Davacının ıslah dilekçesi davalı vekiline tebliğ edilmediği anlaşıldığından, bu durum hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğinde olup davalı tarafa ıslah dilekçesinin tebliği, beyanda bulunması için süre verilmesi ve sunulan beyanlar değerlendirildikten sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği- Dosyaya davacının yıllık izin kullandığına ilişkin yıllık izin formları ibraz edilmiş olup bu konuda herhangi bir değerlendirme yapılmadığı görüldüğünden, hakimin davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde mahkemece, davacı asil çağrılarak yıllık izin istek defteri de gösterilmek suretiyle yıllık izinlerle ilgili beyanının alınmasından sonra sonucuna ve tüm dosya kapsamına göre değerlendirme yaparak karar vermesi gerektiği- Akrabalık veya diğer bir yakınlık başlı başına tanık beyanını değerden düşürücü bir sebep sayılamaz ise de davacı tanıklarının birbiriyle çeliştiği, davalı tanıklarının ücrete ilişkin beyanlarının da bulunmadığı anlaşılmakla emsal ücret araştırması yapılmak suretiyle davacının ücretinin tespiti gerektiği- Asgari geçim indirimi yönünden dosyaya imzasız ücret bordroları sunulmuş olup; söz konusu bordrolarda asgari geçim indirimine ilişkin tahakkukların yer aldığı görüldüğünden, banka kayıtları da celbedilerek davacıya asgari geçim indirimi ödenip ödenmediği yönünde tespit yapılarak varsa alacağın hüküm altına alınması gerektiği-
İşçinin, işyerinde aralıklı olarak çalışması ve önceki çalışma dönemlerinin ihbar ve kıdem tazminatı ödenerek yada emeklilik sebebiyle kıdem tazminatı ödenerek tasfiye edilmiş olması halinde tasfiye edilen dönemler kıdem tazminatının hesabında dikkate alınmayacağı- İzin ücreti bakımından tasfiye edilmiş dönemler dahil olmak üzere tüm hizmet süreleri birleştirilerek hesap yapılması gerektiği-
Haftada 45 saati aşan fazla çalışmaların haftalık zaman dilimlerine göre hesaplanacağı- Fazla çalışmanın haftalık yerine günlük olarak belirlenmesinin yasaya aykırı olarak gerçekleştirilen bu maddi hatanın usuli hak oluşturmayacağı- Asgari geçim indirimi ücret niteliğinde olmadığından çıplak ücrete asgari geçim indirimi ilave edilerek işçilik alacaklarının hesaplanmasının hatalı olduğu-
22. HD. 06.03.2019 T. E: 2017/20898, K: 5162-
22. HD. 21.02.2019 T. E: 2017/20196, K: 3973-
22. HD. 06.02.2019 T. E: 2017/19849, K: 2540-
İşçilik alacağı davasında, davacı işçinin 1999 yılında 11 ayın üstünde çalışması nedeniyle sadece bu yıl açısından, 2001 yılı ve sonrasında ise kadroya geçirilip sürekli çalıştığından bu tarihten emeklilik tarihine kadar olan süre için yıllık izin alacağının bulunup bulunmadığının değerlendirilip, 2000 yılı çalışmasının mevsimlik çalışma olduğundan hesaplama dışında bırakılması gerektiği- "M.lik statüde çalışan davacı işçinin 1999 yılındaki çalışmasının 11 ayın üzerine çıkması nedeniyle bu yıldan itibaren mevsimlik işçi statüsünün sona erdiği ve daimi işçi kadrosuna alınmadan önce mevsimlik işçi olarak geçen 2000 yılı için de davacının yıllık izne hak kazanacağı" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğu tarafından benimsenmediği-
22. HD. 26.03.2018 T. E: 2017/12248, K: 7661-
İzin ücretini ödenmesine dair belgenin incelenmesinde, davalı işverenin tek taraflı olarak düzenlediği bir belge olduğu, işçinin imzasını taşımadığı gibi davacı tarafından içeriğinin de doğrulanmadığı, Belgenin içeriğinden, bir kısım ödemenin “çıkış izin hakkı bedeli” olarak yatırıldığı, bir kısmının ise ücretli izin hakkı olarak ödendiği, yatırılan miktarlara bakıldığında ise, bazı ödemelerin bir yıllık izin ücreti değerini karşılamaktan uzak rakamlar olduğu, davacının, "bu ücretlerinin, özelikle şantiyelerin kapanması sonrasında çıkış primi olarak kendilerine ödendiğine" yönelik iddiası da gözönüne alındığında, bu ödemelerin yıllık ücretli izin karşılığı olduğunun kabul edilemeyeceği- Söz konusu ödeme belgesi yeniden değerlendirilerek, bu ödemelerin hesabında, ara dönemlerin yıllık izin gibi değerlendirilip değerlendirilmediği, yıllık izin süresini tam olarak karşılayıp karşılamadığı, özellikle 2006/12 ayı için, izin karşılığı ödeme yapıldıktan sonra, 2007/1 dönemi için 13,86 USD ödemenin hangi yılın iznine mahsuben yapıldığının açıklığa kavuşturulması ve yıllık izin ücreti yönünden yeniden değerlendirme yapılması gerektiği-
Davacı tarafından davanın önce gerçek şahıs şirket temsilcisi aleyhine açıldığı, kararın bozulması üzerine ise davalı şirkete yöneltildiği, fakat şirket temsilcisi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmediği, taraf sıfatı kalmayan şirket temsilcisi hakkında HMK'nın 124 son maddesi gereğince karar verilmemesinin isabetli olmadığı, öte yandan davalının 5580 sayılı kanuna tabi, davacının da aynı kapsamda iş sözleşmesi ile çalışan eğitim elemanı olduğu, özel eğitim kurumları kanunu kapsamında çalışan davacıya izin yönünden MEB izin yönergesinin 7/10 maddesinin uygulanacağı, davalı şirket, davacı ile 5580 sayılı yasa kapsamında her öğretim ve eğitim yılı için bir yıllık yenilenen sözleşme imzalamasına rağmen, okullar tatil olduğunda kayden davacının çıkışını verdiği, okullar açıldığında da tekrar işe girişini yaptığı ve bu dönemi kuruma bildirmediği gibi ücretinin de ödenmediğinin anlaşıldığı, tatil zamanı ve izinli sayılan dönemin kuruma bildirilmemesi ve ücretinin ödenmemesinin sözleşme ve yasa hükmüne aykırı olduğu, davacının eğitim elemanı olarak tatil dönemi için ücrete hak kazandığı, bu dönemde iş sözleşmesinin askıda olduğu gerekçesiyle hizmet süresinin eksik tespiti ile ücretin reddine karar verilmesinin hatalı olduğu-
  • 1
  • 2
  • 3
  • kayıt gösteriliyor