Kararın gerekçe kısmında, 42.250.000 USD'lik talep yönünden davanın kısmen kabulüne, diğer talepler yönünden davanın reddine karar vermek gerektiğinin belirtildiği; buna rağmen hüküm fıkrasında, 46.296,90 USD'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 46.296,90 USD alacağın 42.250,00 USD'lik kısmına 22/03/2002 dava tarihinden itibaren Kamu Bankalarının USD ile açılan 1 yıllık mevduat hesabına uygulanan en yüksek oranda faiz yürütülmesine karar verildiği; mahkemece, kabul edilen miktar yönünden gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişkiye yol açıldığı-
Kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki oluşturulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu- Birleştirilmesine karar verilen davalarda ayrı ayrı hüküm kurulmadan, tek bir dava varmış gibi hüküm kurulmasının hatalı olduğu- Eldeki davanın sonucunu etkileyeceği açık olan diğer dava dosyasının eldeki dava bakımından bekletici sorun olarak kabul edilmesi gerektiği-
Gerekçeli karar ile kısa kararın uyumlu olması gerekeceği, mahkemece yapılacak işin; önceki karar ile bağlı olmaksızın çelişki giderilmek suretiyle yeni bir karar vermekten ibaret olduğu-
Tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılması, kısa kararın müphem nitelikte olması ve ayrıca icra takibindeki asıl alacağın hükümde belirtildiği miktarda olmaması nedenleriyle, HMK'nın 298/2. maddesine aykırılık teşkil ettiğinden kararın bozulması gerektiği-
Kısa kararda “.. avans faizi” gerekçeli kararda “...yasal faiz" işletilmesine karar verilmesinin çelişki yaratacağı-
Mahkemece; önceki rapor hükme esas alındığı halde, gerekçe bölümünde sonraki rapordaki açıklamalara yer verilmesinin çelişki oluşturduğu-
Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu-
Tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmasının hükmün bozulması gerektireceği-
Davacının ayrı ayrı maddi-manevi tazminat talebi bulunmasına rağmen, yalnızca “25.000TL uygun tazminat” adı altında hüküm kurulduğu, hükmedilen bu tazminatın maddi mi manevi mi olduğunun açıklanmayıp, diğer talep hakkında da hüküm kurulmadığı, bu şekilde Anayasanın 141/3. ve 6100 sayılı HMK.nun 298/2. maddesine aykırı davranıldığı-
Gerçek ya da tüzel kişi olan adi ortaklığın ortaklarından her birinin, adi ortaklık hakkında yapılan takibe yönelik olarak şikayet haklarının bulunduğu, icra mahkemesine "adi ortaklık adına" yapılan başvurunun ise, "aktif husumet yokluğu" nedeniyle reddi gerekeceği- İcra mahkemesince kısa kararda, "Davacının yetki itirazının kabulüne" gerekçeli kararda ise “Davacıların.... İcra Dairelerinin yetkisine itirazının kabulü ile ... İcra Dairelerinin yetkisizliğine, süresinde ve talep halinde icra dosyasının ... İcra Dairelerine gönderilmesine” şeklinde karar verilerek kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki meydana getirildiği-
