Müvekkilin tüketici sıfatını taşıması halinde, avukatlık sözleşmesinden kaynaklanan davanın tüketici mahkemelerinde görüleceği-
Avukatlık sözleşmesi, vekâlet sözleşmesinin özel bir türü olmakla birlikte avukatlık ücreti bu sözleşmeyi vekâlet sözleşmesinden ayıran en önemli unsur olup, avukatlık sözleşmesinde asıl olan vekâlet görevinin bir ücret karşılığında yapılmasıdır. Avukatlık Kanunu'nun "Avukatlık ücreti" başlıklı 164. maddesi uyarınca; avukatın iki çeşit ücret alacağı bulunmaktadır. Bunlar, avukat ile iş sahibi/müvekkili arasındaki sözleşme ilişkisinden doğan "akdi avukatlık ücreti" ile yargılama sonunda haklı çıkan taraf yararına Tarife hükümlerine göre hükmedilen ve yargılama gideri niteliğinde olan avukatlık ücretidir (karşı taraf vekâlet ücreti). Yargılama giderlerinden olan ve davada haksız çıkan taraf aleyhine hükmedilen "karşı taraf vekâlet ücreti" Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre harcın yatırıldığı değer üzerinden belirlenmekte ise, Avukatlık Kanunu'nun 164/4. maddesinde düzenlenen yüzde on ile yüzde yirmi arasında takdir edilecek akdi vekâlet ücretinin de davanın müddeabihi, başka bir anlatımla davada harcın yatırıldığı değer üzerinden saptanması gerekli olduğu-
Davanın reddine karar veren mahkemenin, davalı yararına 'dava değeri' üzerinden nisbi olarak vekalet ücretine hükmetmesi gerekeceği-
Mahkemece, “... Asliye hukuk mahkemesinin 2009/... sayılı dava dosyasında davalının şahsi bir işine bağlı 10.000,00 TL manevi tazminatın hüküm altına alındığı, avukatlık kanunu 164 md. gereğince %15 oranla 1.500,00-TL ve karşı yan vekalet ücreti olarak 1.200,00-TL ye hak edildiği, yine... Asliye hukuk mahkemesinin 2012/... esas sayılı dava dosyasında açılan manevi tazminat davasına yönelik olarak aynı kanunun 164 md. gereğince %15 tutarla 750,00-TL vekalet ücreti ile 1.200,00-TL karşı yan vekalet ücretinin oluşacağı, bu şekilde toplam vekalet ücreti alacak bedelinin 5.100,00-TL olduğu...” gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 5.100,00-TL’nin davalıdan tahsiline karar verildiği, ancak mahkemece taraflar arasındaki öncelikli uyuşmazlık konusu olan, “azlin haklı olup olmadığı” hususu ile ilgili yeterli inceleme ve değerlendirme yapılarak, %15 üzerinden akdi vekalet ücreti hesabının gerekçesi oluşturularak ve 5.100,00-TL toplam vekalet ücretinin nasıl hesaplandığı da açıklanarak şüphe yaratmayacak şekilde denetime açık olarak gerekçe oluşturulması gerektiği-
Taraflar arasındaki avukatlık sözleşmesinin konusu, davacı avukat tarafından dosyanın başından beri verilen avukatlık hizmeti değil, dosyanın Hukuk Genel Kurulunda bozulması koşuluna münhasır olduğu- Davalı iş sahibinin, davaya konu sözleşme ile aynı tarihte ve aynı konuda ikinci bir sözleşmeyi, bu kez %25 vekâlet ücreti belirlemesiyle davacının tevkil ettiği, dava dışı iki vekille imzaladığı; anılan sözleşmenin yargılamaya konu olması neticesinde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunda avukatlar tarafından yapılabilecek bir hukuki yardım söz konusu olamayacağından, taraflar arasındaki sözleşmenin, eBK’nın 19. ve 20. maddeleri gereğince hukuka, ahlaka ve kamu düzenine aykırı olması nedeniyle geçersiz olduğunun tespit edildiği, bu durumda taraflar arasında aynı şekilde düzenlenmiş sözleşmenin de hukuka, ahlaka ve kamu düzenine uygunluğundan bahsedilemeyeceği- Hukuka, ahlaka ve kamu düzenine aykırılığı çekişmesiz olan davaya konu avukatlık sözleşmesinden dolayı davacı avukatın vekâlet ücreti alacağının söz konusu olmayacağı- Davacı avukatın davanın başından beri verdiği emeğin göz önünde bulundurulması ve uygun bir vekâlet ücreti tayininin gerekliliği akla gelebilirse de, taleple bağlılık ilkesi karşısında, başkaca vekâlet ücretine hükmedilmesinin de doğru olmadığı-
Avukatın kusur ve ihmaline dayalı olmaksızın yapılan haksız azil sonucunda, avukatın vekâlet ücretinin tamamının, dava lehe sonuçlanıp kesinleşmiş gibi, muaccel hâle geldiği; bu vekâlet ücretinin “akdi” ve “yasal (karşı taraf)” vekâlet ücretinin toplamından oluşmakta olduğu- Azledilen avukatın, karşı taraf vekâlet ücretini davalılar yararına tahsile koyamayacağı- Alacağını ancak eski müvekkilinden talep edebilirse de, bu kez karşı taraf vekâlet ücretinin borçlusundan tahsil edilmesinin beklenmesinin doğru olmayacağı- Haksız olarak azledilmiş olan avukatın hak ettiği karşı taraf vekâlet ücreti alacağına kavuşmasının, kendisini haksız olarak azleden eski müvekkilinin insafına bırakılamayacağı- Karşı taraf vekâlet ücretinin haksız azil ile birlikte muaccel olduğu-
Avukatın haklı sebeple azledilmesi halinde müvekkilin avukata ücreti ödemekle yükümlü olmayacağı, ancak azil tarihi itibariyle sonuçlanıp kesinleşen işlerin karşılığı olan ücretin avukata ödeneceği- Haksız azil halinde ise hangi safhada olursa avukatın üstlendiği işin tamamının ücretine hak kazanacağı-
Bozma öncesi verilen ilk kararda davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olup, her ne kadar davalı tarafça temyiz talebinde bulunulmuş ise de; davalı vekilinin temyiz dilekçesinde vekalet ücreti konusunda herhangi bir temyiz itirazı yer almadığından, davalı lehine hükmedilecek vekalet ücreti yönünden bozma yapılmadığı ve bozmaya uyulduğuna göre; ilk kararda davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi yönünden davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu-
Avukatlık Kanunu'nun 164. maddesinde düzenlenen akdi vekalet ücretinin icra takiplerinde karşı yan olan davalı müflis kooperatiften talep edilemeyeceği, akdi vekalet ücreti vekalet akdinin borçlusu olan davacının vekili olduğu dava dışı şirketten istenebileceği-
Avukatlık Kanunu'nun 165. maddesinde düzenlenen "ücret dolasıyla müteselsil sorumluluk" hallerinden olan "sulh veya her ne suretle olursa olsun taraflar arasında anlaşmayla sonuçlanan ve takipsiz bırakılan işlerde" karşı tarafın avukatı lehine her iki tarafın müteselsil olarak ödenmesinden sorumlu olacağı avukatlık ücreti kapsamına avukat ile iş sahibi arasında yapılan ücret sözleşmesine göre avukata ödenmesi gereken "akdi vekalet ücretinin" dahil olmadığı-
