Taraflar arasındaki taşeronluk sözleşmesi götürü bedelli sözleşme olup, sözleşmenin tüm ekleri, tüm ihale işlem dosyası ile yazışmalar, sözleşme eki şartnameler, faturalar ve hakediş raporlarının tasdikli suretleri dava dışı iş sahibinden getirtilip, taraflar arasındaki taşeronluk sözleşmesinin götürü bedelli olduğu gözetilmek suretiyle yeniden oluşturulacak konusunda uzman bilirkişi kurulundan, "fiziki oran" yöntemi olarak adlandırılan yönteme uygun şekilde, ayrıca eksik işlerin sözleşme kapsamında kalıp kalmadığı, giderim bedeli ile tarafların itirazları da göz önünde tutulmak suretiyle, cezai şart ve varsa davacının fazla ödeme iddiaları ile ilgili rapor alınıp değerlendirilerek sonucuna uygun karar verilmesi gerektiği-
TBK’nın 480/II. maddesindeki uyarlamaya ilişkin düzenleme ve hükmün götürü bedelli işlerde uygulanması mümkün olup, taraflar arasındaki sözleşmenin 6. maddesindeki düzenlemeden sözleşmenin birim fiyatlı sözleşme olduğu anlaşıldığından TBK’nın 480/II. maddesine göre bu sözleşmede uyarlama yapılmasının mümkün olmadığı, birim fiyatlı eser sözleşmelerinde koşulları mevcut olduğu takdirde TBK’nın 138. maddesindeki düzenlemeye göre uyarlama talep edilmesinin ve mahkemece uyarlama kararı verilmesinin mümkün olabileceği- Uyarlama talebinin dayanağı olarak gösterilen ve davalının süre uzatımı verdiği, ruhsat alımındaki gecikme, numunelerin incelenme süresi, hakediş ödemelerindeki gecikme, anıtlar kurulunca projenin onaylanmasındaki gecikme, iş artışı ile mevsim nedeniyle çalışılmayan günler, iş artışı ve özellikle Anıtlar Yüksek Kurulu’nun denetimine tabi eser sözleşmelerindeki gecikme ve süre uzatımlarının, sözleşmenin yapıldığı sırada işinin ehli olup basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gereken yüklenici tarafından öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum niteliğinde olmadığı, davacıya bu haller için süre uzatımları verilerek aleyhine sözleşmenin gecikmeye ilişkin hükümlerinin uygulanmadığı, iş artışı ile ilgili davacının bedel talebi de bulunmadığından, mahkemece, genel kural niteliğindeki TBK’nın 138. maddesindeki uyarlama koşullarının bulunmaması sebebiyle davanın reddi gerekeceği-
İşlemiş faiz talep edilmiş ise de, kararlaştırılan kesin vade olmadığı gibi davacı iş sahibini temerrüde düşürecek nitelikte davalı yüklenicinin keşide ettiği ihtarın varlığı da ileri sürülüp kanıtlanamadığı, hükme esas alınan raporu düzenleyen teknik bilirkişiden sözleşme ile davalı yüklenicinin üstlendiği işlerin eksik, kusurlu ve mevzuata göre yapılmayan iş ve imalat gözetilip düşülmek suretiyle gerçekleşen imalatın işin tamamına göre fiziki oranı ve bu oranın KDV dahil toplam 153.400,00 TL götürü bedele uygulanarak istemekte haklı olduğu alacak miktarı konusunda gerekçeli ve denetime elverişli ek rapor alınıp kanıtlanan ödemeler düşülmek suretiyle ve takipten önce temerrüt ihtarı ve kesin vade olmaması sebebiyle yüklenicinin işlemiş faiz istemekte haklı olmadığı gözetilerek sonucuna uygun karar verilmesi gerektiği- Davacının kendi defterindeki aleyhe kayıtlar kendisini bağlayacağından bu takipte talep edilen ve davacının defterine kayıtlı 30.680,00 TL asıl alacak miktarı kadar davacının davalıya borçlu olduğu kabul edilip takipten önce temerrüt ihtarı olmaması ve kesin vade bulunmaması sebebiyle yüklenici işlemiş faiz istemekte haklı olmadığı ve yüklenici faturada yazılı proje bedeline hak kazandığını da kanıtlayamadığından işlemiş faiz ve proje bedeliyle sınırlı olarak borçlu bulunulmadığının tespitine karar verilmesi, asıl alacakla ilgili davacı yüklenici takipte haklı olduğu ve diğer talepleri yönünden kötüniyetli olduğu kanıtlanmadığı ve İİK mad. 67/2'nin koşulları oluşmadığından kötüniyet tazminatı isteminin reddi gerektiği- Bozmadan sonra yapılacak yargılamada dosyada kabul ve ret olunan kısımların miktarları belirlenip yargılama giderlerinin kabul ret oranına göre paylaştırılması ve vekille temsil olunan taraflara da karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği-
Ücreti ödenmiş olan implant tedavisinin tamamlanmadığı hususuna ilişkin olarak açılan alacak davasında, niteliği itibariyle eser sözleşmesi olan bu sözleşmedeki bedelin TBK’nın 480. maddesinde tanımlanan götürü bedel olduğu- Götürü bedelli işlerde, yüklenicinin hak ettiği iş bedelinin saptanması ya da iş sahibinin ödemesinin fazla olup olmadığının belirlenmesi için gerçekleştirilen imalâtın eksik ve kusurlar da dikkate alınarak tüm işe oranının tespiti, bulunacak bu oranın toplam iş bedeline uygulanarak hak edilen bedelin saptanması ve bulunacak bu rakamdan kanıtlanan ödemeler düşülerek hesaplanması gerektiği- 
Sözleşmeye bağlılık ilkesi uyarınca, götürü bedelle yapılacak sözleşmelerde, iş tahmin edilenden fazla emek ve masrafı gerektirse de, yüklenicinin işi sözleşme bedeli ile yapma yükümlülüğü altında olduğu- Dava konusu edilen hakedişlerden yapılan kesintilere karşı yüklenici tarafından yapılan itiraz ve sonrasında verilen itiraz dilekçesi Yapım İşleri Genel Şartnamesi'nde öngörülen şekilde ve süresinde olmadığından bu haliyle bu hakedişe giren ve dava konusu edilen gecikme cezası istemli alacak kaleminin yüklenici aleyhine kesinleşmiş olduğu- Sözleşme dışı ilave imalâtlarla ilgili olarak Mahkemece, bilirkişi kurulundan ek rapor alınmak suretiyle, şartnameye uygun olarak fazla imalâtın nelerden ibaret olduğu, sözleşmenin niteliği de dikkate sözleşme eki mahal listesi ve proje gözetilerek söz konusu fazla imalâtların iş artış oranının belirlenerek Yapım İşleri Genel Şartnamesi hükümlerine göre %10 iş artışı kapsamında kalan işlerin bedelini sözleşme fiyatlarıyla, sözleşmede fiyatı bulunmayan işlerin şartnamedeki tespit yöntemi kullanılarak, %10’u aşan işlerin bedelini de yapıldıkları tarihteki serbest piyasa fiyatlarıyla hesaplatılması gerektiği-
Götürü bedelli sözleşmelerde eksik ve kusurlar sebebiyle fazla ödeme yapıldığının iddia edilmesi halinde; eksik ve kusurlar dikkate alınarak gerçekleştirilen imalâtın işin tamamına göre fiziki oranı belirlenip, bu oran götürü bedele uygulanarak hak edilen bedelin hesaplanması ve yapılan ödeme ile karşılaştırılarak fazla ödeme olup olmadığının tespiti gerektiği- HKM'nın 222/3. maddesindeki koşullar oluşmadığında davacının defter kayıtlarının tek başına sahibi lehine delil kabul edilmesinin mümkün olmadığı-  
Götürü ücret işin başında sabit ve kesin olarak kararlaştırıldığı için, kural olarak sonradan artırım talebinde bulunulamayacağı- Eser, sözleşme ile kararlaştırılan ücretten daha yüksek bir fiyata mal olsa bile, yüklenicinin ücretin artırılmasını talep edemeyeceği- Eser başlangıçta tahmin edilenden daha az emek ile meydana getirilse dahi, iş sahibinin bedelin tamamını vermek zorunda olduğu- Götürü bedelle eser sözleşmesinde iş bedelinin belirlenmesinde fiziki oran kurularak hesaplama yapılması gerektiği- Fizik oran kurulurken eserdeki ayıp ve eksiklerin göz önüne alınması gerektiği-
Sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasına ilişkin davada, sözleşmenin temelini oluşturan konularda önceden öngörülemeyen veya öngörülmesine rağmen gerçekleşeceğine ihtimal verilmeyen önemli değişikler sonucu edimler arasındaki dengenin aşırı bozulması halinde, iyiniyet kurallarının da gözönünde tutularak, edimler arasındaki farkın uyarlama gerektirdiğine dair bilirkişi görüşünün mahkemece yapılacak değerlendirilmede dikkate alınması gerektiği- 
Verginin yasallığı ilkesi gereği arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin katma değer vergisi doğurmayacağı, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi götürü bedelli sözleşme olup, arsa sahibinin pay devri dışında sorumluluğunun olmadığı, sözleşme ile dahi ek edim yükümü getirilemeyeceği-
Yüklenici ile davalı arsa sahipleri ve dava dışı diğer arsa sahipleri arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri yapıldığı, sözleşmelerden hemen sonra arsa sahiplerine ait parsellerin tevhit edildiği, tevhit edilen bu parseller üzerinde iki blok halinde inşaat yapılmak üzere yapı ruhsatlarının alındığı, ancak dosya arasında bulunan belediye yazılarına göre, bölgedeki imar planlarının iptali amacıyla İdare Mahkemesi'nde açılan davada, mahkemece verilen yürütmeyi durdurma kararının ilgili belediyeye 11.07.2006 tarihinde tebliğ edildiği ve bilahare, imar planının İdare Mahkemesi'nin kararı ile iptal edildiği, dolayısıyla dayanağı olan imar planları iptal edilmiş olduğundan, davacı yükleniciye 10 kat olarak verilen yapı ruhsatlarının geçersiz olduğu, parsel üzerinde inşa edilen bodrum, zemin ve 4 normal kat seviyesindeki inşaatın geçerli bir inşaat ruhsatına bağlı bulunmadığının anlaşıldığı- Yeni imar planına göre bölgede 5 kata izin verildiği, hali hazırdaki inşaatın, geçersiz hale gelen yapı ruhsatına dayalı olarak yapılması nedeniyle kaçak inşaat niteliğinde olduğu belirlenmiş ise de, inşaatın yeni imar planına göre ruhsata bağlanmasının mümkün olup olmadığının araştırılmadığı- İlgili belediye başkanlığı ile yazışmalar yapılıp konusunda uzman bilirkişi kurulu aracılığıyla mahallinde keşif ve inceleme yapılarak imar değişikliği sonucu, kat izninin düşürülmesinin BK'nın 365/2. maddesinde belirtilen sözleşmenin uyarlanmasını gerektiren hallerden olup olmadığı, hali hazırdaki inşaatın ruhsata bağlanmasının ve varsa imara aykırılığın giderilmesinin mümkün olup olmadığı, imara aykırılığın giderilmesi için inşaatın bir bölümünün yıkılması gerekecek ise, inşaatın kalan diğer bölümlerinin tadilat projesi yapılarak yasal hale gelip gelmeyeceği üzerinde durulması, yasal hale gelmesi mümkün ise davacıya bu konuda yetki ve makul süre verilmeli, davacının projeye aykırılığı verilen sürede gidermesi ve bu hususu mahkemeye bildirmesi halinde, mahkemece mahallinde uzman bilirkişi refakatinde keşif ve inceleme yapılıp yeni imar planına uygun hale geldiğinin belirlenmesinden sonra kat izninin düşürülmesinin uyarlama yapılmasını gerektiren hallerden olması durumunda emsaller de incelenerek sözleşmenin uyarlanmasının ve buna göre paylaşımının ne şekilde yapılması gerektiği hususlarında rapor alınıp değerlendirilmek suretiyle davanın sonuçlandırılması gerektiği- 
  • 1
  • 2
  • 3
  • kayıt gösteriliyor