Borçlu eşin malvarlığının ya da terekesinin tasfiye borcunu karşılamaya yetip yetmediği ancak alacağın tahsili sürecinin sonunda belli olacağından; üçüncü kişinin mal rejiminin tasfiyesine ilişkin kararın verildiği aşamada borçtan sorumlu tutulmasının doğru olmayacağı; o halde, mahkemece, hesaplanan ve hükmedilen katılma alacağından davalı eşinin sorumluluğuna hükmedilmesi; eşten kazandırma veya devralan üçüncü kişi konumundaki diğer davalılar hakkındaki alacak talebi hakkında HMK 167. maddesi uyarınca üçüncü kişilere karşı açılan dava hakkında ayırma kararı verilerek davanın ayrı bir esasa kaydının sağlanması; bu davada eski eşe karşı açılan katılma alacağı davası sonucunun ve alacağa karar verilmiş ise, eşten tahsil edilebilme durumunun HMK.165/1. maddesi gereğince “bekletici sorun” yapılması, eş hakkındaki alacak davacının kesinleşmesi ve davalı eşten alacağın tahsil edilememesi halinde üçüncü kişi diğer davalıların sorumluluğu doğacağı düşünülmeden karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olacağı-
8. HD. 10.05.2016 T. E: 4798, K: 8618-
Katkı payı alacak isteği-
Katkı payı alacak isteği-
Toplanan delillerden, tarafların açıklamalarından, tanık beyanlarından ve tüm dosya kapsamından alacak talebine konu edilen taşınmazın 6.000 TL'si satın alınıp, davalı adına tapuya tescil edildiği; davacının o tarihte 2.250-TL olarak paraya çevrilen ziynet eşyalarının bozdurulmasından elde edilen bu para ile alım bedeline katkıda bulunduğu; o halde, dosya arasında bulunan usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun hesaplama içeren 04.12.2013 tarihli hesap bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi davacının katkı oranı 225/600 olarak kabul edilip taşınmazın dava tarihinde belirlenen değeri olan 100.000 TL ile bu oranın çarpımı sonucu bulunan 37.500 TL için alacağın kabulüne karar verilmesi gerekirken; alımdaki katkı değeri 522,98 TL olarak gösterilen bilezikler nedeniyle ayrıca katkısının bulunduğu kabul edilmek suretiyle fazla alacağa hükmedilmesinin isabetsiz olduğu-
Eşlerin, 14.08.1982 tarihinde evlendiği, 12.07.2012 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 20.09.2013 kesinleşmesiyle boşandıkları, mal rejiminin boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona erdiği, sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM 170.m), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu- Mahkemece, davacı erkeğin özel alışkanlıkları nedeniyle kişisel harcamalarının fazla olduğu, bundan ayrı 743 sayılı TKM'nun 152. maddesi uyarınca aileyi geçindirme yükümlülüğü bulunduğu, bu nedenle tasarruf edeceği miktarın davalı kadına göre daha az oranda olabileceği göz önünde bulundurularak TMK'nun 4 ve TBK 50 -51. maddeleri uyarınca davacı lehine hukuk ve hakkaniyete uygun bir oran belirlenerek taşınmazın dava tarihi itibariyle değeri ile çarpılması sonucu tespit edilecek miktarca ve talep miktarı da gözetilerek davacı lehine alacağa hükmedilmesi gerekeceği-
Katkı payı alacak isteği-
Mahkemece, aracın bedelinin davacı-davalının annesi tarafından ödenerek alınması ve bedelsiz olarak davalıya devredilmesi nedeniyle davacı-davalının kişisel malı olduğundan davanın reddine karar verilmiş ise de; dosya kapsamından anne ve davacı-davalı arasında yapılan devre ilişkin olarak yeterli araştırma yapılmadan sadece tanık beyanları ile yetinilerek hüküm tesis edildiği; davacı tarafın, aracın devredilmesinden önce davalının annesinin SGK borcunun ödendiğini ve aracın bu şekilde devrinin sağlandığını ileri sürdüğü ve delil listesinde de bu hususu belirttiği; mahkemece yapılması gereken, iddia edildiği şekilde yapılan bir ödeme varsa aracın devrinin bağış olamayacağının ve dolayısıyla davacı lehine katılma alacağı hakkı doğacağından, davanın taraflarınca davacı-davalı E.T.'in annesinin SGK borcunun olup olmadığı, var ise borcun aracın alındığı tarihlerde kapatılıp kapatılmadığının tespiti için varsa ödeme kayıtlarının ilgili kurumlardan temin edilerek araştırma yapılması, sonrasında tüm delillerle birlikte değerlendirerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği-
Somut olaya gelince; birleşen davaya konu 1 nolu dükkanın tamamı ile 2 nolu dükkanın 1/2 hissesi davalının babası tarafından tapuda satış gösterilmek suretiyle davalıya devredildiği; davalı taraf devirlerin bedelsiz olarak yapıldığını savunmuş olup, tanık sıfatıyla dinlenen babası davalıyı doğruladığı; dosya kapsamı ve toplanan delillerden ispat yükü altında olan davacı tarafın, dükkanların davalının babası tarafından yapılan devrinde satış bedelinin ödendiğine ilişkin bir ispatı bulunmadığı; hal böyleyken, söz konusu taşınmazların davalının kişisel malı olduğunun kabulü ile davacı lehine 1 nolu dükkanın tamamı ve 2 nolu dükkanın 20.08.2003'te edinilen hissesi yönünden mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak hakkı doğmayacağından davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Mahkemece yapılması gereken parsel üzerindeki yapıların inşa tarihinin belirlenebilmesi için ilgili resmi kurumlara müzekkere yazılarak inşaatın varsa başlangıç, sürdürülüş ve bitişine ilişkin belgeler ile elektrik, su ve telefon aboneliklerinin başlangıç tarihlerinin belirlenmesi ondan sonra dosyanın uzman inşaat mühendisi ve hesap hukukçu bilirkişisine tevdi edilerek dava konusu parsel üzerinden yapıların inşaat başlangıç ve bitiş tarihinin belirlenmesi için rapor istenmesi ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek oluşa göre bir karar verilmesi gerektiği-