Savcılık Hazırlık soruşturması dosyasında alınan Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünden raporunda, "imzanın borçlunun elinden çıktığının kuvvetle muhtemel olduğunun bildirildiği" görülmekle birlikte, her ne kadar bu rapor kesin kanaat içeren bir rapor mahiyetinde olmadığından hükme esas alınamaz ise de, mahkemece Adli Tıp Kurumundan alınan raporda, "senetteki imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla borçlunun eli ürünü olduğunu gösterir yeterlilik ve nitelikte bulgu saptanamadığı"na ilişkin olduğundan, resmi kurumların talebi üzerine alınan ve birinin diğerine üstünlüğü kabul edilemeyen raporlar arasında çelişkinin oluştuğu anlaşıldığından, bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için yeniden ehil bilirkişilerden oluşacak bir kuruldan rapor alınması gerektiği- Adli Tıp Kurumu raporuna veya heyetçe düzenlenmiş olan rapora üstünlük sağlamayacağı- Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nin imza incelemesinde son mercii olarak kabulü hususunda yasal bir düzenleme bulunmadığı-
Borçlular arasında menfaat çatışması bulunduğundan, bir borçlu adına çıkarılan ödeme emrinin diğer borçlu tarafından tebliğ alınması halinde, yapılan tebligatın usul ve yasaya aykırı olacağı- Tebliğ, usulüne aykırı yapılmış olsa bile muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılacağı ve muhatabın beyan ettiği tarihin, tebliğ tarihi olarak kabul edileceği- İİK'nun 168/1. maddesinin 3, 4 ve 5. bentleri gereğince, borçlunun itirazı ve şikayetini yasal 5 günlük süresi içerisinde icra mahkemesine yapması gerektiği-
Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nin imza incelemesinde son merci olarak kabulü hususunda yasal bir düzenleme bulunmadığı- Alacaklı tarafından yeni bir bilirkişi incelemesi yapılması talep edildiğine göre, mahkemece, ispat yükünün alacaklıda olduğu kuralı nazara alınarak yeniden uzman bilirkişilerden oluşturulacak kuruldan rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Alacaklı tarafından yeni bir bilirkişi incelemesi yapılması talep edildiğinde, mahkemece, ispat yükünün alacaklıda olduğu kuralı nazara alınarak yeniden uzman bilirkişilerden oluşturulacak kuruldan rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gereği-
Bonoya dayalı icra takibine başlanması ile 3 yıllık zamanaşımı kesilmişse de, zamanaşımının ilk kesilme tarihi olan takip tarihi ile ödeme emrnin tebliğ edildiği tarih arasında zamanaşımını kesen bir takip işlemi yapılmadığından bonoya ilişkin zamanaşımı itirazının kabulü ile "takibin durdurulmasına karar verilmesi" gerektiği bu durumda "icranın geri bırakılmasına" karar verilemeyeceği-
Takibin kesinleşmesinden önceki döneme ilişkin zamanaşımı itirazın kabulü halinde, İİK. mad. 169/a-5 uyarınca takibin "iptaline" değil, "durdurulmasına" hükmolunması gerektiği-
Borçlunun hamil/alacaklıya karşı senet metninde sahtekarlık (tahrifat) iddiası mutlak def’i olduğu ve mahkemece bu iddia incelenmesinin gerektiği- Takip dayanağı olan çekin keşide tarihinde tahrifat yapıldığı iddiası davacı ciranta tarafından alacaklı hamile karşı ileri sürülmüş olup, keşideci tarafından ileri sürülmese dahi çekin geçerliliği mutlak def’i mahiyetindeki bu iddiaya bağlı olduğundan ciranta tarafından ileri sürülebileceği-
Tanzim yeri olarak idari birim adının yazılması yeterli ve zorunlu olup, ayrıca adres gösterilmesi mecburiyeti bulunmadığı- Kısaltılmış olarak yazılan keşide yerinin kabul edilebilmesi için bunun belirgin ve duraksamaya mahal bırakmayacak bir yeri göstermesi gerektiği- Bono vasfı bulunmayan dayanak belge yönünden genel zamanaşımı süresinin uygulanması gerekeceği-
Senette keşide yerinin ve keşide tarihinin sonradan doldurulduğu, dayanak senedin teminat senedi olduğu konusunda yapılan borca itirazın icra mahkemesinde duruşmalı olarak görülmesi gerektiği-
İki bilirkişi raporu arasında çelişki bulunan durumlarda mahkemece, iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi için yeniden ve ehil bilirkişilerden oluşacak bir kuruldan, çelişkiyi giderici mahiyette ve kesin kanaat içerir rapor alınıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gereği-
