Sözleşmenin ileri etkili feshine karar verebilmek için belirlenen inşat seviyesi ve kullanıma engel bir husus olup olmadığının belirlenmesi gerektiği- İleri etkili fesih sonucu tasfiye kararı verilmesinin zorunlu olduğu- İleri etkili feshe karar verildiği halde bu kararın doğal sonucu olarak sözleşmenin tasfiyesi yoluna gidilip, belirlenecek inşaattaki fiziki oran esas alınıp, buna göre taraflara ait olması gereken bağımsız bölümlerin tespit edilmesi gerektiği- Hüküm altına alınan cezai şart ve gecikme tazminatı alacaklarının ayrı ayrı tümünün talep edilebileceği yönünde sözleşmede herhangi bir hüküm bulunmadığı halde, TBK 180'e aykırı olarak sadece cezai şartı aşan kısma hükmedilebileceği gözden kaçırılarak gecikme tazminatının tümünün hüküm altına alınmasının ve TBK 117.'ye aykırı şekilde asıl davada talep edilen miktarlara dava tarihinden, ıslahla arttırılan kısma ise ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken hüküm altına alınan alacağın tümüne dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesinin hatalı olduğu-
Dosyaya ihtarname örneği sunulmadığından ihtarnamenin, BK'nın 101. maddesi hükmüne uygun olup olmadığı denetlenememekte ise de, davalı kooperatife yapılan tebligatın tebliğ belgesinde, tebligatı almaya yetkili kişinin tebliğ saatinde işyerinde bulunmadığı ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak durumda olduğu hususunda bir açıklamaya yer verilmediğinden Tebligat Kanunu'nun 12 ve 13. maddeleri hükümlerine uygun olmadığı anlaşıldığından,davacının davalıyı icra takip tarihinden önce temerrüde düşürmemiş olduğunun kabulü gerekeceğinden, mahkemece, davacının işlemiş faize ilişkin isteminin reddine karar verilmesi gerekeceği-
Mahkemece, anlan ihtarın tebliğ edildiği tarih araştırılarak, gerektiğinde işlemiş faiz tutarı yönünden ek bilirkişi raporu alınıp, temerrüt tarihinden dava tarihine kadar belirlenen işlemiş faiz tutarının hüküm altına alınması gerekeceği-
Taraflar arasındaki alacak davası-
Dava tarihinden önce, davalı, BK.'nun 101.(TBK. md. 117) maddesi gereğince usulüne uygun temerrüde düşürülmediği halde, davası kabul edilen alacaklara, dava tarihi yerine, ödeme tarihlerinden faiz yürütülmesi, usul ve yasaya aykırı olduğu-
Kredi kartı sözleşmesinde borçlunun adresinin yazılmaması, teslim edilen kredi kartının kullanılmasını engellemediği, kredi kartından doğan borçtan kredi kartı hamilinin sorumluluğunun devam edeceği-
İcra mahkemesinin ödeme emrinin tebliğindeki usulsüzlüğü kendiliğinden nazara alamayacağı- Kesinleşen takip üzerine yasal sürede ödemede bulunulmadığından davalı kiracının temerrütünün gerçekleştiği-
Davalı-alacaklının, davacıyı temerrüde düşürmemek suretiyle icra takip tarihine kadar doğan faiz zararından kendisinin sorumlu olduğunun kabulü gerektiği- Davacının 1976 yılında düzenlenen senet üzerinde yazılı 97.565 TL'yi 5083 s. Yasaya göre icra takip tarihindeki Yeni Türk Lirası para birimi üzerinden 0.97656 YTL yani 0,10 YTL olarak talep edebileceği ve bu 0,10 YTL alacağa temerrüt tarihi olan icra takip tarihinden itibaren faiz işletilerek yapılacak hesaplama sonucuna uygun karar verilmesi gerektiği-
İtirazın iptali davası-
Davacının, davalıyı, dava tarihinden evvel temerrüde düşüren ihtarı söz konusu olmadığından, mahkemece, hükmedilen alacağa dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekeceği, ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin isabetsiz olduğu-