariyle yürürlükte olan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerinin uygulanacağı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 345.maddesi hükmü uyarınca, küçüğün babası ile birlikte imzaladığı senetten dolayı sorumlu tutulabilmesi için bir kayyımın katılmasına ve hakimin onayına gerek bulunduğunun açık olduğu- Davacı, senedin düzenlendiği tarihte velayet altında bulunduğuna göre, aynı Kanunun 342. maddesi gereğince temsilinin velisine ait olduğu, o halde, takip dayanağı kambiyo senetlerinin tanzim tarihlerinde mümeyyiz küçük durumunda bulunan davacı........'nin, birlikte imza edenlerle beraber iş bu kambiyo senetlerinin bedelinden hamillerine karşı müteselsil borçlu sıfatıyla sorumlu tutulabilmesi için, Türk Medeni Kanunu'nun 345. maddesi gereğince bir kayyımın katılmasına ve hakimini onayı gerektiğine göre, bu hususun yerine getirilmediği gözetildiğinde, icra takiplerinin dayanağı bonolardan davacı .........'nin sorumlu tutulamayacağı, durumun kamu düzeniyle ilgisi olmasına göre, küçük ile birlikte imza koyanların sorumlu tutulmaları gerekeceği-
Çocuk adına açılacak tüm davalarda, eşlerden herhangi birine öncelik veya üstünlük tanınmadan velayetin beraber kullanılacağı-
Velayet hakkına sahip olanın, bu hak çerçevesinde, çocuğun yasal temsilcisi sıfatıyla çocuk malları üzerinde tasarrufta bulunabilmesi için kural olarak hakimin iznine ihtiyacı olmadığı-
Sigortalılığın tespiti davasında, reşit olmayan çocuğu temsilen düzenlenen vekaletname ile verilen vekalet görevi çocuğun reşit olmasıyla sona ermeyeceği gibi, çocuğun reşit olmasından sonra yapılan işlemlerin ancak onun icazeti olmadığı durumda geçersiz hale geleceğinden, somut olayda da küçüğün reşit olduktan sonra kendisi adına yapılan işlemlere icazet etmediği yönünde bir irade bildirimi olmadığı gözetilerek reşit çocuk ile vekili arasındaki ilişkinin devam ettiğinin kabulü gereceği Sigortalı tarafından primlerin süresi içinde ödenmesi ve ödemenin yapıldığının kuruma belgelendirilmesi gerektiği halde talep edilen dönemde prim ödediğini ve bu ödemenin Kuruma belgelendirdiğini "alındı" belgesi ile ispat edemedikleri gözetilmelidir. Sosyal Güvenlik Kurumu harçtan muaf olduğu halde yargılama giderleri içine katılarak başvuru harcının Kuruma yükletilmesinin isabetsiz olduğu-
Ana ve baba tarafından çocuk adına açılacak davada birlikte hareket edilmesinin gerekeceği, ana veya babanın birinin açtığı davaya diğerinin sonradan onay verebileceği ve davaya devam edileceği-
