Uyuşmazlık, davalı sigorta şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı trafik kazasında davacının aracının hasar görmesi sonucu talep edilen araç hasar tazminatına ilişkindir...
Uyuşmazlık, davalı sigorta şirketi tarafından Kara Araçları Kasko Sigortası Poliçesi ile teminat altına alınan davacının aracının karıştığı trafik kazası sonucu hasar görmesi sonucu talep edilen araç hasar tazminatına ilişkindir...
Uyuşmazlık; davalı sigorta şirketi tarafından kasko poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu hasar bedeli talebine ilişkindir.
Aksi ispat edilinceye kadar geçerli resmi belge niteliğindeki kaza tespit tutanağını düzenleyen kolluk görevlilerinin beyanlarının alınması ve taraflarca bildirilmesi halinde araçta bulunan yolcunun tanık olarak dinlenmesi ve tüm delillerin adil yargılanma hakkına uygun şekilde toplanmasından sonra talebin teminat kapsamında olup olmadığının belirlenebilmesi için yargılamanın genel yetkili mahkemeler huzurunda gerçekleştirilmesi gerekeceği, İtiraz Hakem Heyeti tarafından tahkim yargılanmasının dosyadan el çekme ile sonlandırılmasına karar verilmesi gerekeceği-
Kasko Sigortası Genel Şartları ve 6102 sayılı TTK'nun 1409 uncu maddesinin 2 nci fıkrası gereği, kural olarak zararın teminat dışı olduğunu ispat yükü davalı sigortacıda bulunsa da; somut olayın özellikleri, kazanın yerleşim yeri içinde olması, davacının kaza tespit tutanağı tutulması yönünde bir girişimde bulunmak, sigortacısı ile irtibata geçmek ve sigorta tarafından yönlendirilecek çekici ile aracın çekilmesini sağlamak yerine direkt araç tamircisi ile irtibat kurup tamircinin yönlendirmesi ile çekici çağırarak aracını bulunduğu yerden aldırması, dosyada alkol raporu bulunmaması gibi hususlar bir arada değerlendirildiğinde; haklı sebeple olay yerini terkin ötesine geçen bir durum bulunduğunun ve aksi durumu ispat yükünün davacı sigortalıya geçtiğinin kabulünün zorunlu olduğu, somut olayda 07.12.2020 günü yaklaşık olarak gece saat 22.00 sularında meydana gelen kazada sürücünün yaralanmadığı ve dava dışı başka bir araca veya kişiye çarparak zarar verilmediğine göre araç sürücüsünün korku, kaygı ya da panik yaşamasını gerektirir bir durumun varlığından da söz edilemeyeceğinin, kaza yerini terk etmek yönünden Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.10 hükmü uyarınca haklı bir neden bulunmadığının anlaşıldığı, bu durumda ispat yükünün yer değiştirdiğinin kabulünün gerekli olduğu, bu itibarla davacıya ait aracın sürücüsünün kaza yerini Genel Şartlarda belirtilen zorunlu nedenlerle terk ettiği dolayısıyla zararın poliçe teminatı kapsamında kaldığını ispat yükü davacı sigortalıda olup, dosyadaki mevcut deliller ile hasarın teminat kapsamında kaldığı ispatlanamadığından, açılan davanın tümden reddi gerekeceği-
Hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerektiğinin açık olduğu ve hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükünün de sigortacıya düştüğü-
Olayın Karayolları Trafik Kanunu ve taraflar arasındaki mevcut poliçe teminatı kapsamında meydana gelen trafik kazası mahiyetinde olduğu hususu sübuta ermediğinden davanın tümden reddi gerektiği-
Kaza sırasında sigortalı araç sürücüsünün 1,44 promil alkollü olduğu saptanmış ise de, sürücünün alkollü olması yalnız başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Kazanın salt alkolün etkisiyle oluşması ve başka etmenlerin bulunmaması gerekir. Dosyada yer alan rapor uyarınca davacıya ait araç sürücüsünün tek başına kazaya sebebiyet vermediği, dava dışı sürücünün asli kusurlu davranışı ile olaya katılımının bulunduğu, dolayısıyla kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelmediği anlaşıldığından, İtiraz Hakem Heyetince kasko poliçesi nedeniyle davalının hasarın tamamından sorumlu olduğu hususu göz ardı edilerek davacıya ait aracın sürücüsünün alkollü olduğu gerekçesi ile başvurunun reddine karar verilmesinin hatalı olduğu-
Sigorta kapsamında kalan rizikonun gerçekleştiğini ispat yükü davacıda olup gerçekleşen rizikonun teminat dışında kaldığını ispat yükünün sigortacıda olduğu- Olayın davacının beyanında açıkladığı şekilde, plakası tespit edilemeyen başka bir aracın sebebiyet vermesi sonucu gerçekleşip gerçekleşmediği üzerinde durularak, bu hususun irdelendiği, davaya konu kazanın gerçekleşme biçimine dair kusur konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi heyetinden kusur raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Poliçede daini mürtehin sıfatı bulunan ve menfaati olan dava dışı bankanın muvafakatı olmadığından davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği-