Taraflarca, evlilik birliğinin sarsılması nedenine dayalı açılan boşanma davasında; erkek eşin, başka biriyle ilişkisi olduğuna dair söylentiye neden olacak kadar müşterek konuttan ayrı kaldığı iddiası ispatlanamadığı için bu kusurun ona yüklenemeyeceği, ancak yine de kadın eş ve müşterek konutun giderleriyle ilgilenmemesi sebebiyle kusurlu sayılacağı ve ayrıca gerçekleşen kusurlu davranışların yanında, güven sarsıcı davranışlar da sergilediği anlaşılmış olup; bu durumun kadın eşin kişilik haklarına saldırı teşkil ettiğinden hata/kusur belirlemesine bağlı olarak manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği-
Taraflarca evlilik birliğinin sarsılması nedenine dayalı olarak karşılıklı açılan boşanma davasında, yapılan kusur belirlemesine göre; mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen daha az kusurlu taraf yararına uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilebileceği- Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 373/3 ve 4'e uygun şekilde duruşma açılarak bozmaya uyulduğu halde, davacı yararına, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu vekalet ücreti takdir edilmemesinin usule ve kanuna aykırı olduğu-
Davacı kadın lehine hükmedilen vekalet ücretinin taraflarca temyiz edilmeyerek kesinleşmesine rağmen mahkemece bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda davacı kadın lehine yeniden vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığı-
Mahkemece bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda davacı kadın lehine yeniden maddi tazminata hükmedilmesinin doğru olmadığı-
Evlilik birliğinin sarsılması nedenine ve TMK. m. 166/son hükmüne dayalı olarak açılan boşanma davasında; evliliği temelden sarsan olay, davalı/davacı eşin başka bir kadınla birlikte yaşaması olduğundan ağır kusurlu sayıldığı; bu halin davacı/davalı eşin kişilik haklarına saldırı teşkil edeceği ve ağır yada eşit kusurlu bulunmadığından uygun miktarda maddi ve manevi tazminat isteyebileceği- Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek daha az kusurlu taraf olan eş yararına geçimi için uygun miktarda yoksulluk nafakası takdir edilmesinin gerektiği-
Mahkemece davalı erkeğe kusur olarak yüklenen davalı erkeğin sadakat yükümlülüğünü ihlal etmesi vakıasına, davacı kadının dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasında dayanmadığı, ön inceleme duruşmasında bu vakıaya dayandığı ancak davalı erkek vekilinin buna muvafakat etmediği, davacı kadının dayanmadığı vakıanın hükme esas alınmayacağı- Mahkemece kabul edilen ve davalıdan kaynaklanan evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylar davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmadığından davacı kadının manevi tazminat talebinin reddi gerektiği-
Davalı kadının, davacı erkeğe nazaran daha fazla kusurlu kabul edilmiş ve tarafların boşanmalarına karar verilmiş ise de; tarafların birbirlerine karşılıklı hakaret ettiklerinin kanıtlanmışsa, mahkemece davalı kadına yüklenen diğer vakıalara yönelik tanık ifadelerinin ise sebep ve saiki açıklanmayan ve inandırıcı olmaktan uzak soyut izahlardan ibaret olduğu ve kusur belirlemesinde dikkate alınamayacağı anlaşılmışsa tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulü gerektiği-
Kadın tarafından açılan sonraki tarihli davanın erkek tarafından açılmış olan boşanma dava dosyası üzerinde birleştirilmesine dair verilen karar göz önüne alınarak her iki davanın birlikte görülmesi ve her iki davanın esası hakkında hüküm kurulması gerektiği-
Kadın yararına maddi ve manevi tazminat koşulları oluşmuşsa; tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kusurun ağırlığı, hakkaniyet kuralları gözetilerek davalı- davacı kadın yararına uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği-
Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanunu'nun 50. ve 51. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği- Kadın yararına hükmolunan tazminatların az olduğu gerekçesiyle bozulması üzerine bozma kararı sonrasında Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373. maddesi gereğince bölge adliye mahkemesince bozma ilamına uyulup uyulmayacağına karar verilmesi için duruşma açılması gerektiği-