İş kazası sonucu rücuen tazminat istemine ilişkin davada; işverenin müteselsilen sorumlu olacağı tutar, kendi kusur payı gözetilerek sorumlu tutulacağı miktarın (gelirin ilk peşin sermaye değeri X işverenin kusur oranı), üçüncü kişinin sorumlu olacağı tutarın (gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı X üçüncü kişinin kusur oranı) ile toplamı kadar olması gerektiği, kanun koyucunun getirdiği "gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı" sınırlaması karşısında üçüncü kişinin müteselsilen sorumlu tutulacağı miktarın ise, gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı ile işveren de dahil olmak üzere tüm davalıların kusurları toplamının çarpımı sonucu elde edilecek tutar kadar olması gerektiği, bu yaklaşım ve uygulama, işvereni, iç ilişkide üçüncü kişiye rücu edemeyeceği miktarı kuruma ödemek zorunda bırakmadığından da hakkaniyete uygun olduğu-
Rücuen tazminat istemi-
Davacı, müteselsil sorumlu sıfatıyla üçüncü kişiye ödediği paranın haleflik esasınca rücuen tahsilini istediğine ve davalı önceki davada davalı sıfatıyla bulunmadığına göre iadenin kapsamı, kural olarak davacının mahkum olup ödediği para ile kendisi hakkında açılan davanın sonunda verilen hükmün kesinleşmesine kadar işleyecek faizi ve önceki davada hükmedilen avukatlık ücreti ile yargılama giderleri ve bir de davacı aleyhine ödetme kararı alan üçüncü kişinin hüküm kesinleşmeden önce alacağını tahsil için ilamı icraya koymuş olması halinde hükmün kesinleşmesine kadar yapılan icra giderleri ve avukatlık ücreti ile aynı güne kadar gerçekleşen faiz toplamından davalının payına düşen kısmıdır, kendi kusurlu davranışı ile icranın sürüp gitmesine yol açan davacının, bu ihmali nedeniyle artan icra giderlerinin ve hükmün kesinleşmesinden sonra geçen sürenin faizini isteyemeyeceği-
Trafik kazasına dayalı rucüen tazminat istemine ilişkin davada; tazminat, vefat edenin 2/8 kusuru dışında kalan eldeki dosya davacısı ve davalısına ait olan 6/8 lik kusur oranı dikkate alınarak müştereken ve müteselsilen hükmedilmiş olup, 6/8 kusurun karşılığına tekabül eden miktarın tamamı davacı tarafından ödendiğinden, davacı ve davalıya yüklenen kusur oranlarının eşit olduğu dikkate alınarak kendi payına düşenden fazlasını ödeyen davacının davalıdan ödediği miktarın yarısını isteme hakkının olduğu düşünülmeksizin davanın kabulü yerine kısmen kabulüne karar verilmiş olmasının doğru olmadığı-
Trafik kazasından kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkin davada; kira sözleşmesinin, taraflar arasında noter onayı olmadan adi yazılı şekilde düzenlendiği ve üçüncü kişiler yönünden bağlayıcı nitelik ve güçte bir sözleşme olmadığı, davalı şirketin vergi kayıtlarına intikal ettirilmediği, iki aylık bir süre için düzenlendiği, yapılan ödemelerin kazaya sebebiyet veren aracın kira bedeline ilişkin olduğuna dair belirleyici (plaka numarası gibi) nitelikte makbuzlarda açıklamanın olmadığı anlaşılmakla; üçüncü kişileri bağlayıcı nitelikte ve güçte uzun süreli kira sözleşmesinin varlığından, dolayısıyla araç üzerinde fiili ve ekonomik yararlanma kriterlerinin dava dışı şahıs nezdinde birlikte gerçekleştiğinden bahsetmek mümkün gözükmediğinden, davalının kazaya sebep olan aracın işleteni olarak kabul edilip hakkında hüküm kesinleşen davalı ile birlikte tahsilde tekerrüre sebebiyet vermemek kaydıyla müştereken ve müteselsilen sorumluluğu cihetine gidilmesi gerekirken adı geçen davalı bakımından pasif husumet sebebiyle davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı-
Davacının, dava dilekçesinde açıkça "ödeme tarihinden itibaren faiz"e hükmedilmesini talep ettiği rücuen tazminat davasında, davacı yararına, ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin gerekeceği-
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, dava dilekçesinde müteselsil sorumluluk ilkesi gereği zararın tamamını, isterse sorumluların tamamından isterse bir kısmından (KTK mad. 85 ve 88) talep edebileceği- Somut olayda, dava ve ıslah dilekçesinde açıkça davalının kusuru oranında sorumlu tutulmasını istemediği, zararın müştereken ve müteselsilen davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiği anlaşılmakla yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler gereği davalının müşterek ve müteselsilen sorumluluk ilkeleri gereği tazminatın yolcu kusuru dışında kalan %90 oranındaki kısmı için sorumluluğuna hükmetmek gerektiği- Davacı vekili tarafından, zarardan müteselsilen sorumlu olan araç maliki ve araç sigortacısına karşı dava açıldığı, dava devam ederken davalı malik yönünden davadan feragat edilmiş olduğu, bu durumda maddi tazminat davasından feragatinin, diğer davalıya etkisi ve sirayet edip etmeyeceğinin değerlendirilmesi gerektiği-
Destek tazminatı hesabı yapılırken, davacının malül kaldığı, devlet memuru olduğu, maaşını almaya devam ettiği hususları dikkate alınarak, hesaplanan miktardan mahsup edilmesi gerektiği- Karayolları Trafik Kanun kapsamında olmayan tedavi giderleri için, Sosyal güvenlik Kurumu değil, zarara sebep olan araç ilgililerin sorumlu olacağı- Somut olayda; davalı işletenin aracının işletilmesi sırasında doğacak zarar nedeniyle 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu trafik sigortacısı karşılamak durumunda olduğu, davacının bir ibraname ile 156.000,00 TL ödeme karşılığında davalı şirket yönünden feragat ettiği anlaşılmakla, şayet yeni alınacak bilirkişi raporu ile sigorta şirketinin ibra karşılığı davacıya yaptığı 156.000,00 TL ödemenin zararı tamamen karşılamaması halinde davalı işleten; poliçe limitini aşan miktarda zarar varsa limiti aşan kısımdan sorumlu olacağı (aradaki poliçe ilişkisi nedeniyle), eğer limitin altında bir zarar varsa davalı işleten ibra nedeni ile bu oranda sorumluluktan kurtulmuş olacağı, davalı araç sürücüsü ise poliçe ilişkisinin tarafı olmadığından ve haksız fiil sorumlusu olarak sürücünün sigorta şirketine rücu hakkı sözkonusu olmadığından, sigorta şirketi tarafından yapılan 156.000,00 TL ödeme kadar davalı sürücünün borcu sona ereceği, sigorta ödemesinin üstünde kalan zarar miktarından ise sürücünün sorumlu olacağı-
Trafik kazası nedeni ile tazminat istemine ilişkin davada, davalı şirketler kendi aralarındaki sözleşmeye göre bazı yükümlülüklerini belirlemiş olsalar da, bu hükümler davalıların kendi iç ilişkilerini düzenlemekte olup, zarar gören üçüncü kişi konumundaki davacıyı bağlamayacağı- Sözleşmenin niteliği itibariyle işin başından sonuna kadar salt tedarikçinin kontrolüne bırakılmadığı, sözleşmenin anahtar teslimi şeklinde olmadığı, davalı A.Ş.'nin kontrol ve sorumluluğunun da devam ettiği anlaşıldığından, manevi tazminattan sorumlu olacağı- Davalının, üçüncü kişilere verilecek zararlardan kusursuz ve tedarikçi şirket ile müteselsil sorumluluğu bulunduğu- Davacılar, davalı sigorta şirketinden almış olduğu ödeme neticesinde ibraname düzenlenmesi sonucu maddi tazminat talebinden feragat etmiş olup, olayda hakkın özünden feragat söz konusu olmayıp; davacı alacağına yargılama sırasında kavuştuğu için feragat edildiği, aslında davanın konusuz kaldığı ve davalıların kendilerine karşı dava açılmasına yine kendileri sebebiyet verdiğinden feragat nedeniyle reddedilen tazminat yönünden davalılar lehine davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığı-
Evlilik birliği devam ederken eşlerden biri ile evli olduğunu bilerek birlikte olan üçüncü kişiye karşı diğer eşin manevi tazminat isteminde bulunamayacağı-