Somut olayda takibe dayanak bononun ve 22.09.2019 tarihli kredi sözleşmesinin iptali istenen tasarruftan sonra düzenlendiği anlaşılmakta ise de, davacı vekili; davacı banka ile davalı borçlu arasında ilk olarak 2014 yılında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, diğer kredilerin ise bu genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırıldığını belirtmektedir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda da; davacı ...Ş. ile davalı ... arasında ilk olarak 09.01.2014 tarihinde genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmesinin akdedildiği, ikinci genel kredi sözleşmesinin 02.06.2014 tarihinde düzenlendiği, 22.02.2019 tarihinde ise 02.06.2014 tarihli sözleşmeye limit artırımı yapılarak 20.000.000,00 TL'sına yükseltildiği, Ocak 2014 döneminden itibaren davalı tarafından kullanılan kredilerin bu sözleşmeler kapsamında kullanıldığı belirtilmiş olup, düzenlenen ilk genel kredi sözleşmesinin 09.01.2014 tarihli olduğu, davalı borçlunun ilk borçlandığı tarihin bu olduğu dikkate alındığında, tasarruf tarihi olan 15.10.2018 tarihinden önce borcun doğduğu anlaşılmış olup, davacının alacağının tasarruf tarihinden önce doğduğunun kabulü gerekeceği- Öte yandan, Bölge Adliye Mahkemesince, davacının davalı borçluya ait başka taşınmazlar üzerinde ipoteği olduğu, davalı borçlu ... tarafından yapılan ödemeler, davacı banka lehine verilen ipotekler ve davacı banka tarafından haciz konulan taşınmazlar göz önüne alındığında davacı bankanın eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı belirtilmişse de, hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davalı tarafından kredi borcuna istinaden yatırıldığı beyan edilen 384.000,00 USD ve 16.000,00 USD tutarındaki ödemeler toplamı 400.000,00 USD ve satış yapılarak 3.006.000,00 TL karşılığının ve 30.06.2021 tarihinde ipotek fekki için ödenen 1.750.000,00 TL'sının, 16.03.20 21... .06.2021 tarihlerinde kredi borcuna mahsup edilerek kredi bakiyesinden düşürüldüğünün tespit edildiği, yapılan bu ödemelerden sonra borcun ve dava konusu icra takibinin devam ettiği anlaşılmış olup, Bölge Adliye Mahkemesinin bu gerekçesine de katılma imkanı bulunmadığından buna dair dava şartının da gerçekleştiğinin kabulü ile davanın esasına girilerek tarafların delillerinin toplanması, ondan sonra toplanan ve toplanacak olan tüm delillerin birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre esas hakkında bir karar verilmesi gerekeceği-
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekillerince temyiz edilmiş incelemenin duruşmalı olarak yapılması temyiz eden tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön ...
