Bölge Adliye Mahkemesince, HMK. mad. 353/1-b-2 gereğince, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından istinaf isteminin kabulü ile düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekirken, yeniden esas hakkında karar verilmeksizin, ilk derece mahkemesince davacı/borçlu aleyhine hükmedilen tazminat ve para cezasının hükümden çıkartılmasının hatalı olduğu-
Mahkemenin, bozma ilamını taraflara tebliğ edip; kendiliğinden tarafları duruşmaya davet etmekle yükümlü olduğu, belirtilen usuli işlemler tamamlanmadan ve bozma sonrası taraf teşkili sağlanmadan, mahkemece direnme ya da uyma kararı verilmesinin olanaklı olmadığı-
Adına takip ve dava açılan alacaklının adına düzenlenmiş bir vekaletname bulunmadığı anlaşılmakla mahkemece HMK. mad. 77 gereğince işlem yapması gerektiği-
Mahkemece; İİK'nin 18. maddesi gereğince duruşma açılarak, taraf beyanlarının alınması, gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle ilk takip dosyasının infaz edilip edilmediği, ikinci takibin bakiye alacak kalemleri için yapılıp yapılmadığı hususlarının tespit edilerek sonuca gidilmesi gerekirken, eksik inceleme ile evrak üzerinden yazılı şekilde karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
Mahkemece, borçlunun şikayet nedenleri arasında bulunan zamanaşımı iddiası da incelenip değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, bu konuda olumlu olumsuz bir karar verilmemesinin isabetsiz olduğu-
Bölge adliye mahkemesinin, dosyayı ilk derece mahkemesine geri gönderme sebeplerinin tadadi olarak değil; tahdidi olarak sayıldığı ve bunlar arasında "delillerin eksik toplanması"nın bulunmadığı-
İcra takibi sırasında tahsil edilen cezaevi yapı ve tahsil harçlarının, yasal faizi ile birlikte iadesine karar verilmesine ilişkin davanın 'adli yargı yerinde' görülmesi gerektiği-
İcra takibi sırasında davacıdan tahsil edilen cezaevi yapı harcının iadesine ilişkin davanın 'adli yargı yerinde' görülmesi gerektiği-
Alacaklılar tarafından ibraz edilen tasarrufun iptali ilamı kapsamında alacaklıların haciz taleplerinin değerlendirilmesi ve taşınmazın tapu kaydının iptali ve tesciline ilişkin hükmün bulunmadığı, haciz yetkisi verilen tasarrufunun iptali ilamının icrası için kesinleşmesinin gerekli olmadığı düşünülerek haciz talebinin reddine ilişkin şikayette sonuca gidilmesi gerektiği- Kararın temyiz edilmesinden sonra şikayetçiler davadan feragat ettiğinden, davadan feragat hakkında mahkemesince bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerektiği-
Son bozma ilamında; şikayetçi/ diğer borçlu yönünden de şikayetin kabulü ile ihalenin feshine karar verilmesi ile yetinilmesi gerektiği hususu açıkça belirtilmiş olmasına ve mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmesine rağmen, talep konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olmasının hatalı olduğu, uyulan bozma ilamında gösterilen esas çerçevesinde işlem yapılması ve hüküm kurulması gerektiği-
