Hakem kararlarının tenfizi davalarında maktu harç alınması gerektiği- Karar harcı ile davacı yararına takdir edilen vekalet ücretinin maktu olarak belirlenmesi gerektiği-
Daha önce tescil edilmiş bir markanın varlığı karşısında marka ile aynı veya benzer ibareler içeren bir ticaret unvanının veya işletme adının markasal olarak kullanılmasının da marka hakkına tecavüz teşkil ettiği- 556 Sayılı KHK'nın 61. maddesindeki tecavüz fiillerinden birini işleyen mütecavizin eyleminin aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiği- Davalı adının kuruluş kanunuyla verilmiş olmasının da marka hakkına tecavüzü ve haksız rekabeti ortadan kaldırıcı bir etkisinin bulunmadığı-
OSB'lerin taraf olduğu davalarda diğer taraf tacir olsun ya da olmasın, uyuşmazlığın mutlak ticari dava olmadığı hâllerde yargılamanın asliye hukuk mahkemelerine görülmesi gerektiği-
OSB'lerin taraf olduğu davalarda diğer taraf tacir olsun ya da olmasın, uyuşmazlığın mutlak ticari dava olmadığı hâllerde yargılamanın asliye hukuk mahkemelerinde görülmesi gerekeceği-
Belediyelerin tacir olarak kabulü mümkün olmadığı gibi davacı alacaklının tacir olması ve işlerinin ticari olması ilkesinin burada işlevsiz hale geldiği, bu durumda, davalı borçlu tacir olmadığına göre takipte ticari faiz ile sorumlu tutulmasının doğru olmadığı, o halde mahkemece, faize ve oranına yönelik itirazın kaldırılması isteminin reddine karar verilmesi gerekeceği-
Anonim şirket olarak hizmet veren ve 233 sayılı KHK hükümlerine tabi olan davalı İDT ile TTK hükümlerine tâbi olan ve Ankara Büyükşehir Belediye sınırları içerisinde doğalgaz dağıtım alanında faaliyet gösteren bir anonim şirket olarak kurulan davacı arasındaki uyuşmazlıkta ileri sürülen talebin 4646 sayılı Doğalgaz Piyasası Kanunu kapsamında EGO Genel Müdürlüğüne devredilmesi gereken 25 adet tüketiciye doğalgaz arzının sağlandığı dağıtım şebekesinin geç devri nedeniyle devrin yapılması gereken tarih ile devrin yapıldığı tarih arasında tahakkuk eden doğalgaz taşıma bedeline ilişkin olduğu, davalının kamu gücünden kaynaklanan herhangi bir üstün hak ve yetkisi bulunmamakta olup taraflar arasında tam anlamıyla bir eşitlik söz konusu olduğu, taraflar arasındaki ilişkinin sahip olduğu unsurlar ile davaya konu çekişmeli hususların niteliği itibariyle özel hukuk hükümlerinin geçerli olduğu-
İktisadi Devlet Teşekkülü niteliğinde olan ve özel hukuk hükümlerine tabi bulunan A.Ş. aleyhine açılan davanın 3533 sayılı Kanun uyarınca hakem sıfatıyla görülmesinin mümkün olmadığı- Mahkemece verilen hükmün itiraz yoluna tâbi olduğunun belirtilmesi de yetki aşımı nedeniyle sonuç doğurmayacağından kararın temyiz edilebilirliğinin bulunduğu- Davanın genel mahkeme sıfatıyla bakılıp sonuçlandırılması gerekirken, hakem sıfatıyla işin esasının incelenmiş olmasının usul ve yasaya uygun düşmediği-
Kooperatiflerin/yapı kooperatiflerinin 6102 sayılı TTK kapsamında tacir sayılacakları-
Büyükşehir Belediyesine bağlı Su ve Kanalizasyon İdaresi kamu kurumu olmakla birlikte tacir sayıldığından, ve idari yargı yerlerinde sadece ilgili idareye karşı dava açılabileceğinden,  davacı, özel hukuk tüzel kişisi (tacir) olan davalının haksız eylemine dayanarak talepte bulunduğuna göre uyuşmazlığın çözüm yerinin idari yargı değil, yargı olduğu ve bu nedenle, İİK. 42'de yer alan “İdari yargının görev alanına giren konularda ilamsız takip yoluna başvurulamaz” şeklindeki düzenlemenin izinsiz kazıdan kaynaklı idari para cezalarına ilişkin itirazın iptali davasında uygulama yeri bulunmadığı-
Taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinin feshi nedeniyle tazminat istemi-
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • ...
  • kayıt gösteriliyor