Mahkemece azlin haksız olduğu kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davacı avukatın, davalı şirket vekili olarak takip ettiği dosyada verilen kararı temyiz süresi geçtikten sonra temyiz etmesi nedeniyle verilen temyiz isteminin süre aşımı yönünden reddi kararının azil tarihinden önce olduğu, anılan kararın tebliğinden önce bu durumun davalı tarafından öğrenilmediğinin ispatının davacıya ait olduğu ve davacı tarafça aksinin ispatlanamadığı- Taraflar arasındaki yazışmalar incelendiğinde, davacı avukatın üslubunun güven ilişkisini sarsıcı nitelikte olduğu ve sonuç olarak azlin haklı olduğu, azil haklı olduğu için davacı avukatın, sadece azil tarihi itibariyle kesinleşmiş olan dosyalar nedeniyle vekalet ücretine hak kazanabileceği, davadaki talep tek dosyaya ilişkin olduğundan ve bu dosya henüz sonuçlanmadığından davacının ücret alacağı da bulunmadığı-
Avukatına güveni kalmayan müvekkilin yasa gereği avukatını her zaman azledebileceği- "Avukatın yazılı izin olmadan başka bir avukatı teşrik etmesi veya bir başka avukata izin vermesi hallerinde vekalet ücretinin ½ sinin cezai şart olarak ödeneceği’ şeklinde yapılan düzenlemenin geçerli olmadığı-
Davacı avukat ile davalı arasında 11.06.2010 tarihli avukatlık ücret sözleşmesi yapıldığı, sözleşme konusunun açılacak men'i müdahale ve kal davası ile ilgili olup 25.000,00 TL avukatlık ücretinden 5.000,00 TL'sinin mahsuben alındığının sözleşmeye işlendiği, davalıya vekaleten açılan müdahalenin men'i ve kal istekli davanın yargılaması sırasında davalının 21.05.2012 tarihli azilname ile davacıyı vekillikten azletiği, davalı tarafın avukatlık ücretini davalıya fazlasıyla ödediğini, ikinci kez vekalet ücretinin tahsiline çalışıldığını belirterek, Cumhuriyet Başsavcılığına şikayetçi olduğu, eldeki davada ileri sürülen husus, ceza yargılamasına konu edildiğine göre, oradan çıkan sonucun, davanın seyrini etkileyeceği kuşkusuzdur, hal böyle olunca, davalının şikayetiyle ilgili ceza mahkemesine açılmış bir dava olup olmadığı, açılmış ise ne tür bir karar verildiği hususları değerlendirilerek, sonucu çerçevesinde bir karar verilmesi gerektiği-
Davacıları ağır ceza mahkemesi dosyasında müdafii olarak savunan ve verilen ceza kararını temyiz etmeyerek kararın kesinleşmesine sebebiyet vermek suretiyle, özen ve sadakat borcuna aykırı davranan davalı avukatın ihmali ile müvekkili davacıların uğradığı zarar arasında uygun nedensellik bağı bulunup bulunmadığının saptanması gerektiğinden, ağır ceza mahkemesi dosyasında kararın temyiz edilmesi halinde kararın davacılar lehine sonuçlanıp sonuçlanmayacağı, gerektiğinde bilirkişi deliline başvurularak tespit edilmesi, bu tespit ile tarafların varsa kusur oranları değerlendirilerek hükmün kurulması gerektiği-
Davacının adli yargıda görülüp karara bağlanan ve kesinleşen dava hakkında idari yargıda yeniden dava açtığı, İcra Mahkemesi'ne İİK'nın 331. maddesi gereğince şikayette bulunması gereken bir durumda Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayette bulunduğu, müvekkili aleyhine tedbir kararı verildiği halde bu karardan müvekkilini haberdar etmediği, bu durumda üzerine aldığı vekalet görevinin gereklerini tam ve sağlıklı olarak yerine getirmediği, davalı taraflarca vekalet sözleşmesinin sona ermesinden sonra 1 yıl süreyle sözleşme yenilenmiş ise de; somut olayda vekalet ilişkisi bir bütün olarak değerlendirilip, vekaletten azlin taraflar arasındaki tüm dava ve takiplere sirayet edeceği, davalıların bahse konu vekil işlemlerini sonradan öğrenmiş olması, vekalet sözleşmesinin en önemli unsurlarından olan güven unsurunun bir kez zedelenmesinin tüm dosyalarda etki edeceği, davalı müvekkilin vekiline karşı güven ilişkisinin sarsıldığı ve bu nedenle azlin haklı olduğunun kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de; davalı tarafından haklı fesih nedeni olarak ileri sürülen hususların ayrıntılı şekilde tartışılmamış ve araştırılmamış olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu-
Davalı avukatın talimat almadan haczin fekkini talep ettiği, davacının alacağının tahsil imkanı kalıp kalmadığı, başka bir deyişle, davacının, vekilin eylemi ile zarara uğrayıp uğramadığı, zararın gerçekleşip gerçekleşmediği hususunun eldeki davada tartışılarak incelenmesi gerektiği-
Davalı avukatın vekaletname ile davacı adına açılan maaş hesabından para çektiği, her ne kadar mahkemece, davacının söz konusu vekaletname ile davalı tarafından çekilen paraların davalıdan tahsiline ilişkin talebi iddianın genişletilmesi mahiyetinde kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş ise de; davacının talebi yargılamanın başından itibaren vekaletin kötüye kullanılması ve vekaleten davalı tarafından çekilen paraların kendisine teslim edilmediği iddiasına dayanmakta olup, verilen vekaletnameye ilişkin bilgilerin yanlış gösterilmiş olmasının iddianın genişletilmesi olarak kabul edilemeyeceği-
Azlin haklı olduğunun kabul edilmesi halinde, davacının azil tarihi itibariyle sonuçlanıp kesinleşmeyen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edemeyeceği- Haksız azil halinde ise avukatın, hangi aşamada olursa olsun, üstlendiği işin tüm vekalet ücretini talep edebileceği- “Davacı avukatın vekilliğini üstlendiği 61 davada 158 adet mazeret dilekçesi gönderdiği ve mazeretsiz 52 duruşmaya girmediğini" belirten bilirkişi raporları uyarınca, davacı avukatın azil edilmesi haklı sebeplere dayandığından ödenmeyen vekalet ücreti alacaklarına ilişkin davanın reddine karar verilmişse de, “azlin haklı olup olmadığı" konusunda, mazeretlerin davalı zararına neden olacak şekilde davanın uzamasına neden olup olmadığı, azil tarihi itibariyle mazeret dilekçesi gönderilen ve/veya gönderilmeyen dava dosyalarının nitelikleri de incelenip değerlendirilerek karar verilmesi gerektiği-
Vekilin özen sorumluluğunu yerine getirmemesi neticesinde doğan zararın tazmini istemine ilişkin davada, davalı yanca TMSF aleyhine yapılan takipteki ödeme emrinin iptal edildiği, iş davasındaki davalı şirketin fona intikal ettiği, şirket hakkında tasfiye işlemlerine başlanıldığı, davalı vekilinin TMSF kontorolündeki şirketlerin tasfiyesine dair yönetmelik vs mevzuata ve yasal prosedüre uygun olarak hareket etmediği, yapılan sıra cetvelinde davacının alacağının dördüncü sırada yer aldığı ve tahsilinin imkansız olduğu, davalı vekilin sadakat ve özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, somut olayda, borçlu şirketin tasfiyesinin tamamlanıp tamamlanmadığı, davalı vekil tarafından sıra cetveline karşı açılmış bir dava olup olmadığı, davacıya yapılmış ödeme olup olmadığı tespit edilmediği, anılan hususlar tespit edildikten sonra, davacının gerçek zarar miktarı, icra dosyaları da değerlendirilerek davalı vekilin vekalet görevini yerine getirip getirilmediğinin belirlenmesi için tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda en az üç kişiden oluşan bilirkişi heyetinden taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınmak sureti ile hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği-
Davalı avukatın davayı takip etmemesi nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, davacı, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesiyle birlikte alacağının zaman aşımına uğradığını ileri sürdüğü- Davacının alacağının tahsil imkanının kalıp kalmadığı, davacının haklarını elde edememesi ile davalı vekilin eylemleri arasında iliyet bağı bulunup bulunmadığının ayrıntılı ve gerekçeli şekilde araştırılıp tartışılması gerektiği-
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • kayıt gösteriliyor