2828 Sayılı Kanunun gerek 22. gerekse 26. maddelerinde görevli ve yetkili mahkemenin hangi mahkeme olacağı gösterilmemiş ise de korunmaya muhtaç engellinin bakımının sağlanması için koruma kararı verilmesi talebinin ve davacı SHÇEK'nın muhtaç engellinin bakımına dair sorumluluğunun TMK. mad. 366'dan kaynaklanması ile bakım görevinin 2828 Sayılı Kanun ile Kuruma verilmiş olması karşısında talep konusunun hukuki nitelikçe aile hukuku hükümleriyle sıkı sıkıya bağlantılı olduğu- 4787 Sayılı Kanunun 6/1-c maddesi uyarınca, Aile Mahkemeleri, görev alanına giren konularda, yetişkinler hakkında, sosyal hizmet kurumlarına, huzurevlerine veya benzeri yerlere yerleştirme şeklindeki tedbirleri alabileceklerinden koruma kararı talebi ile ilgili davaların Aile Mahkemelerinin görevi kapsamında olduğu-
Tapu iptal ve tescil davasında, davacı K.'in kısıtlanmasını gerekli kılacak ölçüde akıl hastalığı ve akıl zayıflığı bulunup bulunmadığı, bulunuyorsa kısıtlanması amacıyla anılan Kanun hükmü uyarınca vesayet makamına bildirimde bulunulması, kısıtlanması halinde husumete izin kararı da alınıp, işin esası hakkında karar verilmesi gerekeceği-
Temyiz aşamasında, davalının ruhsal rahatsızlığı ileri sürüldüğü ve bu iddianın bir kısım delille de doğrulandığı, bu durumda, mahkemece yapılacak işin; TMK 405. ve Hukuk Muhakemeleri Kanununun 56. maddesi uyarınca davalının vesayet altına alınmasının gerekip gerekmediğinin araştırılması ve bu hususun bir ön sorun sayılarak sonucuna kadar yargılamanın bekletilmesi olduğu-
Davada, davalının ruhsal rahatsızlığı ileri sürüldüğü ve bu iddia dosya arasındaki bir kısım delille de doğrulandığı bu durumda mahkemece yapılacak işin; Türk Medeni Kanununun 405. ve Hukuk Muhakemeleri Kanununun 56. maddesi uyarınca davalının vesayet altına alınmasının gerekip gerekmediğinin araştırılması ve bu hususun bir ön sorun sayılarak sonucuna kadar yargılamanın bekletilmesinden ibaret olduğu-
Davada, davalının ruhsal rahatsızlığının ileri sürüldüğü ve bu iddianın dosya arasındaki bir kısım delille de doğrulandığı bu durumda mahkemece yapılacak işin; TMK. mad. 405. ve HMK. mad. 56 uyarınca davalının vesayet altına alınmasının gerekip gerekmediğinin araştırılması ve bu hususun bir ön sorun sayılarak sonucuna kadar yargılamanın bekletilmesi olduğu-
Davada, davalının ruhsal rahatsızlığı ileri sürülmüş ve bu iddia dosya arasındaki bir kısım delille de doğrulandığından, davalının vesayet altına alınmasının gerekip gerekmediğinin araştırılması ve bu hususun bir ön sorun sayılarak sonucuna kadar yargılamanın bekletilmesi gerekeceği-
Vesayet altına alınmak istenenin mahkemece akli durumu yönünden sadece değerlendirme ve inceleme yapılsa da TMK'nun 406. maddesi yönünde herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmadan karar verilmesinin hatalı olduğu-
Kural olarak bir kişinin vasi olarak tayin edileceği, vesayet altına alınacak kişinin mal varlığı, işletmeleri çok fazla ve geniş bir alanı kapsıyorsa vasilik görevini yerine getirmek üzere birden çok vasi atanabileceği-
Hem akıl hastalığı/zayıflığı (TMK. mad. 405), hem de savurganlık/kötü yönetim (TMK. mad.406) uyarınca kısıtlama talebinde bulunulduğu ve davacılar vekilinin dava dilekçesinde tartışmaya yol açmayacak şekilde, kısıtlanması istenenin “ihtiyacı olmadığı halde mal varlığını elden çıkarmaya başladığından, savurganlık derecesindeki tasarrufî işlemlerinden, gerek kendisinin ve gerekse aile efradının ciddi sıkıntılara maruz bırakacağı kuşkusundan” bahsettiği anlaşıldığından kısıtlanması istenin akıl sağlığı konusunda araştırma yapılmış ise de, TMK mad. 406 yönünden bir araştırma ve değerlendirme yapılmamış olduğundan mahkemece bu koşullar da gözetilip, TMK. mad. 409/1, 413 vd. maddeleri doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak bir karar verilmesi gerektiği-
Derdestlik, tarafları, dava sebebi (vakıaları) ve dava konusu (talep sonucu) aynı olan bir dava ikinci kez açılırsa, ikinci davada bu husus re'sen veya talep üzerine dikkate alınır ve ikinci dava, dava şartları yokluğundan esasa girilmeksizin reddedilmesi gerekeceği-