Yabancı para alacakları yönünden dava tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kurunun dikkate alınması gerektiği- Taraflar arasındaki sözleşmenin 9. maddesinde; davacı taşeronun her günün sonunda işçilik, makine ve faaliyetleri hakkında günlük rapor vereceğinin, günlük rapor vermemesi halinde her takvim günü için 200.00 TL cezanın hakedişlerinden kesileceğinin, 19. maddesinde; her teknik eleman için ayrı ayrı iş başında bulunmadıkları gün başına 500.00 TL para cezasının hakedişlerinden kesileceği hususunda ifaya ekli ceza-i şartlar düzenlendiğinin ve akdin davalı yüklenici tarafından feshedildiğinin sabit olduğu, her ne kadar davalı yüklenici tarafından cezai şart alacağının davacı taşeron alacağından mahsubu talep edilmişse de, bu cezaların müspet zarar niteliğindeki ifaya ekli ceza olması ve sözleşmede fesih halinde de istenebileceği yönünde herhangi bir hüküm bulunmaması nedeniyle İlk Derece Mahkemesinin kabulünde olduğu gibi cezai şart alacağının mahsup talebinin reddinin yerinde olduğu- 19.07.2013 tarihli sözleşme hükümleri gözetilerek taraf iradelerinin yorumlanması neticesinde; özel teknik şartname kısmında açıkça teknik şartları, adedi ve her bir imalat için birim fiyatı gösterilen asansörlerin iki adet yük, bir adet acil durum ve on iki adet insan asansörü olmak üzere toplam 15 adet asansör olduğu, bu asansörlerin birim fiyatları ile adedi çarpıldığında sözleşmenin 5. maddesinde yazılı olan 1.510.000 Euro tutarlı iş bedeline ulaşıldığı ve sözleşmenin bu götürü bedel üzerinden kurulduğu sonucuna varılmakla, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda imalat bedeli hesaplanırken dış cephe temizlik asansörünün birim fiyatlı götürü bedel kapsamına dahil edilmemesinde isabetsizlik olmadığı- İlk Derece Mahkemesince görevlendirilerek dosya üzerinden inceleme yapan bilirkişi kurulunca da tespit raporunda olduğu gibi %70 oranı üzerinden hesaplama yapılmasına davacı taşeron tarafından itiraz edilerek daha fazla imalat yapıldığı ileri sürülmüşse de davacı taşeron tarafından sözleşmenin feshi anına dek yüklenici ile akdedilen sözleşme kapsamında itiraz etmediği tespit raporunda belirtilenden daha fazla imalat gerçekleştirildiği iddiasını ispata yarar başkaca delil sunulmadığı gibi taraf beyanlarından da akdin feshi sonrasında davacı taşeron ile dava dışı iş sahibi .................... A.Ş. arasında dava konusu asansör imalatının ikmali hususunda varılan mutabakat çerçevesinde kalan işin tamamlandığı anlaşıldığından, yargılama sırasında keşif yapılmamasında ve taraflarca imalat oranı bakımından açıkça itiraza uğramayan delil tespit raporundaki imalat oranını uygun bulan ve bu imalat oranına tekabül eden iş bedelinden kanıtlanan ödemeler ile yasa ve sözleşme hükümleri gereği mahsubu gereken stopaj, KDV tevkifatı, yansıtma faturası ve bakiye avans mahsubu kesintilerini alacaktan düşen bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırılık olmadığı- Taraflar arasındaki sözleşme (birim fiyata dayalı) götürü bedelli sözleşme olup, götürü bedelli sözleşmelerde iş sahibinin (somut olayda davalı yüklenicinin) iş bedelinin tamamını (davacı taşerona) ödememesi halinde eksik işlerin giderim bedelini talep etmesi mümkün olmayıp, bu durumda fiziki oran yöntemi olarak adlandırılan, eksik ve kusurlar da dikkate alınıp düşülmek suretiyle, gerçekleştirilen imalât gözetilerek iş bedeli belirlenmesinin isabetli olduğu- Her ne kadar feshin haklı olup olmadığı ya da sonraki hukuki imkansızlık olgusu ilk derece mahkemesi kararında tartışılmamışsa da davalı yüklenicinin dava dışı iş sahibine karşı ikame ettiği sözleşmeye dayalı alacak ve tazminat talepli davalardan haricen sulh olunması nedeniyle feragat edildiği belirlendiğinden iş sahibinin feshinin haklı ya da haksız olmadığının tespit olunmadığı, huzurdaki dava bakımından da davaya taraf olmayan iş sahibi idarenin yüklenici ile olan sözleşmesinin feshinin haklı olup olmadığına karar verilemeyeceğinden, davacı taşeron ile sözleşmesini hukuki imkansızlık nedeniyle feshettiğini savunan yüklenicinin, asıl işe dair sözleşmenin iş sahibince feshinde kusurlu olmadığına, feshin iş sahibi idareden kaynaklanan sebeplerle gerçekleştiğine yönelik savunmasını ispat edemediği gibi feshin davacı taşerondan kaynaklanan sebeplerle gerçekleştiğinin de ileri sürülmemesine göre bu hususun bir eksiklik olmadığı- Taraflarca imzalı 1 ve 2 no'lu hak edişten sonra düzenlenen 3 no'lu hak edişte hak ediş tarihine dek gerçekleştirilen imalat karşılığında dava değeri olarak gösterilen 487.860,00 Euro tespit edilmişse de bu hak ediş ne düzenleyen yüklenici tarafından ne de taşeron tarafından imzalanmadığı gibi davalı yüklenici tarafından iş bedeline yönelik açıkça ikrarda da bulunulmadığından bu imalat bedelinin çekişme dışı kaldığı söylenemeyeceğinden, hükme esas raporu düzenleyen bilirkişi heyetince imalat bedeli hesabında bu belgenin dikkate alınmamasında isabetsizlik olmadığı-
Taraflar arasında düzenlenen bayilik sözleşmesinin eki olan taahhütnamede yer alan “...davalının taahhütnameden doğan haklarını bir veya birden fazla kereler geriye dönük olarak kullanmamış olmasının söz konusu haklardan feragat ettiği şeklinde yorumlanamayacağı...” yönündeki düzenleme karşısında davalının ihtirazi kayıt koymadan her yıl davacıya ürün vermesinin tonaj taahhüdü nedeniyle cezai şarttan zımnen feragat edilmesi anlamına gelip gelmeyeceği- Davacı tarafından imzalanan taahhütname karşısında sözleşme süresince davacının yıllık taahhüdüne uygun alım yapmamasına rağmen ihtirazi kayıt ileri sürülmeden davacıya ürün verilerek sözleşmenin devam ettirilmesinin artık ceza koşulunun talep edilemeyeceği hususunda davacıda haklı güven oluşturmayacağı- Davacı şirketten asgari alım taahhüdüne uyulmamasından dolayı sözleşmenin dördüncü yılına ilişkin ceza koşulu talep edebileceği-
İhtirazi kayıt koymadan her yıl davalıya ürün vermişse de, protokolde ve sözleşmede yer alan hüküm dikkate alındığında ihtirazi kayıt koymadan ceza koşulunu talep edebileceği- Sözleşme serbestisi ilkesi, çerçevesinde taraflar sözleşme ile ceza koşulu talep edebilmek için ihtirazı kayda gerek olmadığını kararlaştırmışsa veya taraflardan biri ceza koşulu talep edebilmek için ihtirazı kaydı aramayacağını taahhüt etmişse sonradan yapılan teslimlerde ihtirazi kayıt konulmamış olsa dahi geriye dönük ceza koşulunu talep etme hakkının bulunmadığı- Her ne sebepten doğarsa doğsun ceza koşulunu talep hakkının ihtirazi kayıt ileri sürülmesine gerek olmaksızın sözleşme ile saklı tutulması veya ihtirazi kayıt aranmayacağı hususunda taahhütte bulunulması durumunda bir yıllık dönemler sonunda ceza koşulu alacağının yazılı olarak talep edilmemesinin zımnen feragat olarak kabul edilemeyeceği- Taraflarca imzalanan sözleşme ve protokolün anılan maddeleri karşısında sözleşme süresince davalının yıllık taahhüdüne uygun alım yapmamasına rağmen ihtirazi kayıt ileri sürülmeden ürün verilerek sözleşmenin devam ettirilmesinin artık ceza koşulunun talep edilemeyeceği hususunda davalıda haklı güven oluşturmayacağı bu nedenle davalı şirketten asgari alım taahhüdüne uyulmamasından dolayı ceza koşulu talep edebileceği-
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından ihlali nedeniyle sözleşmede öngörülen gecikme cezasının tahsili istemine ilişkin açılan davada taraflar arasındaki sözleşmeye uygun ihtarname olup olmadığı noktasında toplanmıştır.
Taraflar arasındaki sözleşmenin feshi sırasında davacı tarafından anılan sözleşme ve ekleri ilgili kayıtlara geçmiş haklar, borçlar ve fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkının saklı tutulmuş olması karşısında icra takibine konu alacak kalemlerinin talep edilip edilemeyeceği- Davalı tarafından davacıya verilen taahhütnamede; bayilik sözleşmesinin devamı süresince her yıl satılacağı taahhüt edilen akaryakıt ve madeni yağın belirlenen miktarların altında kalması hâlinde satılamayan beher metreküp akaryakıt başına 50 USD, madeni yağlar için ise metreküp başında 600 USD ceza koşulunun ödeneceğinin kararlaştırıldığı ve bayilik sözleşmesinde davacının bayilik sözleşmesinin feshi ile ceza koşulu ve tazminat, bunun yanında edimin ifası yanında ceza koşulunu da talep edebileceğinin düzenlendiği- Davacı tarafından ise bayilik sözleşmesinin feshi sonrasında, fatura düzenleme ve icra takibi ile ceza koşulunun tahsilinin talep edildiği- Bayilik sözleşmesine ilişkin fesihnamede sözleşme ve ekleri ile alakalı davacının kayıtlara geçmiş hak ve borçlar ile fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı tutulduğu ve taahhütnamede; bayilik sözleşmesinin feshi durumunda davacının fesih tarihinin yer aldığı taahhüt yılı için taahhütnamede belirlenen miktarlarda ceza koşulunu talep edebileceği, yine davacının anılan taahhütnameden doğan haklarını bir veya birden fazla kereler geriye dönük olarak kullanmamış olmasının bahse konu haklardan feragat ettiği şeklinde yorumlanamayacağının davalı tarafından kabul edildiği- Bölge Adliye Mahkemesince; asgari alım taahhüdüne ilişkin fesihnamede herhangi bir ihtirazi kayıt konulmadığından ceza koşulunun talep edilemeyeceği kabul edilmiş ise de; fesihnamede davacı tarafından kayıtlara geçen hak ve alacaklara ilişkin talep ve dava hakları saklı tutulduğundan ve fesihnameden sonra alacağa dayanak faturaların düzenlenip bu faturalara dayalı olarak icra takibinin ikame edilmiş olması karşısında, davacının ceza koşulu talebinden vazgeçildiği yönünde davalı taraf nezdinde haklı bir güven tesis edecek kadar uzun bir süre suskun kaldığı söylenemeyeceğinden davalı tarafından verilen asgari alım taahhütnamesine dayalı olarak ceza koşulu talebinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu söylenemeyeceği-
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı alacak, cezai şart ve gecikme tazminatı- Sözleşmeye konu dükkanın teslimi, bu olmazsa rayiç bedelinin tahsili talep edildiğinden, artık seçimlik ceza talep edilemeyeceği- Arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesi, eser sözleşmesi ile birlikte satış vaadi sözleşmesinden oluşan karma bir akit olup eksik işler ve ayıplı imalâtların giderim bedeli, gecikme tazminatı ve cezai şart alacaklarında zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğu- Arsa sahibi teslim edilmesi gereken tarihteki gecikilen her ay için zararını davayla isteyebileceğine göre her geçen ay zararının o ayın sona ermesiyle istenebileceği (muaccel hale geleceği)-
Cezai şart alacakları için takibe girişen alacaklı yüklenicilerin sulh ve ibra protokolüne bu icra takiplerini dahil etmediği ve TBK 131/1 ve 179/2 kapsamında cezai şart bedelini isteme haklarını saklı tuttukları- Hem fesih hem de temlik sözleşmesinde ayrı ayrı olmak üzere cezai şart düzenlemesine yer vermiş ise de; temlik sözleşmesinin, fesih sözleşmesine bağlı olarak, temlikin nasıl gerçekleştirileceğini düzenlemek amacıyla hazırlandığı ve her iki sözleşmede de arsa sahibinin asıl ediminin temliki gerçekleştirmek, yüklenici tarafın edimi de tapudaki şerhi kaldırmak olduğu- Yükümlülüklerin ihlali halinde, fesih sözleşmesi ve temlik sözleşmesinin taraflara ayrı ayrı cezai şart alacağı hakkı kazandırmayacağı- 
Taraflar arasındaki sözleşmeye göre davacıya teslim edilecek ürünlerin üç yıl garanti kapsamında olduğu, bakım- onarım sözleşmesi gereğince donanım arızaları için arıza giderme süresinin PTT'ce firmanın çağrı merkezine faks ile arızanın bildirildiği andan, firmanın arızalı cihazı teslim aldığı PTT birimine cihazı tam çalışır halde teslim ettiği ana kadar geçen süre olacağı ve bu sürenin 48 saat olduğu, bu sürenin aşılması durumunda ceza hükümlerinin uygulanacağı, sözleşmede uygulanacak cezanın hesaplanması yönteminin gösterildiği, hükme esas bilirkişi raporundan 26/05/2004 teslim tarihine göre 3 yıllık garanti süresinin 26/05/2007 tarihinde sona ermiş olduğu, bakım ve onarım sözleşmesi gereğince arıza bildiriminde 48 saatlik sürenin geçirilmesi halinde gecikme cezasının uygulanması gerektiği, mause ve klavyenin kullanıma bağlı olarak arızalanabileceği, dosyaya kazandırılmış olan arıza bildirim formları(taraflarca sunulan formlar karşılaştırılmak suretiyle) esas alınarak yapılan hesaplamada mause ve klavye arızaları nedeniyle geçen süre dikkate alınmayıp bu cihazların bire bir yenisiyle değiştirileceği kabulune göre arıza bedelinin belirlendiği, diğer monitör ve kasa arızalarıyla ilgili olarak ise gecikilen günler için yapılan ceza hesabında maksimum ceza miktarının cihaz bedelini aşmayacak şekilde hesaplandığı, garanti süresi geçtikten sonra davalıya bakım ve onarıma verilmiş olan cihazlarla ilgili (monitör, kasa, mause ve klavye) gecikme cezasının hesaplanmadığı, bakım ve onarımı davalı tarafça geç gerçekleştirilen arızalar için davacının davalıdan 15.833,56 USD gecikme cezası talep edebileceği belirli olduğu, hükme esas alınan raporun denetime elverişle ve hükme esas almaya uygun olduğu- Eser sözleşmesindeki cezai şartının yabancı para birimi ile belirlenebileceği- Dava tarihindeki kur üzerinden vekalet ücreti hesaplanmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı- "Mahkemece yabancı para cinsinden hüküm kurulduğundan, vekâlet ücretinin de döviz alacağının karar tarihindeki kur üzerinden TL karşılığı ve yine karar tarihindeki AAÜT dikkate alınarak hesaplanması gerektiği" görüşünün benimsendiği- "Yabancı paranın değeri serbest kur rejimi nedeniyle sürekli değiştiğinden, yasal sınırların belirlenmesinde ve vekalet ücretinin takdirinde hüküm tarihinin esas alınması gerektiği, hükmolunan şeyin gerçek ve güncel değerini yansıtması, taraflara yüklenen hak ve borçların yabancı paranın hüküm tarihinde TL karşılığının olacağı ilam icra dairesi aracılığıyla infaza verildiğinde; bu değerin esas alınacağı gözetildiğinde, gerek vekalet ücreti gerekse genel olarak parasal sınırların belirlenmesinde kullanılan ölçütlere göre temyiz sınırı ve harç bakımından yabancı paranın karar tarihindeki kur karşılığının esas alınması gerektiği" görüşünün de benimsendiği-
Taşınır kira sözleşmesinden kaynaklı araç kira bedellerinin cezai şartla birlikte tahsiline ilişkin itirazın iptali istemi- Davalı şirketin cezai şarttan sorumlu tutulması, ekonomik açıdan mahvına sebebiyet verecek ise, cezai şartta indirim yapılmak suretiyle karar verilebileceği-
Davacı, sözleşmeye konu düğün organizasyonunun iptal edilmesi ve organizasyonun gerçekleşmemesi nedeni ile sözleşme gereğince yapılan ödemelerin iadesini talep etmiş olup sözleşmenin cezai şarta ilişkin hükümlerinin haksız şart niteliği taşıdığından geçersiz olduğu- Bölge Adliye Mahkemesince, "sözleşmeye konu düğünün iptalinde ve sözleşmenin feshinde davalının kusuru bulunmadığından davalının, düğünün iptali nedeni ile uğradığı zararı davacıdan talep edebileceği" haklı olarak kabul edildikten sonra, davalının beyanları ile "uğranılan zararın usulünce ileri sürülmediği" gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de; savunmasında ileri sürmesine rağmen davalının e-posta aracılığı ile kendisine sözleşmenin iptal edildiğinin bildirilmesinden sonra, kararlaştırılan gün için başka bir organizasyon tertip edip edemediği hususunun yeterince araştırılmamış olduğu-