İcra takip dosyasına başka bir vekil tarafından vekaletname sunulması nedeniyle davacı vekillerin vekillik görevinden istifa etmesi- Söz konusu icra dosyası incelendiğinde; dosyaya gelen paranın davacı vekil tarafından tahsil edildiği, daha sonrai başka bir vekil tarafından vekaletname sunularak, vekaletnamede ahzu kabz yetkisi verilmediğinden bahisle ödemenin geri alınması talepli dilekçe sunulduğu- Bu aşamada davacı vekiller tarafından davalıya mail gönderilerek dosyaya yatan paranın davalıya ödenmesi amacıyla hesap numarasının istenildiği, akabinde maile cevap verilmeyince aynı içerikte ihtarla bildirimde bulunulduğu- Ahzu kabz yetkisine yer verilmemiş olmasının, avukatın bu yetkiye sahip olmadığı anlamına gelmediği, tam aksine bu yetki vekaletname ile birlikte vekile tanınan yetkiler arasında yer aldığından, aksi açıkça belirtilmedikçe, avukatın ahzu kabz yetkisine sahip olacağı- Davalı "davacı vekillerin kendisini bilgilendirmediğini bu nedenle güven kaybı oluştuğunu" belirtmiş ise de; istifadan önce bu yönde bir ihtarda bulunmadığı, davacıların istifasına kadar vekalet ilişkisini sürdürdüğü anlaşıldığından, dosyaya başka bir vekil tarafından vekaletname sunulması nedeniyle davacıların vekalet görevinden istifa etmiş olmasının "haklı istifa" sayılacağı ve bu nedenle vekilin ücretin tamamına hak kazanacağı- "Davacı avukatların vekalet ücreti alacaklarının üstünde davalıya ait parayı uhdelerinde tuttukları, hapis hakkı şartlarının mevcut olmadığının, usulsüz olarak hapis hakkının kullanıldığının bilirkişi raporunda açıklandığı; davacıların, başka bir avukatın kendi bilgileri dışında davalı tarafından görevlendirilmesi gerekçesiyle, vekalet görevinden istifa edilmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu ve istifanın haklı istifa olarak kabulünün mümkün olmadığı" şeklindeki görüşe itibar edilmediği-
Mahkemece, verilen kararın kesin olduğu gerekçesiyle 27.04.2023 tarihli ek karar ile davacının temyiz isteminin reddine karar verilmiş ise de; davacının bilirkişi raporu doğrultusunda fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ıslah dilekçesini verdiği, bilirkişi raporunda tespit edilen miktarın 1.146.000,00 TL olduğunun anlaşıldığı, mahkemece verilen temyiz talebinin reddine ilişkin ek kararının kaldırılarak davacı vekili ile dahili davalılar vekilinin katılma yolu ile temyiz taleplerinin esastan incelenmesi gerektiği- Taraf lehine hükmedilen vekalet ücretinin, taraflar arasında yazılı bir ücret sözleşmesinin bulunmamasına göre ilgili kanun maddesinde (Avukatlık Kanunu 164/4) yer alan vekalet ücretine konu davada harçlandırılan değerin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasında bir miktarın avukatlık ücreti olarak belirlenebileceği düzenlemesi gereğince yerinde olduğunun anlaşıldığı-
Taraflar arasında düzenlenen avukatlık ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin maddesi gereğince her ne kadar davalar kesinleşmediğinden muacceliyet hükmü gereği vekalet ücretinin tümüne hak kazanılmış olsa da, dava dilekçesinin hazırlanması ve dosya takibi için başlangıç ücreti olarak 10.000 TL+ KDV'nin ödeneceğinin kararlaştırıldığı- Davacı avukatın da sözleşme gereği bu edimini yerine getirdiği- Avukatın azli yönünde bir iddia da olmadığı dikkate alındığında, takibi üstlenilen davaların henüz kesinleşmediği- Bu nedenle avukatlık ücretinin tamamı muaccel değilse de; dava dilekçesinin hazırlanması ile ilgili başlangıç ücretinin muaccel olduğu dikkate alınarak hesaplama yapılması gerektiği-
Davacı avukatın, davalının vekili olarak alacağının tahsili için borçlu aleyhine icra takibini yürüttüğü, takibin kesinleşmesi üzerine borçlu adına kayıtlı taşınmazların haczi ve satışı yoluna gidildiği ancak alıcı çıkmaması üzerine satışların düştüğü, davacı avukat tarafından başkaca işlem yapılmadığı, davalının, vekili olan davacıyı şikâyeti üzerine davacının vekâlet ücretini tahsil amacıyla icra takibi başlattığı, takibe itiraz üzerine eldeki itirazın iptali davasının açıldığı uyuşmazlıkta, davacı avukatın vekâlet ücretini talep edebilmesi için bu alacağının muaccel olması gerektiği- Davacının; henüz davalının alacağı tahsil edilmediğinden veya aciz vesikası alınmadığından, avukatlık ücreti alacağının muaccel olmadığı- "Davalı asilin davaya konu icra takibinden önce savcılığa davacı avukat hakkında şikâyette bulunması nedeniyle vekâlet ilişkisinin devam ettiğini söylemenin mümkün bulunmadığı, davalının şikâyeti ilgili bir ceza davası olmadığı gibi davacının taşınmazı iki kere satışa çıkardığı, gayrimenkul satışlarının emek gerektiren işler olması nedeniyle davacının vekâlet görevini yerine getirdiği" şeklindeki direnme kararının hatalı olduğu-
Sözleşmede kararlaştırılan tarihte davalının (500.000 USD olarak kararlaştırılan) avukatlık ücretini ödeme borcu muaccel hâle geldiğinden, sözleşmeye uygun şekilde ücret ödemesinin yapılmaması nedeniyle avukatın istifa etmesinin haklı bir istifa olduğu- Davalı, davacı avukatın takip ettiği dava konusu iş kendisi lehine sonuçlandıktan ve vekâlet ücreti borcu çekişme konusu olduktan sonra "avukatın söz konusu yargılama işini gereği gibi ifa etmediği savunmasında" bulunmuşsa da, bu gerekçeye dayanarak bir azil iradesi ortaya koymamış olduğu- Vekâlet sözleşmesi davacı avukatın istifasıyla sona ermiş olup davacı avukatın menfaat çatışması olan kişinin avukatlığını üstlenerek güven sarstığı ve bu nedenle de ücrete hak kazanamayacağı belirtilmişse de, istifadan sonraki dönemde tezahür eden hususların muaccel olmuş dava konusu alacağa tesir etmeyeceği- Aynı davada karşı tarafın vekilliğinin üstlenildiği dosya yönünden davacının vekâlet ücretine hak kazanıp kazanılmadığı hususunun eldeki davanın konusu olmadığı- "Sözleşmede açıkça bir ödeme tarihi kararlaştırılmış olsa da, avukatın vekâlet ücreti alacağının doğması için takip edilen işin kesinleşmesi gerektiğinin göz ardı edilemeyeceği, davacının henüz kadastro mahkemesi kararı kesinleşmeden, o davaya konu taşınmazlarla ilgili olarak hak iddia eden üçüncü bir kişiden vekâletname alarak taraflar arasındaki güven ilişkisini sarstığı gibi müvekkilinin kadastro mahkemesinde elde ettiği kazanımlarını ortadan kaldırma ihtimali bulunan bir yargılamayı karşı taraf lehine yürütme işini üstlenerek çatışan menfaatleri temsil yasağını ihlâl ettiği, bu nedenlerle istifasının haklı olduğundan bahsedilemeyeceği, haksız istifa anında ücret iddiasına konu iş henüz kesinleşmemiş olduğundan avukatın herhangi bir ücret talep edemeyeceği" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
Akdi ücretin muaccel olup olmadığının avukatlık ücret sözleşmesinde hüküm bulunuyorsa buna göre belirlenmesi gerektiği, Avukatlık ücret sözleşmesinde hüküm bulunmuyorsa ücret tarifesi gereği, işin bitiminde ücretin istenebileceği nazara alınarak işin bitip bitmediğinin belirlenmesi ve azil haklı bulunursa, azil tarihinde ücret talep edilen dosya kesinleşmedi ise davacının ücrete hak kazanamayacağının kabulü gerektiği; akdi ücretin muaccel olması halinde ise, azil haksız olacağından, dosya hangi aşamada olursa olsun haksız azil halinde kesinleşmemiş işlerden de karşıyan ücreti istenebileceği gözetilerek karar verilmesi gerektiği-
Avukatın, haklı olarak azli halinde ancak azil tarihi itibariyle sonuca varıp kesinleşen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edebileceği- Haksız azil halinde ise avukatın,hangi aşamada olursa olsun üstlendiği işin tüm vekalet ücretini talep etmeye hakkı olduğu- Avukatın azli halinde mahkemece, öncelikle davacı avukatın gerçekten azledilip azledilmediğinin belirlenmesi ve avukat azledildi ise azlin hangi tarihte yapıldığı dikkate alınarak takip tarihi itibariyle davacı avukatın ücret isteme hakkının doğup doğmadığının belirlenmesi ve yapılacak bu belirlemenin ardından azlin haklı mı ya da haksız mı olduğunun tartışılması, yapılacak bu tartışmaya göre nihayetinde avukatın ücrete hak kazanıp kazanamadığının belirlenmesi gerektiği- Sözleşmenin geçersiz olması halinde ise AAÜTHK 164/4. maddesi gereği azil tarihi itibariyle dava değerinin %10-%20’si arasında ücret belirlenmesi ve eğer ki mahkemece akdi ücret ,tavan sınır olan %20 üzerinden belirlenmiş ise neden üst sınırdan belirlendiğinin gerekçeli kararda açıklanması gerektiği-
Avukatlık ücretinin, avukatın yaptığı işin olumlu sonuçlanmasının ya da davayı kazanmanın değil, verilen hizmetin karşılığı olduğu; ayrıca, avukatın, alacaklı vekili olarak davayı kaybetse de, takipte hiçbir ücret tahsil etmese de verilen hizmetin karşılığı olarak vekalet ücretine hak kazanacağı-
Avukatını, bilirkişi raporu alınmasından sonra azleden davalı, "davacı avukatın kendisine yeterince bilgi vermemesi ve dava devam ederken kendisinden ücret istemesi nedeniyle davacıyı azlettiğini" ileri sürmüşse de, davacının vekâlet ücreti talep ettiği tarih ile azil tarihi arasındaki (yaklaşık 3 aylık) süre dikkate alındığında, davacının davalıdan ücret talep etmesi nedeniyle yanlar arasındaki güven ilişkisinin zedelendiğinin kabulü yerinde olmadığı- Davalının azil işlemi haksız olup davacının vekâlet ücreti isteyebileceği-
Davalının istifa sebebi olarak davacının başka bir avukata vekalet vermesi hususu ileri sürülmüş olup, istifanın haklı olup, olmadığının bu kapsamda değerlendirilmesi, söz konusu istifanın tüm dava ve takip dosyalarına sirayet edeceğinin ve uyuşmazlığın çözümünde önemli olduğunun kabulü gerektiği- İstifanın haklı olup olmadığının belirlenmesi, söz konusu istifanın tüm dava ve takip dosyalarına sirayet edeceği de dikkate alınarak bu hususta ek rapor alınarak bilirkişi raporundaki çelişki giderilmesi, ek raporla çelişki giderilemiyorsa konusunda uzman yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-