Somut uyuşmazlıkta davacı işçinin işyerinde yatırım/araştırma/hisse senedi araştırma/kıdemli analist olarak çalıştığı, doğum iznini kullandığı sırada işverence yerine başka bir kişinin istihdam edildiği, davacı- işçinin doğum izni sonrası işe başladığında kendisine sigorta sektörünü takip işi verildiği, davacı işçinin bu pozisyonda çalışmayı kabul etmediği ve iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğinin sabit olduğu - Dosya kapsamındaki deliller, dinlenen tanıkların anlatımı dikkate alındığında davacı işçinin doğum iznine ayrıldığı, doğum izni sonrası davacıya eski işi yerine başka bir iş teklif edildiği, bu işin davacının uzmanlık alanının dışında olduğu davacı tarafından ispat olunduğu - Davacının 4857 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin son fıkrası uyarınca bir ihlalin varlığı ihtimalini güçlü biçimde gösteren bir durumu ortaya koyduğu, böyle bir ihlalin mevcut olmadığını ispat yükü üzerinde olan işverenin davacının doğum öncesindeki konumunun ve görevinin doğum sonrasında hangi sebeplerle değiştirildiğini, davacıya farklı muamele yapılmasını gerektiren nedenleri somut olgularla ortaya koyamadığı, dolayısıyla ayrımcılık tazminatı talebinin kabulünün gerektiği-
İşçinin kıdem hakkı bakımından aranan en az bir yıllık sürenin, derhal fesihlerde feshin bildirildiği anda sona ereceği ve fesih bildiriminin, muhataba ulaştığı anda sonuçlarını doğuracağı ancak bildirimli fesihler yönünden ise ihbar önelinin süreye dahil edileceği-
Kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin ücreti alacaklarının belirsiz alacak davasına konu olamayacağından bu alacaklar yönünden davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği- Belirsiz alacak davasında hüküm altına alınan miktarın, temyiz edilebilirlik sınırının altında olması nedeniyle karara karşı temyiz yoluna gidilmesinin miktar itibariyle mümkün olmadığı- Aynı görüşte: HGK. 09.11.2021 T. E: 2021/(19)11-758, K: 1356
B.sayar operatörü olarak çalıştığı anlaşılan işçinin sık sık görev yerinin değiştirildiği, işçinin son olarak görevi ve daha önce yaptığı iş ile ilgisi olmayan kariyeri ile çelişen bir işe verilerek ameliyathane kapısında görevlendirildiği, işçi tanıklarının ifadesi ile de bu değişikliklerin işçinin istifa etmesi amacıyla yapıldığının anlaşıldığı, işçiye yapılan tüm eylemler değerlendirildiğinde işçinin psikolojik tacize maruz kaldığı gerekçesi ile kıdem tazminatı alacağının kabulüne karar verilmesi gerektiği-
Bozmadan sonra verilecek kararda bozma kapsamı dışında kalsın ya da kalmasın her bir taleple ilgili olarak yeniden olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulması gerektiği- Somut uyuşmazlıkta; davacının izin ücretinden yüzde otuz oranında indirim yapılarak alacağın hüküm altına alındığı, İş Kanununda sözleşmenin feshi üzerine ödenmesi gereken izin ücretinden taktiri indirimi öngören bir yasal düzenleme bulunmadığı, yıllık ücretli izin hakkı, özde dinlenme hakkına ilişkin bir haktır. İşçinin kullanılmayan yıllık iznine ilişkin ücretinden indirim yapılmasının mümkün olmadığı, mahkemece bilirkişi raporunda belirlenen izin ücretinden indirim yapılarak karar verilmesinin hatalı olduğu- Harçlar Kanunu’nun 8. maddesine göre, bir hükmün bozulmasını mütaakıp verilecek hükümlerden yeni bir hüküm gibi karar ve ilam harcı alınır ve bozulan hükümden evvelce alınmış olan karar ve ilam harcı, mütaakıp hükme ait harçtan mahsup olunacağı- Somut dosyada, bozmadan önce ödenen karar ve ilam harcının bulunup bulunmadığı denetlenerek sonucuna göre bozmadan sonraki hükümde belirlenen harçtan mahsup edilip edilmeyeceği değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar ve ilam harcı tutarı belirlenerek tahsiline ilişkin hüküm kurulması gerektiği-
İbraname ile davacının emekli olarak işten ayrıldığı ve ibranamede belirtilen kıdem tazminatının davacıya ödendiği görüldüğünden, davacının ilk dönem çalışmasının kıdem tazminatı ödenerek tasfiye edildiğinin kabulü gerektiği- Davacının davayı somutlaştırma yükü (HMK m.194), hakimin de davayı aydınlatma yükümlülüğü (HMK m. 31) bulunduğu göz önüne alınarak, davacının 25 yıllık çalışma süresi boyunca hiç yıllık izin kullanmadığı hayatın olağan akışına ters olduğundan, davacının beyanı alındıktan sonra tüm delillerin değerlendirilmesi gerektiği- Davacının işe iade sonrası aldığı ücretin, ilk fesih tarihindeki son ücreti asgari ücrete oranlayarak tespit ettiği kat sayısı esas alınarak bulunması hatalı ise de; davalı tarafın cevap dilekçesinde davacının işe iade sonrası alacaklarının son ücretinin asgari ücretteki artış oranına göre artırılarak ödendiği yönündeki beyanı ve mahkemece tespit edilen ücreti istinaf nedeni yapmamış olduğu-
İşçinin önceki döneminin kıdem tazminatı ödenerek tasfiye edilmiş olmasının, izin ücreti alacağının tespiti yönünden hizmet dönemlerinin birleştirilmesine engel olmayacağı- M.lik işçilik dönemlerindeki çalışma sürelerinin izin ücreti alacağı tespitinde dikkate alınamayacağı- M.lik işçi çalıştırılmasının gerçekten mevsime bağlı olarak gerçekleştirilmesinin gerektiği; aksi takdirde işçinin aralıklı olarak çalıştırıldığının kabul edilebileceği- Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş akdinin sona ermesinin gerektiği- İş akdinin sona erme şeklinin haklı nedene dayanıp dayanmadığının bir öneminin olmadığı-
Somut olayda: davacının davalı iş yerinden 26/12/2011 tarihinde evlilik nedeni ile ayrıldığı, bilirkişi raporunda davacının çalışmasına aralık vermeden devam ettiği gerekçesi ile ilk dönem çalışması tasfiye edilmeksizin ödenen miktarın mahsubu ile hesaplamalar yapılmışsa da, 26/12/2011 tarihinde davacının el yazılı dilekçesi ile evlilik nedeni ile istifa ettiğini belirttiği, taraflar arasında düzenlenen ibraname ile davacının kıdem tazminatının ödenmesine ilişkin ödeme tablosunda kararlaştırılan şekilde davacıya kıdem tazminatının ödendiği görülmekle, davacının ilk dönem çalışmasının kıdem tazminatı ödenerek tasfiye edildiğinin kabulü ile sonuca gidilmesi gerektiği-
Davacı tarafından ödemenin eksik olduğu iddia edilerek bakiye alacak talebinde bulunulmuş olup, hükme dayanak alınan raporda davacının 01.06.1980-30.08.1980 tarihleri arasında 2 ay 29 gün olarak görünen çalışma süresi de hizmet süresine eklenmek suretiyle yeniden yapılan hesaplamaya göre bu dönem çalışması bakımından 1.395,08 TL fark kıdem tazminatı alacağı bulunduğu tespit edilmiş ise de, davacının 2.015,91 TL olarak belirlenerek hesaplamaya dayanak alınan giydirilmiş ücretinin 31.03.2007 tarihinde 1.960,69 TL olan kıdem tazminatı tavan tutarını aştığı hususunun gözetilmemesinin hatalı olduğu- Kıdem tazminatı tavan tutarı gözetilerek davacının bakiye kıdem tazminatı alacağının yeniden hesaplanması ve 31.03.2007 olan fesih tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsili yönünde hüküm kurulması gerektiği- Somut uyuşmazlıkta; davacının davalı işyerinde 01.06.1980-30.08.1980 tarihleri arasında 2 ay 29 gün, 08.07.1988-31.03.2007 tarihleri arasında 18 yıl 8 ay 23 gün ve 19.06.2007-13.12.2011 tarihleri arasında 4 yıl 5 ay 24 gün olmak üzere üç dönem halinde çalıştığı; davacının önceki çalışmalarında hak etmiş olduğu yıllık izin sürelerinin kullandırılmış veya karşılığı ücretin ödenmiş olması önemli olmaksızın, davacının üçüncü döneme ilişkin yıllık ücretli izin süresi belirlenirken davacının ilk iki döneme ilişkin kıdem sürelerinin de dikkate alınması gerekmekte olup, önceki dönemin tasfiye olduğu, davacının yeni bir iş sözleşmesi ile çalışmaya başladığı ve 4 tam yıl olan bu döneme ilişkin hizmet süresine göre talep edebileceği yıllık izin hakkı kalmadığı gerekçesiyle yıllık izin ücret alacaklarının reddinin hatalı olduğu-
Emeklilik öncesi ve emeklilik sonrası olmak üzere iki dönem halinde çalıştığını ve tüm çalışma dönemi boyunca yıllık izin kullanmadığı iddia eden davacının "27 tam yıl boyunca hiç yılık izin kullanmadığının" kabulü ile hesaplama yapmasının hatalı olduğu- Davalının dosyaya sunduğu tarihsiz, davalıya hitaben yazılan ve davacı tarafından imzası inkar edilmeyen dilekçede yıl ve gün belirterek izin talebinde bulunmuş olup, davacı bu belgenin işveren tarafından kendisi yanıltılarak alındığını iddia etse de belgenin irade fesadına bağlı olarak alındığını usulüne uygun olarak da ispat edemediğinden, imzası inkar edilmeyen söz konusu belgenin davacıyı bağlayacağı ve bu belgede belirtilen yıllar ile sınırlı olarak davacının yıllık izin talebinin değerlendirilmesi gerektiği-
