Davalı kocanın eşine ve onun akrabalarına yönelik olarak sürekli ağır hakaretler ettiği, evlilik öncesinde verdiği sözleri yerine getirmeyerek eşinin güvenini sarstığı, buna karşılık davacı kadının da evliliğe ilişkin birlik görevlerini yerine getirmediği durumda,kocanın ağır kusurlu kabul edilmesi gerekeceği-
Davalı kadın cevap dilekçesini verme süresi içinde cevap dilekçesi vererek savunmasının dayanağı olan vakıaları açıklamamış ve ön inceleme duruşmasında karşı tarafın açık muvafakati olmadığı halde, eşinin kendisine fiziksel şiddet uyguladığı vakıasına dayanmış olup ön inceleme aşamasındaki bu şekilde gerçekleşen savunmanın genişletilmesine davacının açık muvafakati bulunmadığı, hukuki dinlenilme hakkının unsurunu oluşturan açıklama ve ispat hakkının HMK.’da öngörülen süre ve şekilde kullanılabileceği-Toplanan delillerden tarafların karşılıklı olarak birlik görevlerini yerine getirmediğinin anlaşıldığı davada, boşanmaya neden olan olaylarda tarafların eşit kusurlu kabul edilmeleri gerekeceği; hal böyle iken, davacı kocanın daha ağır kusurlu bulunmasının doğru olmayacağı gibi, eşit kusur halinde manevi tazminata karar verilmemesi gerekeceği-
Kardeşlerin birbirlerinden ayrılmasının onların gelişimine olumsuz etki yapacağından, haklı sebepler bulunmadıkça düzenleme yapılırken kardeşlerin birbirinden ayrılmamalarına özen gösterilmesi gerektiği- Çocukların içinde bulundukları yaş ve yüksek menfaatleri ile sosyal inceleme raporu da dikkate alınarak velayetin anneye verilmesi gerekeceği-
Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumlarına, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur derecelerine, paranın alım gücüne , ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamına göre Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanununun 50. ve devamı maddeleri göz önüne alınarak, uygun miktarda tazminat takdiri gerekeceği-
Eşit kusurlu eş yararına tazminat verilemeyeceği-
Davacı,davalı tarafın annesine ait evi satın aldığında, tapudaki alım-satım masraflarının kendisi tarafından karşılandığından bahisle, maddi tazminat isteminde bulunması durumunda, davacı tarafın bu istemi Türk Medeni Kanununun 174/1 madde kapsamında boşanmanın eki niteliğinde maddi tazminat olmayıp kârz aktinden kaynaklanmakta olup ayrı nispi harca tabi olacağı-
Taraflar arasında cinsel birlikteliğin gerçekleştirilemediğinin, davalı-davacı kocanın tedavi önerilerine olumsuz yanıt verdiğinin anlaşılması üzerine,bu kusurlu davranışın aynı zamanda davacı-davalı kadın yönünden manevi tazminatı gerektirir nitelikte olacağı-
Davacı kocadan kaynaklanan, kadının kişilik haklarına saldırı niteliğinde bir olayın varlığı kanıtlanamamış ise Türk Medeni Kanununun 174/2. maddesinin koşulları oluşmayacağı-
Tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi dikkate alınarak, diğerinden daha ziyade ve eşit kusurlu olmayan eş yararına, uygun miktarda maddi tazminat verilmesi gerekeceği-
Davalı kadının, boşanma davası içerisinde istediği tazminat talepleri hakkında tarafların kusur durumları değerlendirilerek, bir karar verilmesi gerekirken, tazminat konusunda usulüne uygun açılmış bir tazminat davası bulunmadığından bahisle, tazminat taleplerinin reddedilmemesi gerekeceği-