Arza tabi olan bina inşaatının bir “taşınır” gibi değerlendirilip, fiilen haczedilemeyeceği, binanın üzerinde bulunduğu arzın tapuda birisi adına kayıtlı olması halinde, o kişinin borcundan dolayı tapu kaydı üzerine haciz konması gerekeceği-
Borçlu limited şirket ortağının şahsi borcundan dolayı ortaklık payının doğrudan haczi mümkün olmayıp, yalnızca ortağın kar payı, masraf ve avans alacağı ile tasfiye halinde, tasfiye bakiyesine katılma hakkının haczedilebileceği- NOT: 6102 sayılı yeni TTK. nun 133/(2) maddesinde sermaye şirketlerinde alacaklıların, borçlu ortağın senede bağlanmış veya bağlanmamış paylarının İİK. nun taşınırlara ilişkin hükümleri uyarınca haczedilmesini ve paraya çevrilmesini isteyebilecekleri açıkça öngörülmüş olduğundan bu yeni düzenleme karşısında -eski 6762 sayılı TTK. nun 522. maddesi yürürlükten kaldırılmış olduğundan- limited şirket ortağından alacaklı olan kişiler borçlu ortağın limited şirketteki payına haciz koyup sattırabileceklerinden aşağıdaki içtihadın önemi kalmamıştır-
İcra müdürlüğünce haczedilmiş olan gemi hakkında verilmiş olan “seferden men” kararının icra hakimliğince şikayet üzerine kaldırılamayacağı – Yola çıkmaya hazır geminin haczedilemeyeceği – Geminin “yola elverişli” olup olmadığının bilirkişi marifetiyle saptanacağı (Not: "Yola çıkmaya hazır geminin hazcedilemeyeceği"ne 6762 sayılı Kanun'un 892. maddesi yeni TTK.'na alınmamış olduğundan ve artık bugün için bu tür gemilerin ihtiyaten ve kesin olarak haczi mümkün olduğundan, bu içtihatların ilgili bölümü geçerliliğini yitirmiştir.)-
Taşınmazların haczedilebilmesi için bunların haciz tarihinde takip borçlusunun adına kayıtlı olması gerektiği; henüz borçlu adına tapuda kayıtlı bir taşınmaz bulunmadığından ve arsa üzerine yapılan binanın arza tabi olması nedeniyle, bina üzerinde haciz işlemi yapılamayacağından, inşaat sözleşmesinin icrasına bağlı olarak ileride doğması muhtemel haklar için haciz işlemi yapılamayacağı (borçlunun 3.kişilerle yaptığı kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince ileride borçluya düşeceği varsayılan taşınmazlar üzerine haciz konulamayacağı)-
Taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesi tapu kütüğüne şerh edilmiş olsa dahi, bu kişi adına tescil işlemi gerçekleşmedikçe mülkiyetin intikalini sağlamayacağı; tapu siciline şerh verilen satış vaadi sözleşmesinin 5 yıl süre ile 3. kişilere karşı ileri sürülebileceği; haczin kaldırılabilmesi için anılan süre içerisinde ve tescil davası açılarak 3. kişi adına taşınmazın tescil işleminin tamamlanmasının zorunlu olduğu; icra mahkemesinin taşınmaz üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verme yetkisinin bulunmadığı-
Borçlunun takipten önce ölmüş olduğunun anlaşılması halinde, “borçlu ve mirasçısına yöneltilen takibin iptaline ve taşınmazlar üzerine konulan haczin kaldırılmasına” karar verilmesi gerekeceği-
Haksız icra takibi ve haksız haciz nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın giderimi için - bu eylem davacının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiğinden- tazminat davası açılabileceği-
Bankadaki mevduat menkul hükmünde olduğundan alacaklının İİK.nun 106. maddesine göre 1 yıl içinde haczedilen parayı istemesi gerekeceği, aksi halde para üzerine konan haczin düşeceği-
Davacı tarafından imzalanmadığı yargı kararı ile belirlenen tahliye taahhüdü dayanak alınarak yapılan icra takibi ve açılan tahliye davası nedeniyle, davalının belirlenecek maddi ve takdir edilecek manevi tazminat ile sorumlu tutulması gerekeceği-