Takipte istenen faiz miktarına (ve oranına) yönelik başvurunun «şikayet» olmayıp «itiraz» olduğu— (Not: Yüksek mahkeme, takipten sonra işleyecek olan faiz oranı bakımından 2007 yılından itibaren bu görüşünü değiştirerek, borçlunun işleyecek faize yönelik başvurusunun itiraz niteliğini taşımayıp şikayet niteliğini taşıdığını belirtmeye başlamıştır)
Senedin imza ve pul kısmının yırtılmış olmasının «senedin ödendiğine» karine teşkil edeceği–
“Şikayet”, “dava” niteliğinde bulunmadığından, icra mahkemesindeki şikayet'e, üçüncü kişilerin “müdahale”de bulunamayacağı–
İlâmda yazılı alacağa, «mevduata uygulanan en yüksek faizin» hükmedilmiş olması halinde, değişken olan bu faizin miktarının bir bilirkişiye hesaplattırılarak uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekeceği–
Senetteki pulun, başka yerden sökülerek oraya yapıştırılmış olduğunun anlaşılması halinde, «imza itirazının kaldırılması isteğinin reddine» karar verilmesi gerekeceği–
İcra dairesine (tetkik merciine) verilen itiraz/şikayet dilekçesinin imzasız olmasının, itirazı geçersiz kılmayacağı, imza eksikliğinin duruşmada giderilmesi gerekeceği–
Borçlunun bankadaki mevduatına «89/I haciz ihbarnamesi» yerine «haciz tezkeresi» gönderilerek haciz konulması işlemine bankanın -yararı bulunmadığı için- şikayette bulunamayacağı–
Talimat icra dairesinin bağlı bulunduğu icra mahkemesinin (tetkik merciinin), asıl icra dairesinin verdiği satış kararını kaldıramayacağı–
«Tebligatın usulsüzlüğü»ne ilişkin şikâyet» ile «borca itiraz»ın, icra mahkemesinde (tetkik merciinde) birlikte incelenebileceği–
