Somut olayda; Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararından sonra İlk Derece Mahkemesince erkeğin ağır kadının az kusurlu olduğu gerekçesiyle her iki boşanma davasının kabulüne, kadın yararına yoksulluk nafakası ve tazminatlara hükmedildiği, davacı erkek vekilinin istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince kusura esas alınan vakıalar yönünden gerekçenin düzeltilmesi suretiyle kadının ağır, erkeğin ise az kusurlu olduğu belirtilerek erkek yararına manevî tazminata hükmedilmiş ve kadının yoksulluk nafakası ve tazminat taleplerinin reddine karar verildiği, toplanan delillerden, Bölge Adliye Mahkemesince belirlenen ve gerçekleşen kusur durumuna göre boşanmaya neden olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğunun anlaşıldığı- Eşit kusurlu eş yararına tazminata hükmedilemeyeceği- Kadın yararına 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 4 üncü maddesindeki "hakkaniyet ilkesi" de dikkate alınarak 4721 sayılı Kanun'un 175 inci maddesi gereğince uygun miktarda yoksulluk nafakasına hükmedilmesi gerektiği-
Manevi tazminat isteğinin, niteliği itibarıyla tek olduğu ve bölünemeyeceği; bölümler halinde istenemeyeceği- Başlangıçta talep edilen manevi tazminat miktarının, ıslahla da olsa artırılamayacağı- Bu bakımdan davacı-davalı kadının 14.06.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile manevî tazminat miktarını artırmış olması geçerli kabul edilemeyeceği, bu duruma göre hakimin, başlangıçtaki taleple bağlı olduğu, bu yön gözetilmeden talepten fazla manevî tazminata hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu-
Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında kadın yararına hükmolunan maddî ve manevî tazminatın az olduğu-
Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı- davalı kadın yararına takdir edilen maddî ve manevî tazminatın az olduğu-
Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı dikkate alındığında davacı kadın yararına takdir edilen manevî tazminatın az olduğu-
Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumlarına, paranın alım gücüne, kişilik haklarına, özellikle aile bütünlüğüne yapılan saldırının ağırlığına, manevi tazminat isteyenin boşanmaya yol açan olaylarda ağır ya da eşit kusurlu olmadığı anlaşılmasına nazaran davalı- davacı kadın yararına hükmolunan manevî tazminatın az olduğu-
Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında kadın yararına hükmolunan manevî tazminatın az olduğu-
Boşanma davasının kabulü ve kusur belirlemesi-
Tarafların ekonomik ve sosyal durumları, evliliğin süresi ve ortak çocuklarının bulunmayışı, kadının yaşı, çalışmaya engel halinin olmaması, yeniden evlenebilme şansı ile hakkaniyet ilkesi gereğince kadın yararına toptan yoksulluk nafakası verilmesi hususu da göz önüne alınarak bir karar verilmesi gerekeceği- Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı karşı davalı kadın yararına takdir edilen maddî ve manevî tazminatın fazla olduğu,. 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddesi hükümleri dikkate alınarak daha uygun miktarda maddî ve manevî tazminat takdiri gerekeceği-