Davacının "gayrimenkûl satış vaadi sözleşmesi ve revizyon sözleşmesi uyarınca takip borçlusu aleyhine ilâmsız takibe geçildiğini, takibin henüz kesinleşmediğini, kesinleşmemiş icra takibi dayanak gösterilerek tasarrufun iptali davası açılabileceğini, takip borçlusunun üzerine kayıtlı taşınmazı davalı üçüncü kişi devrettiğinden ve son sahibinin iyi niyetli olması olasılığına ilişkin olarak İİK. m. 283/2 kapsamında davalarının bedele dönüştüğünü, bu nedenle davalı üçüncü kişinin malvarlığı üzerinde takip konusu alacağı geçmemek üzere alacak ile sınırlı olmak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini" talep etiği- Mahkemece; "ihtiyati haciz talebinin reddine" karar verilmişse de,  tasarrufun iptali davalarında, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için davanın tam olarak kanıtlanmasının beklenemeyeceği, ileri sürülüş biçimine ve delil durumuna göre, yaklaşık ispat durumunda ihtiyati haciz kararı verilebileceği, İİK m.  281/2 uyarınca davanın tazminata dönüşmesi nedeniyle davalılar yönünden bu kişilerin menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmemesinin hatalı olduğu-

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi ara kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili 25.11.2020 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile takip borçlusu şirket arası ...