Evlilik içi doğum yoluyla kurulan soybağının reddine ilişkin Türk Medeni Kanunu’nun 286. maddesi uyarınca açılan eldeki davada, davacının aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığı-
Dosya incelendiğinde; dava açılması için davacı asıl tarafından Savcılık Makamına yazılan talep dilekçesi ile Savcılık tarafından düzenlenen davanamede talebin soybağı düzenlenecek olan "............"ın nüfus kaydında babası olarak görünen ........'ın gerçekte babası olmadığının, gerçek babasının ............ olduğunun tespiti olduğu görüldüğünden, davanın soybağının reddi ve babalığın tespiti taleplerinden oluştuğu, bu durumda mahkemece yapılacak iş soybağının reddi ile babalık davaları tefrik etmek, babalık davasında, soybağının reddi davasını bekletici mesele yapmak, soybağının reddi davasında verilen hükme göre babalık davasında da karar vermekten ibaret olduğu-
Soybağına ilişkin dava ve işler adli tatilde görülmeye devam ettiğinden istinaf süresinin de adli tatilde durmayacağı-
Soybağı tespiti davalarında sağlık yönünden bir tehlike oluşturmamak şartıyla, herkes, vücudundan kan veya doku alınmasına katlanmak zorunda olacağı- Haklı sebebi olmadan bu zorunluluğa uyulamaması halinde hakimin, gerektiğinde yakalama, ihzar, gözlem altına alma da dahil olmak üzere tüm zor kullanma tedbirlerini uygulaması ve zor kullanma görevini ihmal eden yetkililer hakkında suç duyurusunda bulunması gerekeceği-
2. HD. 06.11.2024 T. E: 3000, K: 8361
Anne tarafından soybağının reddi davasının açılamayacağını öngören hükmün iptaline karar verildiği, usul ekonomisi, adil yargılanma hakkı ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, hükmün henüz kesinleşmediği de gözetilerek anne tarafından açılan soybağının reddi ve babalık davasının aktif dava ehliyeti yokluğundan karar verilmesinin doğru görülmediği- Mahkemece çocuğa temsil kayyımı atanmasını sağlayarak taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasını incelemesi gerektiğinden hükmün bozulmasına karar verilmesi gerektiği-
Bölge Adliye Mahkemesince, davacının ilk talebinin 4721 sayılı TMK'nin 286 ve 291.maddesi kapsamında soybağının reddi davası olduğu gözetilerek, bu dava kapsamında davacı ve davalıların aktif ve pasif husumet ehliyetleri, dava için öngörülen hak düşürücü süreler de dikkate alınarak mütevveffa ... arasında babalık karinesine, dayalı olarak hukuken kurulmuş bulunan soybağı ilişkisinin ortadan kaldırılmasını sağlayacak şekilde soybağının reddine ilişkin değerlendirme yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi, ikinci talebin yani ...'nın babasının davalı ... olduğu yönündeki iddia yönünden ise davanın TMK'nin 301.maddesi kapsamında babalığın hükmen tespiti davası olduğu iş bu dava açısından davacı ...'nin aktif husumet ehliyeti bulunmadığından babalık davasının usulden reddine karar verilmesi gerekeceği-
4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 286 ve devamı maddelerinde düzenlenen baba tarafından çocuk ve anne aleyhine açılan soybağının reddine-
Somut olayda; soybağının reddi istenen çocuğun evlilik birliği içinde doğduğu- Dava dilekçesinde "davadan üç ay önce davalı ...'in çocuğun kendisinden olmadığını beyan ettiği" ifadelerine yer verildiği- Mahkemece dinlenen tanık beyanlarından, tarafların boşanmalarından sonra çocuk henüz 5-6 yaşlarında iken davacıya çocuğun kendisinden olmadığı söylenmiş ise de davacının bu beyana inanmadığı, geçen süre boyunca çocuğa karşı yükümlülüklerini yerine getirdiği, eldeki davadan önce davacının davalı ...'un kendisinden olmadığı yönündeki şüphesinin giderilmesi açısından DNA testi yapılmadığı ve şüphenin bilimsel doğruluğa varacak şekilde bir adım öteye geçmediği- Yani şüphe olarak varlığını sürdürdüğü- Dolayısıyla soybağının reddi davası yönünden hak düşürücü süreyi düzenleyen 289. maddedeki sürenin başlangıcı mahiyetindeki "öğrenme" olgusunun gerçekleşmediği- Davanın hakdüşürücü süreden reddinin doğru görülmediği- .
Soybağı davaları ile nüfus düzeltim davaları arasında davanın tarafları, dava açması süresi ve ispat kuralları bakımından ciddi ayrımlar bulunduğu- Ana ile soybağının kurulması (doğuran kadının tespit edilmesi) hâlinde, çocuk ve doğuran kadın arasında soybağı doğrudan kurulacağına göre, davalıyı doğuran annenin öncelikle belirlenmesi gerektiği- Gerçek annenin tespit edilmesi sonrasında ise babalık karinesine dayalı olarak babanın belirlenmesinin mümkün olduğu- Babalık karinesinden faydalanma söz konusu olmaksızın kocanın nüfus kütüğüne kaydedilen çocukla koca arasında soybağının kurulması söz konusu olmadığı için böyle bir durumda çocuk ile koca arasında soybağının bulunmadığının tespitine yönelik olarak açılacak davanın "soybağının reddi" davası değil, yanlış kaydın düzeltilmesi amacına yönelik kayıt düzeltme davası olduğu- Davalının anne ve baba isimlerinin değişmesi durumunda miras durumunun da değişikliğe uğrayacağı, bir başka anlatımla davalının mirasçılıktan çıkarılması durumunun gündeme geleceği, bu itibarla ortaya çıkacak hukuki sonuçlar ve kamu düzenine ilişkin bu tür davalarda doğru sicil oluşturulması zorunluluğu dikkate alındığında gerektiğinde DNA testinin yaptırılmasında yarar bulunduğu- Davanın açıldığı asliye hukuk mahkemesince "görevsizlik kararı" verildiği ve temyiz edilmeksizin kesinleştiği, dosya kendisine gönderilen aile mahkemesince de görevsizlik kararı verilerek temyiz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine görev uyuşmazlığı yönünden Yargıtay 17. HD'nce; davanın niteliğine göre aile mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine karar verildiği, mahkemece merci tayini kararı sonrasında hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine dair verilen kararın Yargıtay 8. HD.'nce bozulduğu ve mahkemece merci tayini kararı gereğince davanın soybağının reddi davası olarak kabulünün zorunlu olduğu gerekçesiyle direnme kararı verildiği uyuşmazlıkta mahkemece davacı tarafından açılan davanın "nüfus kayıt düzeltim" davası olarak kabul edilerek işin esasına girilmesi ve davaya nüfus müdürlüğünün de katılımı sağlanarak deliller toplandıktan sonra karar verilmesi gerektiği-
