TBK. mad. 19 uyarınca dava açılabilmesi için, İİK. mad. 277 vd uyarınca açılan tasarrufun iptali davasından farklı olarak, davacının kesinleşmiş bir alacağının varlığı ön koşul değilse de, davacının bu davayı açmakta hukuki yararı olması için davalıdan bir alacağının olmasının gerektiği- Mahkemece, davacının açtığı katkı payı alacağı davasının sonucunun beklenmesi gerektiği-
Kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince " ..muris .............ın ölümü ile evliliğin Türkiye'de sona erdiği, Türk Hukukuna göre devam eden bir evliliğin olmadığı, 1994 yılında kesinleşen yabancı mahkeme ilamının tanınmasının istenemeyeceği, davacı mirasçılarının iş bu davayı açmakta hukuki yararlarının kalmadığı" gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmişse de, yabancı ilamın tanınması halinde, kesin hüküm etkisi, yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren hüküm ve sonuç doğuracağına göre, davacının ilamın tanınmasını ve tenfızini istemekte korunmaya değer hukuki yararının olduğu, o halde Bölge Adliye Mahkemesince işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde dava şartı yokluğu nedeniyle ret kararı verilmesinin hatalı olduğu-
Yabancı ülke mahkemesinde davaya konu nafaka davasını açan davalının eşi ve ortak çocukların annesi olan davacının bu kararın tenfizinde hukuki yararı bulunduğu-
Yabancı mahkeme ilamının tenfizi istemi-
Boşanma davası devam ederken kesinleşen yabancı mahkeme boşanma kararının, tanıma kararı ile kesinleştiği andan itibaren kesin hüküm ifade edeceği; tedbir nafakasına ise boşanma veya ayrılık davasının de­vamı süresince hükmolunabileceği; evliliğin sona ermesinden sonra tedbir nafakasına hükmedilemeyeceği; tarafların yabancı mahkeme kararı ile boşandıkları dikkate alınarak, davacı yararına dava tarihinden bu tarihe kadar geçerli olacak şekilde tedbir nafa­kasına hükmedilmesi gerekeceği-
Dava tarihinde reşit olan çocuk yararına tedbir nafakasına hükmedilmesini, çocuğun -yanında bulunduğu- annesinin talep edemeyeceği–
Tenfiz kararlarının kesinleşmeden takip konusu yapılamayacağı–
Yabancı hakem kararlarının tenfizine ilişkin, ilk derece mahkemesince MÖHUK uyarınca inceleme yapılmış ise de somut dosya yönünden "New York Sözleşmesi" hükümlerince değerlendirilmesi gerektiği-
Uyuşmazlık; vesayet konusunda karar vermenin Türk Mahkemelerinin münhasır yetkisinde olup olmadığı noktasında toplanmakta olup, Alman mahkemesi tarafından Türk milli hukuku ile çatışmayacak ve hatta aynı paralelde verdiği kararın ne milli hukuka ve ne de münhasır yetki ya da kamu düzeni ile bir alakası bulunmadığı, 1905 tarihli 'Kısıtlamaya ve Benzer Tedbirlere İlişkin La Haye Sözleşmesi'nin 3. Ve 7. maddelerine göre; kural olarak milli hukukun ve milli Devlet mahkemelerinin yetkili olmasına karşın hacir altına alınacak şahsın bulunduğu yer ( Almanya ) makamları da, ilgilinin milli hukukuna ( Türk Hukukuna ) veya bulunma yeri hukukuna ( Alman Hukukuna ) göre hacir kararı alabilecekleri öngörüldüğü, açıklanan tüm bu nedenlerle dava, kısıtlama kararının tanınmasına ilişkin olduğuna göre davanın kabulü gerekeceği-
8. HD. 09.02.2016 T. E: 1206, K: 2027-

İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.