"İpotekli alacaklının taşınmazı temlik almasına" dair tasarrufun iptal edildiği, şikayetçinin haczinin, malikin (aynı zamanda ipotekli alacaklının) borcuna ilişkin olmadığı, şikayetçinin, ipotekli alacaklının ipotek hakkı sahibi olduğu taşınmazı devralmasına dair tasarrufun iptalini talep etmesi üzerine tasarrufun iptal edilmesi, eldeki dosya ile bu kez ipotekli bankanın taşınmazı temlik alması sonucuna dayanarak sıra cetvelinin iptali istemesinin de doğru görülmediği- "İpotek hakkının, şikayetçinin haczinden önce olduğu ve ipotekli alacaklılara sıra cetvelinde 1. sırada yer verilmesine dair sıra cetvelinde de hukuka aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle "şikayetin reddine" karar verilmesinin isabetli olduğu-
İcra hukuku kuralları gereğince haczedilen malın paraya çevrilebilmesi için yasal süresi içinde satış istenmesi ve satış avansının yatırılmasının zorunlu olduğu, ancak icra dosyasına cüzi miktarda dahi olsa bir satış avansı yatırılmasının zımnen ve usulüne uygun bir satış talebinin varlığını kanıtladığı- İhtiyati haczin kesin hacze dönüşmesinden itibaren işlemeye başlayan yasal süre zarfında alacaklı tarafından satış avansı niteliğinde ödeme yapıldığı ve icra müdürlüğünce de bu meblağın amaca uygun şekilde satış avansı olarak kabul edildiği ortadayken, ayrıca ve açıkça ibraz edilmiş bağımsız bir satış talebi dilekçesi aranmasının hakkın özüne dokunan aşırı bir şekilcilik teşkil ettiği- Bu somut hukuki illiyet bağı muvacehesinde, yatırılan avans ile geçerli bir satış iradesinin ortaya konulduğu ve haczin hukuken ayakta olduğu gözetilmeksizin, hatalı nitelendirme ile haczin düştüğünün kabul edilerek sıra cetvelinin iptali yönünde direnme kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu ve açıkça bozmayı gerektirdiği-
Kesinleşen mahkeme kararı gereğince üçüncü kişiye ödenmiş olan bedelin icra iflas dairesi görevlileri olan davalılardan rücuen tahsili istemi- Davalı icra müdürü tarafından haciz tarihinin önce 05.09.2002 olarak, daha sonra (diğer davalı icra müdür yardımcısı tarafından) 11.09.2002 olarak Kuruma bildirildiği, Genel Müdürlük tarafından en son gelen müzekkerede yer alan hatalı 11.09.2002 tarihinin kayda alınması sonucu alacaklı tarafın sırasının değiştiği ve temlik alacaklısı olan üçüncü kişinin icra dosyası alacaklısının önüne geçtiği ve sıra cetveli ile ödemelerin ilgili Bölge Müdürlüğü tarafından bu şekilde yapıldığı, hatalı bildirim yapan icra müdür yardımcısının sorumlu olduğu-
Birden fazla alacaklı bulunması ve ihale bedelinin alacağı karşılamaması durumunda, İİK'nın 140. maddesi gereğince sıra cetveli yapılması gerektiği, somut olayda, icra dairesinin 08.08.2024 tarihli kararı ile satış bedeli paylaştırılan taşınmazda, satış tarihi itibariyle sadece şikayet olunanın haczi bulunup, satış bedelinden şikayet olunanın alacağı ödendikten sonra, kalan satış tutarının şikayetçi borçluya iadesine karar verildiği, icra dairesinin 08.08.2024 tarihli kararı sıra cetveli olmayıp, söz konusu işlem karar başlığında belirtildiği gibi satış sonrası paylaştırma kararı olduğu, İlk Derece Mahkemesinin işlemi sıra cetveli ve derece kararı olarak nitelendirmesinin doğru olmadığı, diğer taraftan şikayetçinin, taşınmazın güncel tapu kaydındaki takyidatlar ile hacizlerin düşüp düşmediği dikkate alınarak sıra cetveli düzenlenmesi gerektiğini ileri sürmüşse de, şikayetçi borçlunun başkaca hacizlerin varlığı araştırılarak sıra cetveli düzenlenmesi gerektiği isteminde hukuki yararı bulunmadığı, bu nedenle mahkemece HMK'nın 114/1-h ve 115/2 maddeleri uyarınca hukuki yarar yokluğundan şikayetin usulden reddine karar verilmesi gerekirken, icra dairesinin sıra cetveli düzenlemediği ve taraf sıfatının da şikayet şartı olmayıp itiraz olduğu gözetilmeden aktif husumet yokluğu nedeniyle şikayetin usulden reddine karar verilmesinin doğru görülmediği-
Sıra cetveli yapılmamasına ilişkin şikayet- Süresiz şikayet- Sıra cetveli yapılmaması ile ilgili olup bir hakkın yerine getirilmemesine ilişkin şikayetin süreye tabi olmadığı- Takibe konu gayrimenkullerin ihale edilmesinden sonra rehin açığı belgesi düzenlenerek takibin sonuçlandırılması durumunda şikayet-
İcra müdürünün kendiliğinden "önceki sıra cetvelinin hatalı olduğu" gerekçesiyle yeni bir sıra cetveli düzenlenemeyeceği- İlk yapılan sıra cetvelinde kendisine yer verilmeyen ve kendisine sıra cetveli tebliğ edilmeyen alacaklının bu sıra cetveline karşı dava açması gerektiği-
İcra dosyasına gelen paranın paylaştırılması için düzenlenen sıra cetvelinin kesinleşmesi üzerine alacaklının payına düşecek paranın neması ile birlikte alacaklıya ödenmesi gerektiği-
"Satış bedelinin tamamının sıra cetveli düzenlenmeden alacaklıya ödenmesine dair istemin reddine" ilişkin icra dairesi kararının iptaline ilişkin şikayette borçlunun karşı taraf olarak yer alması gerekmediği- Bu nedenle, temyiz başvuru dilekçesinin borçluya tebliği için ilanen tebligat masrafı yatırılmadığından alacaklının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilemeyeceği-
492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 36. maddesinin birinci fıkrası, “ mahkemeler hakimler; C.Savcıları ve icra iflas daireleri tarafından adlî ve idari işlemlerle takip işlemlerinden dolayı herhangi bir sebeple alınmış olan paraların bankaya yatırılması halinde bu paralara ait faiz, ikramiye ve sair menfaatleri Devlete aittir.”, ikinci fıkrası ise, “ Şüyuun giderilmesi neticesinde hasıl olan para ve tereke paraları ile kısıtlı veya gaip adına bankaya yatırılan paralar yukarıdaki fıkra hükmünden müstesnadır.” hükmünü amir iken, söz konusu iki düzenlemenin, Anayasa Mahkemesinin 04.5.2023 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 05.4.2023 tarih ve 2023/48 E. - 2023/72 K. sayılı kararı ile, anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilmiş olduğu-Daire içtihatları, İİK’nın 140 vd. maddelerinde sıra cetveline itiraz edilmesi halinde icra müdürlüğünce alacaklılara ödenmeyen paranın nemalandırılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmadığı ancak yine de sıra cetveline itiraz edilmesi nedeniyle alacaklıya ödenmeyen paranın icra müdürünce banka hesabına yatırılması sonucu elde edilen faiz geliri varsa, alacaklıya ödenmesinin yasal dayanağı olmayıp, nemalandırma sonucu elde edilen paranın Hazineye ait olduğu yönünde iken, kararın dayanağı olan Harçlar Kanunu’nun 36. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarının Anayasaya aykırı olduğundan bahisle iptali nedeniyle, oluşan bir nema geliri varsa bunun hak sahiplerine ödeneceği yönünde görüş değişikliğine gidilmiş olduğu- Her ne kadar İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerinin karar tarihlerinde söz konusu kanun hükmü iptal edilmemiş olup yürürlükte olduğundan, kararlar Dairenin eski içtihatları gereğince yerinde ise de; şikayete konu müdürlük kararının dayanağı olan kanuni düzenlemenin, temyiz incelemesi aşamasında, 04.5.2023 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 05.4.2023 tarih ve 2023/48 E. - 2023/72 K. sayılı Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edilmesi nedeniyle, verilen iptal kararının henüz kesinleşmemiş eldeki şikayette uygulanması gerektiği sonucuna ulaşıldığı-
Somut olayda 6100 sayılı Kanun’un 46 ncı maddesinde sınırlı sayıda belirtilen sorumluluk sebeplerinden hiçbiri bulunmadığından ve hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı tazminat şartları oluşmadığından Özel Dairece davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu-
