kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin idareden tahsili istemi- Anayasa'nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasındaki: "iptal kararları geriye yürümez". hükmü ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan; "dava tarihi itibarıyla..." ibaresini içeren -2942 sayılı Kanun’a eklenen- Ek madde 3 nazara alındığında, davaya konu taşınmazın idare adına tescil edildiği tarih, değerlendirme tarihi olarak esas alınmak ve o tarihteki nitelikleri gözetilmek suretiyle tespit edilecek bedelin Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi tablosundaki değişim oranları esas alınmak suretiyle “dava tarihi” itibarıyla güncellenmesi sonucu ortaya çıkan bedelin hak sahibine ödenmesi gerektiği-
Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza, 2942 s. K. m. 11/1-(g) uyarınca, emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmediği- Aynı taşınmaza ilişkin olarak paydaşları tarafından açılan dava dosyasında dava konusu taşınmazın tapu kaydı üzerindeki davalı idareye ait irtifak hakkının taşınmazın değerine etkisi ve oranı %37 olarak kabul edilerek metrekare birim fiyatının belirlendiği ve bu kararın Yargıtay denetiminden de geçtiği gözetildiğinde, gerekçesi açıklanmadan ve bu husustaki çelişki giderilmeden taşınmazın tapu kaydı üzerindeki davalı idareye ait irtifak hakkının taşınmazın değerine etkisi olmayacağının kabulü ile karar verilmesinin hatalı olduğu- Kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemli davalarda davacının dava açarken dava konusu alacağın dava açıldığı tarihte tazminat miktarının davacı tarafça tam ve kesin olarak belirlenmesi mümkün olmadığından davanın, "belirsiz alacak davası" niteliğinde olduğu ve davacının, dava dilekçesinde belirttiği miktarı HMK m. 107/2 uyarınca bilirkişi raporu ile tam ve kesin olarak belirlenmesinin mümkün olduğu anda iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın artırılabileceği- 20.07.2020 Tarih ve 31199 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7251 s. K. m. 7  ile HMK m. 107 'ye eklenen ikinci fıkrası gözetildiğinde; belirtilen usul uygulanmadan karar verilmesinin bozmayı gerektirdiği- "Kısmi olarak açılan davada -7251 s. K. m. 7 ile- HMK m 107'e eklenen ikinci fıkranın uygulanması söz konusu olmadığı, davanın belirsiz alacak davası olarak kabul edilmesi durumunda da keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporları ile bedel belirlenmişken tamamlanmış bir işlem için sonradan yürürlüğe giren bir usul hükmünün uygulanması suretiyle davacı tarafa yeniden iki haftalık kesin süre verilmesinin düşünülemeyeceği" şeklindeki karşı oyun isabetli bulunmadığı-
Enerji nakil hattı yenileme çalışmaları kapsamında alınan kamu yararı kararına istinaden taşınmazdan geçirilen pilon yerinin kamulaştırma bedelinin tespiti ile idare adına tesciline karar verilmesi talep edilen davada; kısmi kamulaştırma nedeniyle kalan kısmın kıymetinde eksilme meydana geldiği takdirde, bu eksilen değer miktarı kamulaştırma bedeline ekleneceği- Taşınmazın kamulaştırmadan arta kalan bölümünün yüzölçümü, geometrik durumu ve dava konusu pilon yeri kamulaştırılması nedeniyle arta kalan alanda yapılaşma yönünden kısıtlama getirilmediği hususu dikkate alındığında bu kısımda değer azalışı olamayacağı-
Dava konusu taşınmazların 1962 tarihli hava fotoğraflarında yol olduğu belirtildiği, 05.12.2017 tarihli fen bilirkişi ek raporuna göre ise taşınmazların 1956 tarihli hava fotoğrafına göre yol olarak kullanılmadığının tespit edildiği, dolayısıyla dava konusu 291 parselin ifraz görmesiyle oluşan taşınmazlara idare tarafından 1962 tarihinde el atıldığının kabulünün gerektiği, buradan hareketle Özel Dairece 03.12.2019 tarihli geri çevirme kararı ile taşınmazın 1962 el atma tarihi itibariyle imar planı içerisinde olup olmadığı, belediye veya mücavir alan sınırları içinde bulunup bulunmadığı, belediye hizmetlerinden yararlanıp yararlanmadığının ilgili kurumlardan sorulması istenildiği, İ.iye Köyü .... parsel sayılı taşınmazın 1962 yılı itibariyle imar durumu bilgisi ve belgesine rastlanılmadığından bu nedenle dava konusu taşınmazın el atıldığı tarihte (1962) belediye ve mücavir alan sınırları içinde bulunmadığı anlaşıldığından taşınmazın arsa olarak kabul edilmediği- Mahkemece taşınmazın ana yol kenarında olması nedeniyle çevresinin ticari açıdan çok geliştiği ve meskun hâle gelmesi nedeniyle arsa kabul edildiği, mahkemenin bu kabulünün dosya kapsamı ve taşınmazların fiili durumu dikkate alındığında usul ve yasaya uygun olduğu, dolayısıyla direnme kararı uygun olup, diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmediği-Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle taşınmazın el atma tarihi itibari ile arsa vasfını kazanmadığı anlaşıldığından, arazi niteliğinde olduğu cihetle Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki hükümde direnilmesinin doğru olmadığı-
Taşınmaz malın değerinin tespitinde, kamulaştırmayı gerektiren imar ve hizmet teşebbüsünün sebep olacağı değer artışları ile ilerisi için düşünülen kullanma şekillerine göre getireceği kârın dikkate alınmayacağı- Arazinin değerinin, taşınmazın fiilen ekilebilir ürün münavebesine göre hesaplanan brüt gelirinden, münavebe ürünlerin üretim masraflarının çıkarılması ile bulunan net gelirinin kapitalizasyon faizine bölünmesi ile bulunacağı- Kapama bahçe niteliğindeki taşınmazlarda ise, üzerinde bulunan ve taşınmaza kapama bahçe niteliği veren ağaçların yıllık net ürün gelirinin kapitalizasyon faizi ile kapitalize edilerek kamulaştırma bedelinin belirlenmesi gerektiği- Bir yıl içinde bölgede satışı yapılan tüm arazilerin tespit edilen ortalama dekar fiyatının, aynı arazilerin ortalama net geliri saptandıktan sonra her iki ortalama rakamın birbirine olan oranının, kapitalizasyon faiz oranını ifade edeceği- Arazinin getirisi aynı kalmak şartıyla kapitalizasyon faiz oranı düştükçe arazi niteliğindeki taşınmazın değerinin yükseleceği, oran yükseldikçe ise düşeceği-
Kamulaştırma bedelinin tespiti ve terkin istemine ilişkin eldeki davada; dava konusu taşınmazın kuru tarım arazisi niteliği, konumu ve yüzölçümü dikkate alındığında kapitalizasyon faiz oranının % 5 oranında uygulanması gerektiği-
Kamulaştırma bedelinin tespiti ve terkin istemine ilişkin dava konusu taşınmazın kuru tarım arazisi niteliği, konumu ve yüzölçümü dikkate alındığında kapitalizasyon faiz oranının % 5 oranında uygulanması gerektiği- Kamu düzenine aykırı olmayan istinaf sebeplerinin istinaf dilekçesinde mutlaka gösterilmesi gerektiği- İstinaf dilekçesinde "üretim masraflarının, brüt gelirin 1/3'ünü geçemeyeceğine" yönelik açıkça bir itirazda bulunulmayan tarafın bu konuyu temyiz yolunda ileri süremeyeceği- "Bölge adliye mahkemesinin istinaf sebepleri ile bağlı olduğuna yönelik açık hüküm bulunduğu, ancak temyiz incelemesi yönünden bu yönde bir hükmün mevcut olmadığı, dolayısıyla kanuna aykırılıkların Yargıtay tarafından incelenebileceği" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğunca benimsenmediği- Vekalet ücretine ilişkin bozma nedenine mahkemece uyularak bozma doğrultusunda işlem yapıldığından bu hükme yönelik incelemenin ise Yargıtay Özel Dairesince yapılması gerektiği-
Uyuşmazlığın kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin idareden tahsili istemine ilişkin olduğu- 2942 sayılı Kanun'da 04.1 1.1983 tarihinden sonraki fiili el atmalara ilişkin başkaca bir düzenleme bulunmadığı- Bu nedenle 04.11.1983 tarihinden sonra fiilen el atılan taşınmazlar yönünden, kamulaştırmasız el alma nedeniyle açılan davalarda mahkeme ve icra harçlarının nispi olarak uygulanması ve bu hususun kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gerektiği-