Boşanma davasında davacı kadının güven sarsıcı davranış içersine girmesine karşılık, davalı kocanın da eşini kendi babasıyla yaşamaya zorladığı tartışma sırasında eşinin üzerine bıçakla yürüdüğü, boşanmaya sebep olan olaylarda her iki tarafında eşit kusurlu olduğu durum böyleyken mahkemece kusurun tamamen davacıda olduğunun kabul edilmesinin doğru olmadığı, eşit kusurlu eş yararına manevi tazminata hükmedilemeyeceği-
Boşanma davasında kadının delil olarak sunmuş olduğu görüntü kaydı ve tanık beyanlarından davalı kocanın başka bir kadınla gezdiği, kocanın müşterek konutta bahsi geçen kadınla samimi konuşma görüntülerini kaydettiği, çevrede o kadınla eşini aldattığına dair söylenti çıkmasına neden olduğu anlaşıldığından davalı kocadan kaynaklanan bu kusurlu davranışlar davacı kadının kişilik haklarına saldırı niteliği teşkil edeceği ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği-
Boşanma davasında davacı kadının daha az kusurlu olmasına rağmen eksik inceleme ve yanlış kusur belirlemesiyle maddi ve manevi tazminata hükmedilmeden hüküm kurulamayacağı-
Mahkemece taraflar eşit kusurlu kabul edilerek boşanmaya karar verilmiş ise de; toplanan delillerden, davalının davacıya şiddet uyguladığının, davacıyı sık sık ailesinin yanına bırakarak başka yerlere gittiğinin, davalının daha önce açmış olduğu boşanma davasının kadının kusuru bulunmaması nedeniyle reddedildiğinin, ret kararının 21.12.2006 tarihinde kesinleştiğinin, kesinleşme tarihinden sonra bu davanın açıldığı tarihe kadar tarafların bir araya gelmediği gibi, yeni bir olayın da meydana gelmediğinin anlaşıldığı, öyleyse, davacı kadına bir kusur yüklenemeyeceği, bu nedenle, davalı koca tanıklarının davacıya kusur bildiren beyanlarına itibar edilemeyeceği-
Boşanma davasında manevi tazminata hükmedilebilmesi için boşanmaya sebep olan olayların tarafın kişilik haklarına saldırı teşkil etmesi gerekeceği-
Boşanma davasında maddi ve manevi tazminata hükmedileceğinde paranın alım gücünün kişinin sosyal ve ekonomik durumunun ve kusur derecelerinin dikkate alınacağı-
Boşanmaya neden olan olaylarda; davacı-davalı kadının, kocasına göre daha az kusurlu olduğu, durum böyleyken; kadının daha az olan kusuru tazminat talep etmesine yasal engel teşkil etmediği halde; mahkemece hatalı kusur belirlemesi sebep gösterilerek maddi (TMK.md.174/1) ve manevi (TMK.md.174/2) tazminat taleplerinin reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu, bozmayı gerektirdiği-
Davacının, dava dilekçesinde yer almayan, ilk defa tahkikat aşamasında ileri sürülen maddi ve manevi tazminat isteği, talep sonucunun genişletilmesi niteliğinde olup, davacının bu talepleri ile ilgili olarak usulünce yapılmış ıslah talebi de söz konusu olmadığına göre, maddi ve manevi tazminat talebi artık incelenemeyeceğinden, bu hususun nazara alınmadan, davacı kadının maddi ve manevi tazminat talepleri hakkında hüküm tesis edilmesinin doğru olmadığı-
Boşanma davasında tazminat miktarı saptanırken, bir yandan kişilik hakları zedelenen tarafın, ekonomik ve sosyal durumu ve boşanmada kusuru bulunup bulunmadığı ve varsa kusur derecesi, fiilin ağırlığı; öbür yandan da, kişilik haklarına saldırıda bulunanın kusur derecesini, ekonomik ve sosyal durumunu göz önüne almak gerekeceği-