Asıl ve birleşen alacak davalarının-
Karşılıksız kazandırma veya devrin yapıldığının tespit edilmesi halinde, işlemin (tasarrufun) iptaline karar verilemeyeceği ve üçüncü kişi davalı olarak gösterilse dahi bu aşamada davacı lehine hüküm altına alınan katılma alacağından sorumlu tutulmayacağı- Eşle birlikte eşten kazandırma veya devralan üçüncü kişiye karşı dava açılması durumunda, mahkemece yapılması gereken işin; "HMK.'nin 167. maddesi uyarınca üçüncü kişiye karşı açılan dava hakkında “ayırma kararı” verilerek davanın ayrı bir esasa kaydının sağlanması; bu davada eski eşe karşı açılan katılma alacağı davası sonucunun ve alacağa karar verilmiş ise, eşten tahsil edilebilme durumunun HMK.'nin 165/1. maddesi gereğince “bekletici sorun” yapılması" olduğu-
HMK'nın 167. maddesi gereğince yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için davanın her aşamasında talep halinde veya kendiliğinden ayrılmasına karar verir. Dava konusu olaydaki taraf ve taşınmaz sayısının fazlalığı, tasarrufların ayrı ayrı oluşu, bir kısım taşınmaz ve tarafların birbirinden farklı ve bağımsız oluşu, talep sonuçlarının, toplanacak (toplanmış) delillerinin farklı oluşu dikkate alınarak yargılamanın daha sağlıklı yürütülmesi için taşınmaz veya davalıların belli gruplar halinde ayrılmasına karar verilmesi gerekirken tüm davalılar yönünden davaların birlikte görülmesi HMK'nın 167. maddesine aykırıdır. Bu sebeple kararın kaldırılması gerekmektedir. Kural olarak, HMK 26. maddesi hükmüne göre, mahkeme tarafların iddia, savunma ve talepleri ile bağlıdır. Kural olarak mahkemenin talepten fazlasına veya başka bir şeye hükmetmesi olanak dışıdır. Dava konusunu, davacı belirler. Mahkeme de ancak davacı tarafından belirlenen konuda karar verebilir. Mahkemece, davacının talebinden fazlasına da karar verilemez. Öğreti ve uygulamada taleple bağlılık olarak adlandırılan bu kural sadece sonuç istem yönünden değil, sonuç istemi oluşturulan her bir alacak kalemi yönünden de uygulanır.
Ortak alanlarda ortaya çıkan ayıp nedeniyle uğranılan zararın ödetilmesi istemiyle açılan davada talep ortak alanlara ilişkin olsa da her bir davacının bu ortak alanlardaki arsa paylarına göre talep edebilecekleri miktarlar farklı olup mahkemece bu husus davacılara açıklattırılmadığı, davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığına göre davaların tefriki ile infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde karar verilmesi gerekirken, zorunlu dava arkadaşlığı varmış gibi hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu- Davacılar vekili dört ayrı tüzel ve gerçek kişi hakkında müdahale talebinde bulunmuş, görevsiz mahkemece talep kabul edilerek bu kişilerin müdahil davacı olarak davaya kabullerine karar verilmişse de, mahkemece, müdahil davacılar dikkate alınmamış, talepleri açıklattırılmamış olduğundan, eksik incelemeye dayalı hüküm tesisinin usul ve yasaya aykırı olduğu- Birden fazla davacı olmasına karşın kısmen kabul edilen miktarın davalıdan alınıp davacıya verilmesine şeklinde infazda tereddüt yaratır şekilde hüküm tesis edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-
Davacı evlilik birliği içinde davalıya verdiği ziynet eşyalarının iadesine karar verilmesini talep ettiğinden, davanın, aile mahkemesinde görülmesi gerektiği- "Sözleşmeye aykırı olarak kiralık kasada bulunan altınların diğer davalı eski eşe verilmesi" nedeniyle davalı bankaya karşı açılan davanın ise bankacılık işlemlerinden kaynaklanmakta olup, tüketici mahkemesinde görülmesi gerektiği- Farklı mahkemelerin görev alanına giren davalarla ilgili öncelikle tefrik kararı verilerek, sonrasında ayrı ayrı görevsizlik kararı vermesi gerektiği-
Davacının spor klübü tarafından geçici transfer olarak görevlendirildiği tarihlerin net bir şekilde belirlenmesi ve bu süreler için hak düşürücü sürenin geçmediğinin dikkate alınması,iki klübün birbirinin devamı mı yoksa ayrı tüzelkişilikleri olan spor klüpleri mi olduğunun TFF' ye sorularak ve kuruluş belgeleri temin etmek suretiyle ortaya koyulması, ayrı tüzelkişilikleri var ise her iki davalı klüp arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunmadığından HMK' nun 167. maddesi gereğince davaların ayrılmasına karar verilmesi gerektiği- Davacının hizmetin eksik bildirildiği belirtilen tarihler arasındaki sürenin yanlış hesaplanmasının usul ve yasaya aykırı olduğu-
Hakimin, aralarında bağlantı bulunduğu iddiası ile birlikte açılmış veya sonradan birleştirilmiş davalarda, yargılamanın daha iyi bir şekilde yürümesini sağlamak için davanın her safhasında istek üzerine veya kendiliğinden ayrılmasına karar verebileceği- Hizmet tespiti ve işçilik alacaklarına ilişkin davaların ayrılmasının daha uygun olacağı-
Davalıının nakden düzenlenmiş bonoların nakdi borca karşılık alındığını savunması ile bonoları talil etmiş sayılmayacağı, davacının bu iddiasını yazılı belge ile kanıtlamak zorunda olduğu- Mahkemece davacının bonolara karşı yazılı delillerini değerlendirip sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği- Ana dosyadan tefrikine karar verilen dosyasının karar başlığında sanki tefrik olmamış gibi gösterilmesinin de doğru olmadığı-
İhalenin feshi talebine ilişkin olarak verilecek kararın akıbetine göre, sıra cetveline yönelik şikayetin incelemesi yapılacağından, mahkemece, HMK'nun 167. maddesi gereğince sıra cetveline ilişkin şikayet hakkında ayırma kararı verilerek yargılamaya devam olunması gerekirken, her iki şikayetin birlikte görülerek karara bağlanmasının doğru olmadığı-
Alacak isteği-
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • kayıt gösteriliyor