Bağ-Kur prim kesintisi içeren 16.01.1996, 10.01.1997 ve 10.02.1998 tarihli müstahsil makbuzları ile özel kuruluşlara teslim edilen ürün bedellerinden tevkifat yolu ile yapılan prim kesintisinin Kuruma intikal edip etmemesinin sigortalının sorumluluğunda olmadığı ve tevkifatın Kuruma intikal etmemesinin tescile engel olmayacağı göz önünde bulundurulup değerlendirme yapılarak davacının 1996-1998 yılları arasındaki tarım Bağ-Kur sigortalılık süreleri hakkında karar verilmesi gerektiği-
Özel kuruluşlara teslim edilen ürün bedellerinden tevkifat yolu ile yapılan prim kesintisinin Kuruma intikal edip etmemesinin sigortalının sorumluluğunda olmadığı ve tevkifatın Kuruma intikal etmemesinin tescile engel olmayacağı göz önünde bulundurulup davacının tarım Bağ-Kur sigortalılık süreleri hakkında karar verilmesi gerektiği-
Davalıya ait işyerinde kesintisiz çalıştığının tespiti istemiyle açılan davada, mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın yeterli olup olmadığı-
Sigorta başlangıcının tespiti davalarının kamu düzenine ilişkin ve resen araştırma ilkesine tabi davalardan olduğu da dikkate alındığında dinlenen tanıkların davacı ile aynı işyerinde çalıştıklarını beyan etmelerine rağmen dava konusu dönemde işyerinde sigortalı çalışanın bulunmaması ve Emniyete yazılan yazı dışında komşu işyeri sahipleri ve çalışanlarının olup olmadığı yönünde araştırma yapılmaksızın davanın kabulüne dair verilen kararın eksik inceleme ve araştırmaya dayandığı- Mahkemece öncelikle işe giriş bildirgesinde belirtilen işyeri adresine talep konusu dönemdeki komşu işyerlerinin emniyet, vergi dairesi, belediye ve Kurumdan araştırılarak tespit edilen komşu işyeri sahipleri ve sigortalı çalışanlarının tanık olarak bilgi ve görgülerine başvurulması, ayrıca bozma öncesi dinlenen davacı tanıkları adına dava konusu çalışmanın yapıldığı iddia olunan işyerinden işe giriş bildirgesi verilip verilmediği davalı Kurumdan sorulması, böylelikle toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle davacının gerçek çalışma olgusu, somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde ortaya konulması gerektiği-
Dava dışı .. Ltd. Şti. tarafından ürün teslimi sırasında tevkifat yoluyla davacı adına kesilen Bağ-Kur priminin Kurum hesaplarına intikal etmemesinin tescile engel olup olmayacağı- Özel kuruluşlara teslim edilen ürün bedellerinden tevkifat yolu ile yapılan prim kesintisinin Kuruma intikal edip etmemesinin sigortalının sorumluluğunda olmadığı ve tevkifatın Kuruma intikal etmemesinin tescile engel olmayacağı göz önünde bulundurularak bozma kararında belirtilen ilkeler doğrultusunda değerlendirme yapılarak davacının tarım Bağ-Kur sigortalılık süreleri hakkında karar verilmesi gerektiğ-
Davacının ortağı olduğu iddia edilen dava dışı kollektif şirketteki ortaklık kayıtları getirtilerek bu şirketteki ortaklık sürelerinin netleştirilmesi gerektiği, şirketin faaliyet durumu araştırılarak 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık statüsünün değerlendirilmesi gerektiği, davacının 1479 sayılı Kanun'a tâbî sigortalı olduğunun anlaşılması durumunda dava konusu dönemde 506 sayılı Kanun kapsamında yapılan bildirimlerin denetim raporunda 1479 sayılı Kanun'a göre sigortalı olduğu, 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olamayacağı belirtilmekle birlikte davacının 1479 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığı ile ilgili bir belirleme yapılmadığı dikkate alınarak mahkemece davacının ilgili döneme ilişkin hangi sigortalılık statüsünde olduğunun tespitini talep ettiği yönünde beyanı alınarak dava konusunun belirlenmesi gerektiği, talebin 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık sürelerin tespitine ilişkin olduğunun anlaşılması hâlinde ilgili şirket kayıtları getirtilip eksiklikler tamamlandıktan sonra davalı Kurum işlemi ile İlk Derece Mahkemesi kararındaki tespitler irdelenip davacının talebi çerçevesinde karar verilmesi gerektiği, bu itibarla Bölge Adliye Mahkemesince davacının 506 sayılı Kanun kapsamında bildirilen ve Kurumca iptal edilen sigortalılık sürelerinin geçerli sayılmasını talep ettiği, taleple bağlılık kuralı gereği bu yönde inceleme yapılarak karar verildiği şeklindeki gerekçe ile sosyal güvenlik hakkının vazgeçilmez ve devredilemez anayasal bir insan hakkı olduğu gözden kaçırılarak somut olayda uygulanma yeri olmayan HMK’nın 26. maddesine vurgu yapılarak verilen direnme kararı usul ve yasaya uygun bulunmadığı-
Davacının dava dışı anonim şirketin kurucu ortağı ve yönetim kurulu üyesi olan babasının 25.01.1986 tarihinde vefatı üzerine dava dışı anonim şirkette muris babasının hisselerinden kaynaklı ortak olduğu ve 10.06.1989 tarihinde yapılan olağan genel kurulda yönetim kurulu üyeliğine seçildiği, uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan 1479 sayılı Kanun'un 24. maddesinde yer alan anonim şirketin kurucu ortakları ile yönetim kurulu üyesi olan ortaklarının Bağ-Kur sigortalısı sayılacağına ilişkin düzenlemenin yanı sıra kurucu ortağın veya yönetim kurulu üyesi olan ortağın vefatı hâlinde ortaklık paylarının mirasçılara geçeceği ancak kuruculuk veya yönetim kurulu üyeliği gibi sıfatların mirasçılara geçmeyeceği, anonim şirketin kuruluşunun tamamlanmasıyla kuruluş işlemlerinin sona erdiği, bu hâli ile kurucu sıfatının kuruluş işlemlerinin sona ermesinden sonra kazanılamayacağı da gözetilmek suretiyle 1479 sayılı Kanun'un 24. maddesinin “g” bendi kapsamında sigortalılığın varlığı için zorunlu ve aslî unsur olan anonim şirket kurucu ortaklığı veya yönetim kurulu üyesi olma şartlarının bulunup bulunmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği- "Dava dışı anonim şirketin kurucu ortağı ve yönetim kurulu üyesi olan davacının babasının 25.01.1986 tarihinde vefatı üzerine davacının mirasçı olarak muris babasının kurucu ortak olmasından kaynaklanan haklardan yararlanacağı, bu nedenle 1479 sayılı Kanun'un 24. maddesinde yer alan anonim şirketin kurucu ortakları ile yönetim kurulu üyesi olan ortaklarının Bağ-Kur sigortalısı sayılacağına ilişkin düzenleme gereği davacının babasının ölüm tarihi itibariyle kuruculuk vasfının ve hakların kanuni halefiyet esası ile geçmesi karşısında 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olma koşullarını sağladığı ancak Mahkemece babasının ölüm tarihi olan 25.01.1986 yerine 18 yaşını tamamlandığı ve henüz kurucu ortaklıktan gelen hakları devralmadığı 07.12.1985 tarihinden itibaren sigortalı sayılmasının hatalı olduğu, direnme kararının bu değişik gerekçe ve nedenlerle bozulması gerektiği" ileri sürülmüşse de bu görüşün Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmediği-
Hizmet akdine dayalı sürekli ve kesintisiz olarak çalışıldığının tespiti konulu uyuşmazlıkta mahkemece öncelikle hâkimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında davacının çalıştığını iddia ettiği davalı şirketteki çalışmasının davalı şirketten iş alan dava dışı işyerlerine gönderilmek suretiyle olup olmadığı açıklığa kavuşturulmalı, somutlaştırma yükümlülüğü çerçevesinde davacının beyanı alınarak çalışmaya ara verip vermediği, başka işyerlerinde çalışması olup olmadığı, çalışma ve işten ayrılış süreleri, talep ettiği dönemlerde hangi süre ve tarihlerde hangi işyerlerine temizliğe gittiği, bu yerlere tek başına mı yoksa başka işçilerle birlikte mi gittiği, bu işyerlerinde iş bittiğinde evinde mi şirkete ait işyerinde mi beklediği, bu süreler içinde ücret alıp almadığı sorularak talebi tam olarak açıklattırılmalı, davacının çalışmasını bilecek nitelikte olan tanıklar tespit edilerek ayrıntılı beyanlarına başvurulmalı, bu suretle uyuşmazlık konusu husus hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip deliller hep birlikte değerlendirilerek çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği-
Sigortalılık başlangıç tarihinin tespitine ilişkin davada; işe giriş bildirgesinde belirtilen işyeri ile davacının doğru olduğunu bildirdiği işyerinin aynı işverene ait işyeri olup olmadığı araştırılması, çelişkinin nedeninin kurumdan sorularak, işyeri sicil numarasının tespiti hâlinde işyerinden sigortalı bildirimi bulunan 1989/1 inci dönem bordrosundaki kişinin tanık olarak dinlenmesi, davacının çalışmasının geçtiği iddia edilen işyerine o tarihte komşu olan ve dava konusu dönemi kapsar diğer işyerlerinin sahipleri, kapsama alınış tarihleri ve bildirge tarihinde anılan işyeri çalışanları davalı Kurumdan sorulmak suretiyle tespit edilerek bunların tanık olarak bilgi ve görgülerine başvurulması, fiili çalışmanın var olup olmadığı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenip tüm dosya kapsamı ile birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği-
Yargıtayın asıl görevinin, hukukun ülke içinde ahenkli bir şekilde uygulanmasını sağlamak olduğu- Yargıtayın kuruluş ve mevcudiyet sebebi olan bu önemli görevi dolayısıyla bütün mahkeme kararlarını hukukun uygulanması bakımından kontrol edebileceğini ve bu kontrol yetkisinin de mutlak olduğu- Esastan temyiz incelemesi yapılabilecek ve denetlenebilir nitelikte bir karar bulunmadığından kararın usulden bozulacağı ve bu nedenle Özel Dairenin birinci bozma kararına uyulmakla taraflar yararına usuli kazanılmış hak doğduğundan söz etmenin mümkün olmadığı- Hizmet tespit davalarının, kamu düzeninden ve resen araştırma ilkesine tabi davalardan olduğu gözetilerek kesintisiz çalışmaya karar verilen dönemler yönünden kendi dönemleri de belirtilmek suretiyle sürekli çalışan bordro tanıkları tespit edilerek beyanlarına başvurulması, bu beyanlar kapsamında davacının bu süre zarfında ara vermeksizin sürekli çalışıp çalışmadığı, ne iş yaptığı, hangi bölümde çalıştığının tereddütsüz bir şekilde ortaya konulması, öte yandan davacının bildirim yapılan dönemlerde eksik bildirilen günlerin hangi nedenle eksik bildirildiğinin, buna ilişkin bilgi ve belgelerin gönderilmesi Kurumdan istenilmesi gerektiği-