Medeni Kanunun 409/2 maddesi uyarınca akıl hastalığı veya akıl zayıflığına dayalı iddianın bilirkişi raporu ile belirleneceği, ayırt etme gücünün nisbi bir kavram olması,kişiye eylem ve işleme göre değişmesi sebebiyle bu yönde en yetkili sağlık kurulundan, özellikle Adli tıp kurumundan rapor alınması gerekeceği-
Ayırt etme gücünün nisbi bir kavram olması, kişiye, eylem ve işleme göre değişmesinin bu yönde en yetkili sağlık kurulundan, özellikle Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını da gerekli kılacağı, esasen Medeni Kanunun 409/2.maddesinin akıl hastalığı veya akıl zayıflığının bilirkişi raporu ile belirlenebileceği öngördüğü-
Temyiz kudreti bulunmayan kişinin yaptığı işlemlerin hukuki sonuç doğurmayacağı, karşı tarafın iyiniyetli olmasının o işlemi geçerli kılmayacağı, temyiz kudretinin nisbi bir kavram olduğu, kişiye, işlem ve eyleme göre değişeceği ve bu nedenle ehliyetsizliğin ancak uzman bilirkişi raporları ile saptanabileceği–
BK. 54/1 hükmünde (şimdi; TBK. mad. 65) düzenlenen hakkaniyet gereğine dayalı objektif sorumluluk halinin; «ayırt etme gücü bulunmayanın eyleminin doğurduğu özel tehlike»,« ayırt etme gücü bulunmayanın eylem sırasındaki öznel durumu» ve «zarar görene yönelik tutumu» ile «tarafların ekonomik varlıkları» gibi kriterlerle değerlendirilmesi gerekeceği–
Temyiz kudretine sahip olmayan bir şahsın tasarrufunun hukuki bir hüküm ifade etmeyeceği ve kişiye sıkı sıkıya bağlı olan ve aile hukukundan kaynaklanan sözleşmelerin hukuki ehliyet noksanlığı nedeniyle mutlak butlanla batıl olması durumunda sözleşenlerin ya da üçüncü kişilerin iyiniyet savunmasında bulunamayacağı–
Adli Tıp Genel Kurulu’nun, Adli Tıp İhtisas Kurulları ile Adli Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının verdikleri rapor ve görüşler arasında ortaya çıkan çelişkileri konu ile ilgili uzman üyelerin katılımıyla inceleyeceği ve kesin karara bağlayacağı–
Aleyhine manevi tazminat hükmedilecek olan tarafın, Adli Tıp raporu ile ayırtım gücüne sahip olmadığının anlaşılması durumunda, bu hususun, taktir edilecek manevi tazminat miktarında gözönünde tutulacağı–
Vesayet altına alınmış olan kimsenin, kendisini davada vekil ile temsil ettiremeyeceği(vekil atayamayacağı)–
Adli Tıp Kurumu’nun raporu ile hukuki ehliyete haiz olmadığı sabit olan kimsenin hukuki tasarruflarının hüküm ifade etmeyeceği ve yapıldığı andan itibaren batıl olacağı–
Ayırtım gücü bulunmayan kimsenin, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, yapacağı işlemlere sonuç bağlanamayacağından karşı tarafın iyi niyetli olmasının o işlemi geçerli kılmayacağı, ayırt etme gücünün miras bırakanda olup olmadığının bilirkişi raporu ile belirleneceği, miras bırakanın ehliyetli olduğunun saptanması halinde, miras bırakan tarafından yapılan temlikin mal kaçırma amaçlı olup olmadığının araştırılması, ehliyetsiz olduğunun saptanması veya temlikin muvazaalı olduğunun anlaşılması halinde son kayıt malikinin iyi niyetli olup olmadığının 8.11.1991 tarih ve 1990/4 esas 1991/13 sayılı İ.ları Birleştirme Kararı’ndaki ilkeler çerçevesinde belirlenmesi gerekeceği–