Bir direnme kararından söz edilebilmesi için Özel Dairenin bozma kararı ile mahkemenin bozulan ilk hükmü ortadan kalktığından ve geçerliliğini yitirdiğinden direnme kararında, önceki bozulan hükmün yeniden yazılması ve özellikle önceki bozulmuş olan kararın tekrar edilmesi gerektiği- Mahkemenin, eski kararını aynen direnme kararına geçirdikten sonra sadece eski kararını genişletme yetkisine haiz olduğu, dolayısıyla gerçek anlamda bir direnme kararının varlığının kabulü için mahkemenin, bozma kararından sonra hiçbir inceleme yapmaksızın karar vermesi ve sonuçta bozulan ilk kararındaki hükmü oluşturması gerektiği-
İstinaf mahkemesinin kesin olarak verdiği verdikleri kararlar ile istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına karşı kanun yararına temyiz yoluna başvurabileceğinden eldeki başvuruya konu ilk derece mahkemesi kararı bölge adliye mahkemesi denetiminden geçerek kesinleşmiş olup kanun yararına temyiz incelemesine konu edilemeyeceği-
Görevle ilgili düzenlemelerin kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetildiği- Tarafların da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabildikleri- Görev itirazı yapılmamış olsa dahi mahkemenin resen, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlayacağı- Somut uyuşmazlığın taşıma sözleşmesinden kaynaklandığı- Davacının ticari ve mesleki amaçla hareket etmediği- Davacının tüketici, davacının işleminin ise tüketici işlemi olduğu- Bu durumda Mahkemece uyuşmazlığın 6502 sayılı Kanun kapsamında kaldığı, Tüketici Hakem Heyetinin uyuşmazlıkta görevli olduğunun kabulünün gerektiği-
İhalenin feshi istemini, inceleme görevinin Sulh Hukuk Mahkemesine ait olduğu- Görevsizlik kararı ile dosyanın re'sen görevli olduğunu belirttiği mahkemeye gönderilmesi yönünde hüküm tesisi gerekirken sadece mahkemenin görevsizliğine ve görevli mahkemenin tayinine karar verilmesi ile yetinilmesinin isabetsiz olduğu-
Temlik alan davacının temlik eden davalıya karşı temlik edilen alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe itirazın iptali talebine ilişkin olarak mahkemece verilen kesin kararda, kararın kanun yararına bozulmasını gerektirecek açık hukuka aykırılığın bulunup bulunmadığı- Kabul edip etmemenin hâkim veya mahkemenin takdirine bağlı olduğu istekler hakkında verilen kararlar ile kanıtların değerlendirilmesine ve şahsi hakka ilişkin kararlar kanun yararına bozma konusu olamayacağı-
Davanın, dava dilekçesinin kaydedildiği tarihte açılmış sayılmasına rağmen görevsizlik kararı üzerine dosyanın tevzi edildiği tarihi dava tarihi kabul eden raporun hükme esas alınarak karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-
Velayet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle açılan tazminat istemli davada davanın değeri 60.000 TL olup İlk Derece Mahkemesince talebin 4.091,63 TL' si kabul edilmiş olmasına karşın; asıl davada kabul edilen miktarı geçecek şekilde davacı aleyhine 9.200,000 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu-Davanın kısmen kabul edildiği nazara alındığında davalı ve davacı vekili lehine hükmedilen ücreti geçmemek kaydıyla vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken bu konuda hüküm kurulmamasının doğru görülmediği-
Dava konusu işlerin teslim edildiği 2013 yılından, icra takibinin yapıldığı 08.04.2019 tarihine kadar kanunda öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresi gerçekleştiğinden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği- Hatalı hukuki değerlendirme ile "yapılan işin bir eseri meydana getirmek olmadığı, işin tamirat tadilat olduğu, bu nedenle 5 yıllık zamanaşımı süresinin olayda uygulama alanının bulunmadığı" gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı-
İşçinin evlilik nedeni ile iş sözleşmesini feshederek kıdem tazminatına hak kazanabilmesi için bu hakkın, evlilik tarihinden itibaren bir yıl içinde kullanılması gerektiği- Fesih hakkının evlilik tarihinden sonraya ilişkin ve bir yıl içinde kullanılması gereken bir hak olduğu gözetildiğinde, somut olayda davacı işçi bakımından evlilik nedeni ile fesih şartlarının bulunmadığının açık olduğu- Buna göre davacının kıdem tazminatı talebinin reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu-
Tefrik edilen davanın ayrı ve bağımsız bir dava olduğu, bu nedenle asıl dava ile birlikte yargılaması devam ederken asıl davadan tefrik edilen dava yönünden, yargılama giderlerinden olan vekalet ücretine ayrıca hükmedilmesi gerektiği-
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • kayıt gösteriliyor