Karar gerekçesi ile hüküm fıkrasının çelişkili olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu-
Kurum sigortalılarının emekli maaşlarının ödenmesine ilişkin yapılan sözleşmeye aykırı olarak yapılan ödemeler nedeniyle doğan zararın tazmini istemi- Kısa karar ile hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulmasının usul ve yasaya olduğu-
Somut olayda; mahkemece, her ne kadar bedelin terekeye iadesine şeklinde hüküm kurulmuş ise de, bedelden sorumlu tutulan davalının, hüküm yerinde açıkça gösterilmemesi doğru olmadığı gibi; bedelin, mirasbırakanın mirasçılık belgesine göre, miras payları oranında, mirasçıları adına ya da mirasçılık belgesine atıf yapılmak suretiyle açık bir biçimde hüküm altına alınması gerekirken, mirasbırakanın terekesine iade şeklinde infazda tereddüt oluşturacak biçimde hüküm kurulmasının doğru olmadığı- Diğer yandan; birleştirilen davada, davacının davası yönünden, birleştirilen davaların ayrı davalar olma özeliğini korudukları ve davacının dava açtığı tarih itibariyle haklı olması nedeniyle haklılık oranı da gözetilerek asıl ve birleştirilen davalar bakımından ayrı ayrı yargılama giderlerine hükmedilmesi gerektiği-
Davacı, yargılama sırasında, aracın yenisi ile değiştirilmesini talep etmiş; mahkemece, dava konusu aracın yenisi ile değiştirilmesine, olmadığı takdirde .........TL bedelin aracın iade edilmesi suretiyle davalılardan tahsiline karar verilmişse de; HMK'nın 26. maddesi uyarınca hakimin tarafların talepleri ile bağlı olup, bundan fazlasına veya başka şeye karar veremeyeceği- Aracın ayıpsız misli ile değişimi mümkün olmaz ise, hükümde yazılı olmasa da İcra İflas Kanunu'nun 24. maddesi gereğince işlem yapılacağı-
Tüketici Mahkemesinde açılan temyize konu davada, dava dilekçesinde, dava değeri 30.000 TL olarak gösterilmiş olup mahkemece, davalı aleyhine hükmedilecek karar ve ilam harcının bu değer üzerinden hesaplanması ve davacı taraf lehine bu değer üzerinden hesaplanacak vekalet ücretinin hüküm altına alınması gerektiği-
Dava dilekçesinde davalıya husumet yöneltilerek elatmanın önlenmesi ve kal talep edilmiş ise de dava konusu taşınmazlara komşu taşınmaz olan ....... ada ........... parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağına göre davalı adına tespit edilerek 2007 yılında kesinleştiği görülmüş, dosya arasında tapu kaydına rastlanmamış, UYAP üzerinden yapılan tapu sorgulamasında komşu taşınmazın 26.05.2016 tarihi itibariyle davalının eşi .... kızı ...... mülkiyetinde olduğunun görüldüğü, eldeki davanın dava tarihi 03.01.2011, karar tarihi ise 24.10.2011 olup yargılama sürecinde ........ ada .......... parsel sayılı taşınmazın davalının mülkiyetinde bulunup bulunmadığının anlaşılamadığı, davada pasif dava ehliyeti şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenmeden davalı aleyhine hüküm kurulmasının doğru olmadığı- Yapılan keşifte dinlenen bilirkişiden kesilecek ağaç köklerinin ve kütüklerinin hangi taşınmazda bulunduğu tespit edilerek bilirkişi raporunda numaralandırılmak suretiyle gösterilmeden ve halen devam eden zararın nelerden ibaret olduğu belirtilmeden infaza elverişli hüküm kurulmamış olmasının doğru olmadığı-
Davacılar vekilinin dava dilekçesinde, talep edilen tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istediği, mahkemece hüküm fıkrasında kabul edilen ........ TL hor kullanım tazminat bedeli ile ilgili talep edilen faiz konusunda olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmamasının HMK'nın 297. maddesine aykırı olduğu-
Asıl ve birleşen davalar birbirinden bağımsız davalar olup, birden fazla uyuşmazlığın tek dosya üzerinden çözüme kavuşturulması ve dosyaların birleştirilmiş olması, temelde bu davaların bağımsız birer dosya olma özelliğini ortadan kaldırmayacak, her bir dava müstakil dava olma özelliklerini koruyacağından asıl dava hakkında karar verilirken, birleşen dava hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesinin doğru olmadığı-
Davacının ........... TL borçlu olmadığı yönündeki talebi karşısında mahkemece faturadan kaynaklı bakiye borcun ............ TL olarak tespiti ile takibin asıl alacak olarak bu miktar üzerinden devamına şeklinde olumlu tespit hükmü kurularak karar verilmesinin HMK'nın 297/2. maddesi hükmüne aykırı olduğu, o halde, mahkemece, davacıların talebi üzerinde durularak, borçlu olmadıkları miktar yönünden menfi tespit hükmü kurulması gerekeceği- Menfi tespit davasında borçlu olunmayan kısım üzerinden hüküm kurulması gerektiğinden yargılama giderinin de bu miktar üzerinden “davanın kabul ve ret oranı dikkate alınarak” bir başka deyişle tarafların haklılık durumuna göre paylaştırılmasına karar verilmesi gerekeceği- Hüküm sonucu oluşturulabilmesi için davanın kısmen kabulü halinde harcın yargılama giderlerine dahil edilerek haklılık oranında paylaştırma yapılmasının mümkün olmadığı, bu durumda mahkemece davacı iş sahibince yatırılan peşin harcın tamamının aleyhine hüküm kurulan davalıdan tahsiline karar verilmesi yerine haklılık oranında paylaştırılarak peşin harcın bir kısmının davacı üzerinde bırakılmasının doğru olmadığı-
3. HD. 14.10.2021 T. E: 2020/10507, K: 10129-