Davacı avukatın istifasının haklı olduğuna ilişkin kabulün yerinde olduğu, davalılar adına vekâlet görevini yürüttüğü davadan artık el çekmiş olması sebebiyle akdi vekâlet ücreti ile karşı yan vekâlet ücretine hak kazandığı, bu sebeple davanın dayanağı olan mahkeme kararının kesinleşmesinin beklenmesine gerek bulunmadığı, kaldı ki Uyap’tan yapılan sorgulamada söz konusu Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın, derecattan geçmek suretiyle 08.3.2023 tarihinde kesinleştiğinin anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun bulunduğundan kararın onanması gerektiği-
Bozma ilamına uyulmakla bozma gereğinin yerine getirilmesinin zorunlu olduğu-
Uyuşmazlık, vekâlet sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir...
İtirazın iptali davasının, ıslah edilerek alacak davasına dönüşeceği- Islah edilen kısım zamanaşımına uğramış olsa bile, davanın alacak davası olarak karara bağlanması gerektiği-
Davacı vekilinin 24.12.2020 tarihli duruşmadaki beyanında taraflar arasında yazılı avukatlık ücret sözleşmesinin bulunmadığını ifade etmesi ve yerleşik içtihatlara göre avukatlık ücret sözleşmesi düzenlenmemişse, harcı ödenen dava değeri üzerinden vekalet ücreti hesaplanması gerektiğinden usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmesi gerektiği-
Davacı tarafından, vekalet ücreti alacağına ilişkin olarak açılan kısmi dava ile eldeki davaya konu alacağın aynı hukukî ilişkiden doğmuş olduğu, kalan kısım için iş bu ek davanın açılmasının hukuken mümkün olduğu; kısmi davada Mahkemece, taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne dair verilen kararın, temyiz incelemesi sonucu onanarak kesinleşmesiyle birlikte davacının azlinin haksız olduğunun da kesinleşmiş olmasına ve eldeki ek davanın zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı anlaşıldığından kararın onanması gerektiği-
Mahkemece, verilen kararın kesin olduğu gerekçesiyle 27.04.2023 tarihli ek karar ile davacının temyiz isteminin reddine karar verilmiş ise de; davacının bilirkişi raporu doğrultusunda fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ıslah dilekçesini verdiği, bilirkişi raporunda tespit edilen miktarın 1.146.000,00 TL olduğunun anlaşıldığı, mahkemece verilen temyiz talebinin reddine ilişkin ek kararının kaldırılarak davacı vekili ile dahili davalılar vekilinin katılma yolu ile temyiz taleplerinin esastan incelenmesi gerektiği- Taraf lehine hükmedilen vekalet ücretinin, taraflar arasında yazılı bir ücret sözleşmesinin bulunmamasına göre ilgili kanun maddesinde (Avukatlık Kanunu 164/4) yer alan vekalet ücretine konu davada harçlandırılan değerin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasında bir miktarın avukatlık ücreti olarak belirlenebileceği düzenlemesi gereğince yerinde olduğunun anlaşıldığı-
Azil işleminin haklı nedene dayandığının kanıtlanması halinde müvekkilin avukata vekalet ücreti ödemekle yükümlü olduğu, haklı azil halinde ancak azil tarihi itibariyle ve kesinleşen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edilebileceği, buna arşılık haksız azil halinde ise avukatın hangi aşamada olursa olsun üstlendiği işin tüm vekalet ücretini talep etme hakkına sahip olduğu- Davacının davalı tarafça azlinin haklı olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli ve denetime elverişli olduğu gözetilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması usul ve kanuna uygun olduğu-
Uyuşmazlık, vekalet ücreti alacağının tahsili istemine ilişkindir...
Uyuşmazlık, Asıl dava vekalet akdinden kaynaklı alacağın tahsili maksadıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali, birleşen dava ise yine vekalet akdinden kaynaklı danışmanlık, masraf ve vekalet ücreti alacağının tahsili istemine ilişkindir...