Asıl dava, rekabet yasağının ihlali nedeniyle cezai şart tazminatı istemine, karşı dava ise işçilik alacağına ilişkindir...
Pprotokol başlıklı davalının Basın İlan Kurumundan ilan alma hakkından vazgeçtiği ve davacının karşılığında .... TL ödediği hükümlerini içeren sözleşmeyi davalının Basın İlan Kurumundan ilan alarak ihlal etmesi nedeniyle sözleşme bedeli olan .....'nin ödeme tarihden başlatılacak ticari avans faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesi talepli menfi zarar tazmini davası- Birleşen dava; taraflar arasında akdedilen sözleşmeleri davacının davalı şirkete ortak olarak alınmayarak karşı tarafça sözleşmenin ihlal edilmesi nedeniyle ve mahrum kaldığı iddiasıyla ... TL menfi zararın tazmini talepli dava-  Asıl davada verilen kararın taraflarca istinaf edilmediği gerekçesi ile kazanılmış haklar gereği hükümde aynen korunması gerektiği, birleşen davanın taraflar arasında yapılan protokol ile daha önce yapılan protokol hükümlerinin ortadan kaldırıldığı, irade bozukluğunun mevcut olmadığı, tarafların ortak irade beyanları ile yapılan protokolün ikale (bozma) sözleşmesi niteliğinde olduğu, bozma sözleşmesi gereğince, davacının önceki protokol kapsamında sözleşmenin ihlali sebebiyle tazminat talebinde bulunamayacağı, asıl davanın kısmen kabulü ile ...TL'nin davanın açıldığı tarihten itibaren işleyecek ticari-avans faiziyle birlikte tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine, birleşen davanın reddine karar verildiği-
İlk derece mahkemesince "hile" hukuksal nedenine dayalı olarak karar verilmesi üzerine, istinaf başvurusu BAM tarafından esastan inceleme yapılmak suretiyle kabul edilerek davanın reddine karar verilmişse de, o tarihte yürürlükte olan HMK 353/1-a-6 uyarınca, dosyayı mahalline göndermediği görülen BAM'nin ilk derece mahkemesince yapılan hukuki nitelendirmeyi kabul etmiş olduğu- Davacı vekilince "açılan davanın hile hukuki sebebine dayalı tapu iptal ve tescil davası olarak ıslah edildiği" anlaşıldığından, öncelikle davanın TBK 39 gereğince hak düşürücü sürede açılıp açılmadığının belirlenmesi, süresinde açılmış ise hile hukuki nedenine göre tüm deliller değerlendirilerek "temlikin hileli olup olmadığının açıklığa kavuşturulması" ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği- Bölge Adliye Mahkemesince hukuki nitelendirmede yanılgıya düşülerek davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu- "Davasını tamamen ıslah eden davacının ıslah dilekçesi ekinde dosyaya ibraz ettiği beyan dilekçesindeki maddi vakıaların "inançlı işlem" hukuki sebebine ilişkin olduğu, hukuki sebebi ileri sürülen maddi vakıalar karşısında hâkimin belirleyeceği, ilk derece mahkemesince ön inceleme aşamasında yapılan hatalı hukuki nitelendirmenin bağlayıcı olmayacağı, davacının beyan dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların da inançlı işlem vakıasından öteye gitmediği" görüşünün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
Uyuşmazlığın; mahkemece davacı tarafından dosyaya sunulan kredi ödemelerine ilişkin banka dekontlarının davacı yararına yazılı delil başlangıcı olduğu ve tanık gösterecek kişinin de bu anlamda davacı olması gerektiği belirtilerek inançlı işlem konusunda davacının bildirdiği tanıkların dinlenmesi, davalının tanık dinletme talebinin ise dava konusunun değerine göre iddiaların kesin deliller ile ispatlanması gerektiği ve davacı tarafın davalının tanıklarının dinlenmesine açıkça muvafakati bulunmadığından bahisle reddedilerek davalı tanıklarının dinlenmemesi suretiyle sonuca varılmasının doğru ve yeterli olup olmadığı, mahkemece Özel Daire bozma kararında değinilen biçimde taraflara tanık listesini sunmak üzere süre verilmesinin ve taraflarca tanıkların bildirilmesi hâlinde dinlenerek yeniden inceleme yapılmasının gerekip gerekmediği noktasında toplandığı-
(Sözleşme kapsamında davacının düzenlenen hakedişleri ihtirazi kayıt koymadan imzalaması karşısında fazladan ödediğini iddia ettiği bedelleri davalıdan talep edip edemeyeceği, davacının ihtirazi kayıt koymadan hakedişleri imzalamasının ibra niteliğinde olup olmadığı)- "Kamu sözleşmelerinin taraflarının, sözleşme hükümlerinin uygulanmasında eşit hak ve yükümlülüklere sahip olduğu" yönündeki düzenleme olan Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nun (KİSK) 4/3. maddesi, Hizmet İşleri Genel Şartnamesi'nin (HİGŞ) 42/a bendinde yer alan hükmün iptali için bir gerekçe oluşturabilirse de, bu düzenlemenin, tarafların özgür iradesi ile imzalanmış bir özel hukuk sözleşmesi hükmünün eşitlik ilkesine aykırı olduğunu göstermeyeceği- İptal kararı öncesi şartnamede delil sözleşmesi hükmü mevcutken sözleşmenin imzalanmasıyla eki hâline gelen ve sözleşme hükmü niteliğini alan şartnamenin, sonradan ortaya çıkacak uyuşmazlıklarda da uygulanacağı, idari yargıda iptal kararı verilmiş olsa da mahkemelerce bu hükmün uygulanacağı, mahkemelerin bu hükmü şartnamede bulunduğu veya bulunmadığı için değil, sözleşmenin eki hâline gelen metne göre "delil sözleşmesi" niteliğinde olduğu için sözleşme hükmü olarak uygulayacağı ve bu durumda HİGŞ m. 42/a'da yer alan ve "geçici hakedişlere itiraz prosedürünü" düzenleyen ilgili hükmün iptal edilmesinin, iptal kararından önce taraflarca imzalanmış olan sözleşme ve dolayısıyla eldeki davaya etkisinin bulunmadığı- "HİGŞ m. 42/a'daki 'geçici hakedişlere itiraz prosedürünü' düzenleyen ilgili hükmün Danıştay kararıyla iptal edildiği, iptal gerekçesinde de belirtildiği üzere 'şartname hükmünün KİSK m. 4/3'de belirtilen eşitlik ilkesine aykırı olduğu', söz konusu şartname hükmünün 'genel işlem koşulu' niteliğinde olduğu, kamu ihale sözleşmelerinde iş sahibi idare ile yüklenici arasında müzakere imkânının bulunmadığı, HİGŞ m. 42'deki sözleşme hükmünün, delil sözleşmesi yapma özgürlüğünü sınırlayan HMK m. 193/2'ye aykırı olduğundan geçersiz sayılması gerektiği, Danıştay tarafından verilen iptal kararının, sadece idare bakımından değil bütün adli mahkemeler açısından da bağlayıcı olacağı, uygulama zorunluluğunun bulunduğu, iptal kararıyla düzenleyici işlemin hukuka aykırılığı tespit edilerek düzenleyici işlemin ortadan kalkacağı, bu sonucun sadece iptal davası açan kişileri değil herkesi etkileyeceği, geriye etkili sonuçlar doğuracağı" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
Tefecilik suçunu işleyen davalı hakkında bölge adliye mahkemesince eksik borç nitelemesine dayanılarak verilen ret kararının yerinde olmadığı, ceza mahkemesince davalı hakkında verilen kararın bağlayıcı olduğu, buna bağlı olarak suçtan zarar gören davacının; suç teşkil eden tefecilik eylemi nedeniyle faiz adı altında ödediği miktarın yasal faiz oranını aşan kısmını, eş söyleyişle uğradığı zararı davalıdan talep edebileceği-
Ehliyetsiz bir kimsenin vermiş olduğu vekaletname ve bu vekâletnameye dayalı olarak gerçekleştirilen sözleşmelerin kesin hükümsüzlük yaptırımına tabi olduğu ve bu iddianın hukuki yararı mevcut olan herkes tarafından ileri sürülmesinin mümkün olduğu ve diğer varislerin asıl davaya muvafakatlerinin mevcut olup olmamasının taraf ehliyeti bakımından herhangi bir önemi bulunmadığı-
Taraflar arasında 01.02.2020-31.12.2027 (31.12.2029) tarihleri arası belirli süreli kira sözleşmesi imzalandığı, yıllık kira bedellerinin ilk beş yıl 180.000 Euro, daha sonraki yıllarda 250.000 Euro yıllık kira bedeli olarak kararlaştırıldığı anlaşıldığından, mahkemece, kamu düzeni ile ilgili bu değişikliğin, takip talebinde talep edilen ödenmeyen kira alacakları açısından değerlendirilmesi ile oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği- Ödeme emrinin tebliğinden itibaren yasal otuz günlük ödeme süresi beklenmeden tahliye isteminde bulunulamayacağından, tahliye isteminin reddine karar verilmesi gerekeceği-
Dava, taraflar arasında akdedilen üye iş yeri sözleşmesi gereğince davalı banka tarafından davacı hesabından çekilen paranın iadesi istemine ilişkindir...
Rödovans Sözleşmesinin Geçerliliğinin Tespiti-