Kadının haberi olmaksızın, onun bilgisi ve rızası dışında müşterek konuta ses kayıt cihazı yerleştirilmek suretiyle elde edilen ses kayıtları hukuka aykırı delil niteliğinde olduğu ve hukuka aykırı olarak elde edilen ses kayıtlarının dinlenmesi sonucu tanığın ses kayıtlarının aktarımını içeren beyanlarının da hükme esas alınamayacağı- Kadına yüklenen güven sarsıcı davranış vakıasını ispata yarar delillerin hukuka uygun yollarla elde edildiğinin kabulü mümkün olmadığından bu vakıanın kadına kusur olarak yüklenmesinin hatalı olduğu, kadına yüklenen diğer kusurlu davranışların ise gerçekleştiği anlaşılmakla, tarafların kabul edilen ve gerçekleşen diğer kusurlu davranışları uyarınca boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu olduklarının kabulü gerektiği- Boşanma sonucu manevî tazminata hükmedilebilmesi için tazminat yükümlüsünün kusurlu, tazminat talep eden eşin ise kusursuz veya diğerine göre daha az kusurlu olması gerektiği- Boşanmaya sebebiyet veren olaylarda taraflar eşit kusurlu olup eşit kusurlu eş yararına tazminata hükmedilemeyeceği- Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan tarafın, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz nafaka isteyebileceği gözetildiğinde, tarafların kusur durumları ile ekonomik ve sosyal durumları nazara alınarak kadın yararına uygun miktarda yoksulluk nafakasına hükmedilmesi gerektiği-
İtiraz Hakem Heyetince; davacıda oluşan yara nedbesinin (skar) keloid veya hipertrofik skar niteliğinde olup olmadığı ve vücut yüzeyinin yüzde birinden fazla alanı kaplayıp kaplamadığı hususlarına dikkat edilerek davacının kazaya ilişkin tüm tedavi evrakı eklenip (eksik varsa temini ile) dosyada bulunan sağlık kurulu raporları da irdelenmek ve bizzat muayene edilmek suretiyle kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre, daha önce düzenlenen raporlar arasındaki çelişkiyi giderir biçimde içerisinde plastik cerrahi uzmanının da bulunduğu yetkili sağlık kurulundan rapor alınıp sonucuna (davalının usuli kazanılmış hakları gözetilerek) göre karar verilmesi gerekeceği- Olayla ilgili davacı çocuğun annesi ve bisiklet tamirine gittiği tamircinin ifadelerinde, davacı çocuğun bisiklet tamircisine gittiği, bisiklet tamircisnin annesini arayarak çocuğunun yanında olduğunu söylediği, annesinin de evine getirmesini istediği, bisiklet tamircisinin de yoldan geçen ve tanıdığı motosiklet sürücüsünden çocuğu evine götürmesini istediği ve onun da kabul ettiği sabit olup davacının taşıma için ücret ödemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunun kabul edilmesi gerekeceği, bu durumun aksi ispat edilemediğinden davalı sigorta şirketinin süresinde yapılan hatır için taşıma savunmasına itibar edilerek TBK’nın 51 inci maddesi gereğince Dairemizin yerleşik uygulamasına göre %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılmak suretiyle davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekeceği- 5684 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin (17) numaralı fıkrası, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü ve AAÜT’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği-
Davacı yönünden hesap edilen maddi zarardan öncelikle %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılarak kalan miktardan da davadan önce yapılan ödemenin güncellenmiş halinin düşülmesi ile ulaşılacak tazminata hükmedilmesi gerektiği-
Hükmedilecek vekalet ücretinin, tarifeye göre belirlenen nispi vekalet ücretinin 1/5'i tutarında (maktu ücretin altında kalmamak kaydıyla) olması gerektiği- TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre muhtemel bakiye ömür süresinin belirlenerek (ayrıca progresif rant yöntemi kullanılarak) tazminat hesaplamasının yapılması için bilirkişiden ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi için kararın bozulması gerektiği-
Araç sürücüsünün kazada vefat ettiği, ölü muayene tutanağında kimlik tanığı olarak yer alan kişinin davacının babası olduğu ve beyanında sigortalı araç sürücüsünün komşusu olduğunu belirttiğinden, davacının davalı şirkete sigortalı araçta yolcu olarak bulunduğu ve sürücü ile komşu oldukları sabit olup davacının taşıma için ücret ödemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunun kabul edilmesi gerekeceği, bu durumun aksi ispat edilemediğinden davalı sigorta şirketinin süresinde yapılan hatır için taşıma savunmasına itibar edilerek TBK’nın 51 inci maddesi gereğince Dairemizin yerleşik uygulamasına göre %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılmak suretiyle davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekeceği-
Dosya kapsamındaki fotoğraflar ve eksper raporu karşılaştırılarak, aracın hasar gören kısımları tek tek belirlenip gerekli yedek parçalar için ayrı ayrı fiyatlandırma yapılmak suretiyle kaza tarihindeki ikinci el değeri ile tamir masrafları karşılaştırılarak tamirinin ekonomik olup olmadığının tespiti, tamiri ekonomik değilse, perte ayrılmasının uygun olup olmayacağı, ayrıca perte ayrılması halinde sovtaj değeri de tespit edilip aracın kaza tarihindeki ikinci el piyasa rayiç değerinden sovtaj bedeli mahsup edilerek (sovtajın kimde kalacağı da netleştirilerek) gerçek zarar miktarının bulunması, şayet onarımı mümkün ise onarım bedelinin belirlenmesi için konusunda uzman 3 kişilik makine mühendislerinden oluşan bilirkişi heyetinden ayrıntılı, kaza ile illiyet bağı kuran, denetime açık rapor alınarak ve davacının usuli kazanılmış hakları korunarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği- İtiraz Hakem Heyetince davacının sigorta şirketine başvuru dilekçesinin alt kısmına yazdığı 02.04.2021 tarihi esas alınmış ve 45 gün sorası olan 18.05.2021 tarihinden itibaren davalının temerrüde düştüğü kabul edilerek faize hükmedildiği, ancak varılan sonucun eksik araştırmaya dayalı olduğu, zira dosya kapsamında sigorta şirketinin hasar dosyasının bulunmadığı, şu durumda; davalı sigorta şirketinden davacının başvurusuna ilişkin tüm belgelerin yer aldığı hasar dosyasının getirtilerek, temerrüt tarihinin belirlenmesi ve sonucuna göre hüküm tesisi için kararın bozulması gerekeceği-
Hakem Heyetince hesaplanan tazminattan öncelikle müterafik kusur indirimi yapılması daha sonra bakiye alacaktan yapılan kısmi ödemenin güncellenmiş halinin tenzil edilerek karar verilmesi gerektiği-
Hakem Heyetince hesaplanan tazminattan öncelikle müterafik kusur indirimi yapılması daha sonra bakiye alacaktan yapılan kısmi ödemenin güncellenmiş halinin tenzil edilerek karar verilmesi gerektiği- İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru olmadığı-
Kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak ve "plastik cerrahi uzmanının" da bulunduğu yetkili sağlık kurulundan rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
İtiraz Hakem Heyetince; kaza sonrası tüm tedavi belgeleri getirtilerek davacının %3 oranında sürekli iş göremezliğini belirleyen ödemeye esas alınan rapor, davacının dosyaya sunduğu 18.10.2021 tarihli İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesinden verilen rapor ve Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından alınan raporun karşılaştırılarak ilk rapor ile sonraki raporlar arasında maluliyet oranının belirlenmesine etki eden fiziksel ve fonksiyonel arazlarda zaman içinde gelişim olup olmadığını, özellikle ödeme tarihinden sonra artan maluliyeti olup olmadığı, maluliyete ilişkin raporlar arasındaki farklılığın sebebinin araştırılması, yaralamanın hangi tarihte tedaviyle tamamen sona erdiği, maluliyetin artmasına ilişkin gelişen durumların olup olmadığı, ilk alınan maluliyet raporunda saptanan ve değerlendirmeye alınan tıbbi bulgular ile davada esas alınan raporda dikkate alınan tıbbi bulguların aynı olup olmadığı, ilk rapordan sonra ortaya çıkan arazların bulunup bulunmadığı, var ise dava konusu kazayla bağlantısı olup olmadığı hususlarında, yeni bir sağlık kurulu raporu alınması gerekeceği, söz konusu raporun, oluşturulacak farklı bir uzman doktor heyetince, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak ve bizzat muayene edilerek düzenlenmesi gerekeceği-