Senedin keşide tarihinde yetkisiz temsilci tarafından imzalandığı gerekçesiyle davanın kabulü haline, İİK. mad. 169/a-5 uyarınca, borçlu hakkındaki "takibin durdurulması"na karar verilmesi gerektiği, "takibin iptali"ne karar verilemeyeceği-
Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibinde imzaya ve borca itirazın (5) günlük süre içinde icra mahkemesine yapılması zorunluluğu- Ödeme emri tebliğinin, takipten önceki tarihte yapılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu-
Alacaklı hamil, imzaya itiraz eden lehtarın imzasının sıhhatini bilemediği durumlarda ağır kusurlu kabul edilemeyeceği- Alacaklının, çeki takibe koymada kötüniyeti veya ağır kusuru bulunduğunun ispatlanamadığı durumlarda, mahkemece tazminattan sorumlu tutulmasının isabetsiz olduğu-
Borçluya herhangi bir ödeme emri tebliğ edilmediğinden, takibin kesinleşmediği ve bu durumda, başvurunun bu haliyle İİK. mad. 168/5, 169 kapsamında takibin kesinleşmesinden önceki döneme ilişkin zamanaşımı itirazı olarak kabulü gerektiği- Borçlunun başvurusunu, İİK'nun 71. maddesine dayandırmasının da bu sonucu değiştirmeyeceği (HMK. mad. 33)- Borçluya ödeme emri tebliğ edilmemiş ise de, alacaklının uyuşmazlığı sürdürme iradesinin mevcut olması nedeniyle borçlunun itiraz hakkının doğduğu ve itirazının süresinde olduğunun kabulü gerektiği-
Takibe konu senede ceza takibatına esas olmak üzere el konulduğunda, alacaklının bono fotokopisini icra dairesine sunmak suretiyle takip yapmasının mümkün olduğu-
Bonoda rakamla ve yazı ile yazılan vade tarihlerinin farklı tarihleri içermiş olması sebebi ile rakamla yazılan vade tarihi altındaki paraf imzasının borçluya ait olup olmamasının tespitinin sonuca etkili olmadığı, tahrifattan önceki tarihin tespiti ile de bononun kayıtsız şartsız borç ikrarına haiz kambiyo senedi olarak kabulü mümkün olmadığı ve bu durumda yapılacak bilirkişi incelemesinin verilecek karara etkili olmayacağı-
İcra takibinin kesinleşmesinden sonraki döneme ilişkin zamanaşımı itirazının süreye tabi olmadığı-
Takipten önce murisin vefatı üzerine, takibin mirasçılar hakkında başlatıldığı, şikayetçi borçlulara ödeme emrinin tebliğ edildiği, mirasın reddine ilişkin davanın, takibin kesinleşmesinden sonra açıldığı ve mirasın reddinin tesbit ve tesciline karar verildiği, kararın kesinleştiği görüldüğünden, bu durumda, mirasın reddine ilişkin ilamın, takibin kesinleşmesinden sonra alındığı anlaşılmakla, mahkemece borçluların başvurusunun "borca itiraz" olarak nitelendirilemeyeceği, "şikayet" olarak değerlendirilip kabulüne karar verilmesi gerektiği-
Takibin kesinleşmesinden önceki döneme ilişkin zamanaşımı itirazı ve borca itiraz, İİK'nun 168/5. maddesi kapsamında olup anılan itirazların da yasal beş günlük sürede yapılmasının zorunlu olduğu-
İmzaların borçlulara ait olup olmadığı hususunda net bir görüş bildirilmediği durumlarda uzman bilirkişilerden oluşturulacak kuruldan kesin kanaat içerir rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği- Kesin kanaat bildirmeyen mevcut rapora göre sonuca gidilemeyeceği-