İcra dosyasında, alacaklı vekili tarafından dosyanın yetkili İcra Müdürlüğü'ne gönderilmesine ilişkin icra tutanağında bir kayıt olmadığı gibi, Uyap sistemine kaydedilmiş bir talep dilekçesine de rastlanmadığı, bu durumda, takip dosyası, alacaklı vekili tarafından usulüne uygun bir gönderme talebi olmaksızın (ya da şifahi beyan ile) re'sen icra müdürlüğünce yetkili yere gönderilmiş olup, başvurunun, HMK.'nun 20. maddesinde öngörülen iki haftalık kesin süre içerisinde yapıldığının kabulünün mümkün olmadığı, HMK'nun 20. maddesi hükmünün kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle aleyhe bozma ilkesinin nazara alınamayacağı-
Alacaklının bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe başladığı, takip dayanağı bonolarda, şikayetçi borçlunun keşideci, alacaklının ise lehtar konumunda oldukları, şikayetçinin tacir olduğuna ilişkin dosya içinde bir belgenin bulunmadığı anlaşıldığından ve yetki sözleşmesi bir usul hukuku sözleşmesi olup, takip tarihi itibariyle yürürlükte olan HMK. mad. 448 ve 17 uyarınca yetki sözleşmesi geçersiz olduğundan, mahkemece, borçlunun yetkiye yönelik itirazının kabulü gerektiği-
Yetkili icra dairesinde takip yapılmasının, itirazın iptali davasının koşullarından biri olduğu ve bu durumda, mahkemece İİK. mad. 50. uyarınca öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın, ön sorun (HMK. 164) olarak incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Avalist borçlu tacir olmadığından HMK. mad. 17 uyarınca yapılan yetki sözleşmesinin kendisini bağlamayacağı, ancak bono üzerinde keşide yeri bulunmayan bonoda keşidecinin ad ve soyadının yanındaki yerine göre, borçlunun yetki itirazının reddine karar verilmesi gerekeceği- İflasın ertelenmesi davası kapsamında verilen ihtiyati tedbir kararı gözetilerek, mahkemece, borçlunun, tedbir kararı nedeniyle takibin durdurulması ve hacizlerin kaldırılmasına ilişkin şikayetin esasının incelenmesi gerektiği-
İhtiyati hacze karar verme konusunda yetkili mahkemenin davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğu, davalının birden fazla olması halinde davanın, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabileceği-
Protokol içeriğine göre para alacağına ilişkin olan davanın İİK. mad. 50 kapsamında davacının ikametgahında TBK. 89/1 uyarınca açılabileceği-
Borçlu şirketin, ticaret sicil gazetesinde belirtilen merkezinin bulunduğu yerde icra takibinin başlatılması gerektiği (HMK. mad. 6)-
19. HD. 05.05.2016 T. E: 758, K: 8285-
Borçlu tacir olduğu gibi yetki sözleşmesinin diğer tarafı konumunda bulunan alacaklının da tacir (banka) olması karşısında, HMK. mad. 17 gereğince bu yetki sözleşmesinin geçerli olacağı- Borçlu şirketin yetki itirazının kabulü ile icra dosyasının muteriz borçlu şirket yönünden tefrik edilerek yetkili icra müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmesi gerektiği-
Bonoya dayalı olarak, borçlunun ikametgahının bulunduğu yerdeki genel yetkili icra dairesinde (HMK. mad. 6), bonoda öngörülen ödeme yerinde -ancak, ödeme yeri gösterilmeyen bonoda, tanzim yerinin ödeme yeri olduğunun kabulü gerekeceğinden, bononun tanzim yerinde- icra takibi yapılabileceği- Bonoda yer alan yetki şartının tacir olan keşideci ve lehtar yönünden geçerli ise de; itiraz eden avalistler tacir sıfatına sahip olmadıklarından yetki şartı gerçek kişi avalistleri bağlamayacağı-