"AYM'nin bireysel başvuru sonucu verdiği kararlar hüküm olarak sadece başvurucu hakkında bağlayıcı olsa da gerekçesi herkesi bağlayacağından, davalılar zorunlu dava arkadaşı olmasalar da, haklarında verilen karar aynı haksız eylemden kaynaklandığı ve müteselsil sorumluluk esasları geçerli olduğundan sonuç olarak her ikisini de etkileyeceği, bir davalı hakkında verilen kararın kaldırılması ancak diğer davalı hakkındaki karar kaldırılmaması halinde, diğer davalının önceki kararla hükmedilen tazminatı ilgilisine ödediği taktirde Borçlar Kanunu'ndaki müteselsil sorumluluk esaslarına göre hakkındaki karar kaldırılan davalıya rücu edebileceği, bu durumda da AYM'nin hak ihlali olduğu yönünde verdiği kararın boşta kalacağı, AYM'ye bireysel başvuru kapsamında verilen ihlal kararlarının gereğini yerine getirmek üzere yeniden yargılama yapılmakla görevlendirilen derce mahkemelerinin vereceği kararlar yargılama pratiğini etkileyecek kararların olduğu, somut olayda AYM'nin hak ihlali olduğuna ilişkin verdiği kararı etkisiz hale getirecek yeni bir karar verildiği, bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesinin diğer davalı hakkında verdiği karar yasaya aykırı olduğu" ileri sürülebilir mi?-
Protokolün 2-c maddesinde; ....İnşaatın SSK prim borçlarının 23.000.000.000 TL (yeni hali 23.000 TL) tutarlı kısmını sözleşme tarihine kadar doğmuş ve ödeme tarihine kadar doğacak olan gecikme zammı, temerrüt faizi, cezalar v.s. her ne nam altında olursa olsun idarenin ek talepleri de dahil en geç 2002 yılı Aralık ayı sonuna kadar ödemeyi, ödeme belgeleri ile temiz kağıdının da davacı yükleniciye verileceği taahhüt edildiğine göre ve iş sahibinin de bu ödemeleri yapmadığı anlaşıldığından davacı yüklenicinin yapmış olduğu ödemenin son taksiti nazara alınarak zamanaşımının başlangıcının tespiti gerekeceği-
Gerçek hesap sahibi olan dava dışı kişiye, hesaptan çekilen parayı ödeyen davacı idarenin (PTT), kusuru oranında personeline rücu edebileceği- Davaya konu ödemenin yapılmasında davalının kusuru bulunduğundan ve rücuda teselsül olmayacağından, davalı şefin olayın meydana gelmesindeki kusur oranı belirlenerek, sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Dava trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma ve manevi tazminat istemine ilişkin davada, ödeme ya da ibra borcu sona erdiren işlemlerden olmaları sebebiyle hüküm kesinleşinceye kadar taraflarca her zaman ileri sürülebileceğinden, davalı tarafından yapılan ödemeler ilişkin belgeler sunulmuş olup, davanın müteselsil borçlu konumunda olan diğer davalılar açısından değerlendirilmek üzere kararın bozulması gerektiği-
Rücuen tazminat istemine ilişkin davada, rücunun kapsamının 2330 sayılı Kanun'un 3. maddesi esas alınmak suretiyle olay tarihindeki en yüksek devlet memuru brüt aylığının 100 katı tutarının iş ve gücüne engel bulunan her gün için %1 oranında yapılacak hesaplama ile belirlenmesi gerektiği-
Mahkemenin hükme esas aldığı hesap bilirkişi raporunda, davacının işgöremezlik tazminatı alacağı 74.334,07 TL. olarak tespit edildikten sonra, davalı sigorta şirketi tarafından ödenen 22.489,00 TL'nin güncellenmiş değeri olan 32.212,71 TL'nin hesaplanan bu bedelden düşülmesi gerektiği yönünde görüş bildirildiği, mahkemenin de, bu rapordaki belirlemelere göre, davacının karşılanmayan işgöremezlik tazminatı alacağının 40.036,25 TL. olduğunu kabul ederek, bu bedelin araç maliki ve sürücüsü olan davalılardan tahsiline, davalı sigorta şirketi yönünden ise davadan feragat edildiği için karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm tesis ettiği anlaşılmakla, kazaya karışan aracın maliki olan davalı şirketin kazadan kaynaklanan hukuki sorumluluğunu ZMSS poliçesi ile üstlenen davalı sigorta şirketinin, poliçe ile üstlendiği maluliyet zararına ilişkin limitin 57.500,00 TL. olduğu, davacı tarafça bu limitin çok altındaki 22.489,00 TL. tazminat karşılığı davalı sigorta şirketi ibra edilerek hakkındaki davadan feragat edildiği, davalı araç maliki ile davalı şirketin davacıya karşı sorumluluğunun müteselsil sorumluluk olduğu hususları gözetilmek suretiyle; davalı sigorta şirketi hakkındaki ibraname ve davadan feragatin, davalı diğer şirkete sirayet edip etmeyeceği, davacı tarafın ibra ve feragatinin davalı araç malikinin durumunu ağırlaştırıp ağırlaştırmadığı üzerinde durulmaksızın, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediği-
Elektrik enerjisi desteği- Rücuen tazminat istemi- 16/07/2009 tarihinden itibaren normal tarife ile düşük tarife arasındaki farkların Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesine konacak ödenekten ödenmesinin öngörüldüğü- Açıldığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan hükümler gereğince, Hazine Müsteşarlığı'nın her türlü borç ve alacakları hiçbir işleme gerek kalmaksızın Ekonomi Bakanlığı'na devredilmiş olduğuna göre, Hazine Müsteşarlığı tarafından ödenmesi gereken elektrik enerjisi desteğinin 16/07/2009 tarihinden önceki faturalar için olan kısmından dahili davalı Ekonomi Bakanlığının sorumlu olduğu, Ekonomi Bakanlığının yasal düzenleme gereğince davaya dahil edilmiş olması nedeniyle hakkında hüküm kurulmasının mümkün bulunduğu-
Haksız eylem sonucu yaralanan dava dışı kamu görevlisine 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun gereğince ödenen nakdi tazminatın, haksız eylem sorumlusu olan davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkin davada rücunun kapsamının 2330 sayılı Kanun'un 3. maddesi esas alınmak suretiyle olay tarihindeki en yüksek devlet memuru brüt aylığının 100 katı tutarının iş ve gücüne engel bulunan her gün için %1 oranında yapılacak hesaplama ile belirlenmesi gerektiği-
Tüzel kişinin, tüzel kişiliğinin sona ermesi halinde, o tüzel kişinin taraf (husumet) ehliyeti de sona ereceği- Tüzel kişiliği sona eren davalı şirketin yeniden ihyası ile sicile kaydedilmesi halinde o tüzel kişi hakkında davanın görülebileceği- Mahkemece, anılan şirketin ihyası için davacı tarafa, dava açmak üzere süre verilmesi, dava açıldıktan sonra, bu davanın sonucunun beklenilmesi, şirketin ihyasından sonra, davaya dahil edilmesi, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanmasından sonra da davacının talepleri hakkında bir karar verilmesi gerektiği-
A.i Tıp Kurumunca  "yaralanmanın 5 gün iş ve güçten kalmaya neden olur nitelikte olduğun" belirtildiğinden ve bu süre üzerinden tazminat hesabı yapılması gerekirken, hem yönetmelik değişikliğiyle getirilen %3 oranının esas alınması hem de aynı hesaplamada yönetmelik öncesinde olduğu gibi gün hesabı üzerinden hesaplama yapıldığı belirtilmesine rağmen 5 gün yerine 3 gün üzerinden tazminat hesabı yapılmasının hatalı olduğu-
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • kayıt gösteriliyor