İK. mad. 178. maddesi uyarınca iflasa karar verilebilmesi için şirketin borca batık durumda olması gerektiği- Borca batıklığın, borçlunun malvarlığındaki aktif değerler toplamının, pasif değerler toplamını karşılayamaması durumu olduğu- İflas talebi üzerine mahkemenin bilirkişi incelemesi yaparak iflas talebinin yerinde olup olmadığını belirleyeceği- Borca batıklığın tespiti için borca batıklık bilançosunun hazırlanması gerektiği, şirketin borca batık durumda olup olmadığının rayiç değerlere göre tespit edileceği, mahallinde keşif yapılarak, uzman bilirkişi aracılığıyla tespit edilebilen niteliklerine göre kayıtlardaki malvarlığının (örn; araçlar, model ve yaş gibi diğer özelliklerine göre) rayiç tespitinin yapılmasının mümkün olduğu, rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu (borca batıklık bilançosu) da dikkate alınıp bir sonuca gidilmesi gerektiği- Dava teorisindeki genel ilkenin bir istisnası olarak, borca batıklığın sadece dava tarihi itibariyle değil, yargılama safhasındaki olumlu veya olumsuz gelişmelerin de dikkate alınarak belirlenmesi gerektiği- Mahkemece davacı şirketin mevcut kayıtları; mahkemece ulaşılabilecek tapu, trafik, sanayi ve ticaret odaları, ticaret sicil kayıtları gibi hakkında bilgi alınabilecek belgeler, varlık kalemlerinin rayiç değerlerine ilişkin uzman (teknik) bilirkişi görüşleri ve somut olay bakımından özellik arz edebilecek diğer verilerin toplanmasından sonra, konusunda uzman bir bilirkişi heyetinden alınacak teknik, detaylı ve denetime elverişli rapor sonucuna göre borca batıklığın tespiti ile varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği-
Önce, şirket varlıklarının rayiç değerlerinin ve borca batıklığın tespiti, bu şartın mevcut olduğunun anlaşılması halinde de, iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olup olmadığının, somut verilere dayalı olarak, bilimsel şekilde değerlendirilmesi gerektiğinden, bu hususlarda uzman yeni bir bilirkişi heyetinden önceki bilirkişi ve kayyım raporlarını, şirketin mali durumunu ve iyileştirme projesini değerlendiren; açıklamalı, gerekçeli ve denetime elverişli bir rapor alınıp, rapor içeriği 6100 sayılı HMK'nın 282. maddelerinde belirtildiği şekilde hukuksal değerlendirmeye tâbi tutularak bir karar verilmesi gerekmekeceği-
İflasa tabi bir kişi veya şirket hakkında kesinleşmiş bir iflas kararı varken, ikinci bir iflas kararı verilmesinin mümkün olmadığı-
İflasın ertelenmesine ya da uzatılmasına ilişkin karar şekli anlamda kesinleşmeden erteleme süresinin bir kez daha uzatılmasına karar verilemeyeceği, öte yandan bir sermaye şirketinin borca batıklık bildirimde bulunarak iflasını istemesi durumunda, bu halin mahkemece re'sen tespiti gerektiği, bu tespitin yapılmasında davacının ibraz ettiği delillere ek olarak, mahkemece gerekli görülen diğer delillerin toplanması, bu kapsamda ilgili kamu kurumlarından alınacak bilgiler, yapılacak keşif ve mahkemece atanacak bilirkişilerce tanzim olunacak raporların da değerlendirilmesi, borca batıklığın tespitinde yalnızca davacının kayıtlarına değil, varlıklarının rayiç değerine de özellikle bakılması, bu noktada, konusunda uzman bilirkişilerin görüşüne başvurulması, borca batıklığın sadece dava tarihi itibariyle değil, yargılama aşamasındaki olumlu veya olumsuz gelişmeler de nazara alınarak belirlenmesi, diğer taraftan kayyımın atanmasına ilişkin karar, kayyımın mahkemece belirlenen görev ve yetkisiyle bunların sınırları ve iflasın ertelenmesine ilişkin talebin mahkemece 2004 sayılı yasanın 166/2.maddesindeki usul ve ilan ve ticaret siciline tescil ettirilmesi gerektiği-
Mahkemece iflasa karar verilmesi halinde, ihtiyati tedbirlerin de kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği, zira iflas hali ihtiyati tedbirle sağlanan korumadan daha farklı koruma sağlamakta olduğu ve aksi halde iflas idaresinin işlemleri içinde sorunlar çıkabilmekte olduğu-
"Borçlunun aciz içerisinde olması" ibaresinin, İİK'nın 178. maddesinde sadece borçlunun müracaatıyla başvurulabilen doğrudan iflas sebepleri arasında sayılmış olduğu, somut olayda alacaklı tarafından borçlunun iflasının istenmiş olduğu gözetildiğinde bu ibarenin, dava dilekçesinin sonuç bölümündeki İİK'nın 179. madde hükmüne dayalı istemin dayanağı olarak kullanıldığının kabulünün gerektiği- Mahkeme kararının gerekçe bölümü ile hüküm sonucunun çelişkili olmasının, mahkeme kararlarının tereddüt doğurmayacak şekilde açık olması kuralına aykırılık oluşturduğu- Alacaklının dava dilekçesinde doğrudan iflas sebebini açıkça yazmasının gerekeceği, çünkü her doğrudan iflas sebebinin dayanağı olan vakıanın değişik olduğu ve bu vakıaların sonradan ileri sürülmesinin, iddianın, davanın genişletilmesi yasağına tabi olduğu- Bir sermaye şirketinin borca batıklık nedeniyle iflasının istenmesi halinde, bu durumun mahkemece re’sen tespitinin gerektiği-
İflasın ertelenmesi, borca batık durumda bulunan şirket tarafından sunulan; somut öngörüler içeren, ciddi ve inandırıcı bir iyileştirme projesi çerçevesinde bu durumdan kurtulması kuvvetle muhtemel bulunan kooperatiflerle sermaye şirketleri için öngörülmüş bir hukuki korunma yolu olup, iflasın ertelenebilmesi için, şirketin borca batık durumda olması, sunulacak ciddi ve inandırıcı bir iyileştirme projesi kapsamında şirketin mali durumunu düzeltebileceğine dair somut veriler ileri sürmesi ve fevkalade mühletten yararlanmamış olması, gerek borca batıklık gerekse iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olup olmadığı hususunda HMK'nın 266.maddesinde gösterildiği şekilde bilirkişinin oy ve görüşüne müracaat edilmesi ve bu raporun da hukuka uygunluğunun hakim tarafından denetlenmesi, dava teorisindeki genel ilkenin bir istisnası olarak, borca batıklığın sadece dava tarihi itibariyle değil, yargılama safhasındaki olumlu veya olumsuz gelişmeler de dikkate alınarak belirlenmesi gerektiği-
Borçlunun iflas talebini alan Ticaret Mahkemesi'nin hemen bunu ilan edeceği ve alacaklıların bu ilandan itibaren 15 gün içinde iflas dosyasına müdahale ve itiraz edebileceği-